Çarşaflı Hanife! (1)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Amateur

Çarşaflı Hanife! (1)
Çarşaflı Hanife! (1. Bölüm)

Merhaba, adım Koray. 36 yaşında, evli ve iki çocuk babasıyım. Cep telefonu ve bilgisayar tamiri işi yapıyorum. Daha önce bir çırağım vardı ama işler iyi gitmemeye başlayınca çıkardım, şimdi tek başıma çalışıyorum.

Bir süre önce, hemen yanımdaki dükkanda terzilik yapan Faruk abi elinde laptopu ile geldi. Laptopu açamadığını, açıldığındaysa ekranın donduğunu, muhtemelen virüs bulaştığını söyleyerek benden format atmamı istedi. “İçinde kurtarmam gereken şeyler varsa onları yedekleyeyim mi?” diye sorduğumda, “Gerek yok, hepsini sil, önemli bir şey yok zaten!” diye cevapladı.

Faruk abi bu laptopu yeni almıştı. Bundan önce masaüstü bilgisayarı vardı ve çokça sorun çıkartan eski bir modeldi. Laptopu kendi yöntemlerimle açtım, epeyce virüsle dolduğunu ilk anda anladım. Faruk abi internette girilmedik seks ve porno sitesi bırakmamıştı ve kullandığı antivirüs programı da dandik olduğu için içine her türlü Trojan, virüs vs. bulaşmıştı.

Faruk abi oldukça muhafazakar, tutucu bir adamken, bilgisayar başında tam bir porno müptelası olmuştu. Ancak işin ilginç yanı, Faruk abinin gay ve travesti sitelerinde de epey gezindiğini, vakit harcadığını gördüm. İnternet geçmişini silmediğinden, yada virüs nedeniyle silemediğinden, girip çıktığı bütün siteler gözümün önündeydi. İçimden (Vay Faruk abi vay!) dedim gülümseyerek. Dini bütün, ibadetini kaçırmayan bir adamdı, ama nefsine hakim olamadığı ortadaydı.

Bir antivirüs programı ile temizlenemeyecek ölçüde dolmuştu laptop ve gerçekten de tek çare format atmaktı. Her ne kadar Faruk abi (Gerek yok) demiş olsa da, ben ne olur ne olmaz diyerek, içindekileri yedeklemeye karar verdim. Daha önce başıma birkaç tatsız olay gelmişti çünkü.

Laptopa boş bir harici harddisk bağlayıp, masaüstünde, belgelerimde vs. ne varsa hepsini kopyalamaya başladım. Bunun dışında harddisk ikiye bölünmüştü ve ‘D’ sürücüsünün içinde de birkaç klasör vardı. Onları da kopyaladım. Her şey bittikten sonra da, güzel, temiz bir format attım. Sağlam bir antivirüs programı kurdum.

İki saat kadar sonra Faruk abi gelince, “Al abi, tertemiz oldu, güzel bir virüs programı kurdum, bundan sonra virüs falan giremez!” dedim. “Eyvallah Koray, valla uğraşıp durdum bir türlü işin içinden çıkamadım!” dedi. Sonra da, “İçindekiler gitti mi komple?” diye sordu. Bunu söylerken yüzünde değişik bir ifade vardı. Sanki (İnşallah silmişsindir!) der gibiydi. Muhtemelen internette yediği naneleri öğrenip öğrenmediğimi merak ediyordu ve endişesinin kaynağı buydu. “Evet abi, dediğin gibi yaptım, direkt format attım, hepsi silindi!” dedim. Cevabıma sevinip, “Eyvallah, sağ olasın!” diyerek gitti. Oysa yediği haltlardan haberim vardı. Hem verileri de kurtarmıştım, ama söyleme ihtiyacı hissetmedim.

Ertesi gün öğleye doğru işim yokken harici harddiski bilgisayara bağladım, antivirüs taraması yapıp temizledim. Faruk abinin verileri arasında ne var ne yok diye merak ediyordum. Verilerin pek çoğu resimlerden oluşuyordu ve resimlerin çoğu da çocuklarına aitti. Üç kızı vardı Faruk abinin.

Resimler arasında gezinirken kızlarından hariç karısının da resimleri görünmeye başladı. Faruk abinin karısı Hanife abla tesettürlü, daha doğrusu çarşaflı bir kadınken, buradaki resimlerde başı açıktı. Ara sıra kocasının dükkanına geldiğinde görüyordum kendisini. Hatta bazen kocasına yardım etmek için çalıştığı da oluyordu. Çarşaflı bir kadın olmasına rağmen yıllardır Faruk abi ile komşu olduğum için bana karşı soğuk değildi, merhabalaşır, selam verirdi. Karımı ve çocuklarımı sorardı.

Fotoğraf makinesi ile evde çekilmiş resimlerdi bunlar. Koltukta otururken, mutfakta bir şeyler hazırlarken, yada çocuklarıyla beraber olduğu resimlerdi. Hepsinin aynı gün çekildiği anlaşılıyordu. Üzerinde uzun siyah bir etek vardı. Üstüne ise göğüs kısmı açık, beyaz koynunu gösteren, kahverengi kısa kollu bir bluz giymişti. Memeleri iri ve şişkindi. Resimler yüksek çözünürlüklü ve kaliteli olduğundan bluzun altındaki sutyeninin izini rahatça görebiliyordum. Göbeği hafif çıkıntı yapmıştı ve göbek deliği de ince bluzun altında fark ediliyordu. Ayakta olduğu resimlerde ise siyah ve bedenine oranla dar kalan eteğinin altında beliren kalçaları ve götü de gözümden kaçmamıştı. Hatta külotunun izi bile belli oluyordu.

Hanife ablanın sırtına dökülen kumral saçları vardı. Resimleri yaklaştırınca, çenesinde, dudaklarının üzerinde ve yanaklarındaki ince tüyler bile net bir şekilde belli oluyordu. Bembeyaz, güneş yüzü görmemiş kolları, koynu ve yüzü ile çekici bir kadındı. İri, kahverengi gözlerinin üzerinde pek de bakımlı durmayan kalın kaşları, ince pembe dudakları ona ayrı bir hava ve çekicilik katıyordu. Öyle ahım şahım bir güzelliği yoktu, ama her erkeğin sikini kaldıracak bir kadındı. Ve benim de sikimi kaldırmıştı. Resimlerine baktıkça sikim sertleşmiş ve kazık gibi olmuştu. Oysa bu resimlerde hiçbir şey yoktu, ama Hanife ablayı yıllardır kapalı bir kutu gibi görüyordum ve şimdi de o kutunun içindekileri görünce sikim kalkmıştı. Dükkana birisi girse ayağa kalkacak halim yoktu.

Bu arada büyük kızı Ayşe’nin de başı açıktı resimlerde. Annesi kadar olmasa da fena sayılmayacak bir güzelliği ve çekiciliği vardı onun da. Annesinden biraz daha kısa kalıyordu. Daha önce birkaç kez telefonu arızalandığında tamir etmiştim. Babasının yanına her geldiğinde bana da bir merhaba demekten çekinmezdi. Türbanlı bir kızdı, ama buradaki resimlerde koyu kahverengi saçları omuzlarına dökülüyordu. 18-19 yaşlarında bir kızdı Ayşe. Yaşına rağmen memeleri erkenden olgunlaşmış, iri, sulu birer şeftali gibiydi. Annesininki gibi kısa kollu bluzunun altında top gibi şişkin görünüyorlardı.

Son klasörde ise Faruk abinin ve karısıyla kızlarının kimliklerinin arkalı önlü resimleri vardı. Abla dediğim kadının benimle aynı yaşta olduğunu görünce çok şaşırdım. Oysa benden büyük gösteriyordu, ama gerçekte aynı yaştaydık. Kimlikte başörtülü bir resmi vardı. İnce pembe dudaklarında hafif bir gülümseme belirmişti. Kızı ayşe ise tahmin ettiğim gibi 18 yaşındaydı, ama buradaki resimde daha küçük gösteriyordu. Ortanca kızı 14, en küçüğü ise 8 yaşındalardı. Hanife çocuk denecek bir yaşta evlenmiş ve 18 yaşında da anne olmuştu.

Kimlik resimlerinin olduğu klasörde bir de gizli klasörün olduğunu gördüm, ama içeri giren bir müşteri nedeniyle açamadan kapattım. O gün başka da bakamadım. Ancak ertesi gün akşamüzeri işim bittiğinde gizli klasördekilere bakma fırsatım oldu.

Klasörün içinde resimler ve birkaç video vardı. Klasörü yanlışlıkla gizli yapmıştır diye düşünürken, ilk resmi açınca öyle olmadığını anladım. Yatak odasında çekilmiş bir resimdi ve bu resimde Hanife’nin altında diğer resimlerdeki siyah eteği vardı, ama üstünde sadece sutyeni ile duruyordu. Yüzü görünmüyor, sadece boynundan aşağısı görünüyordu. Beyaz sutyeni memelerini zor zapt ediyordu. Sutyenden taşacakmışçasına şişmişti memeleri. Sikim bir anda sertleşmeye başladı. (Bu ne amına koyayım?) dedim heyecanla.

Bir sonraki resimdeyse ellerini arkaya atmış, sutyenin kopçasını açmaya çalışıyordu. Kalbim küt küt atmaya başladı. Sikimin sertliği de her saniye çoğalıyordu. Harddiski çıkardım bilgisayardan. Kalktım ve dükkanın kapısını içerden kilitledim. Sonra da dükkanın arkasında kalan ve önden görünmeyen tarafa geçtim. Burası penceresi olmayan, küçük oda gibi bir yerdi. Tamir ve bakım işlerini yaptığım tezgahla beraber birkaç sandalye koymuştum. Hemen harddiski buradaki masaüstü bilgisayarına taktım.

Ekran açılır açılmaz o klasöre girdim büyük bir heyecanla ve üçüncü resme tıklayıp açtım. Bu resimde de Hanife’nin elleri arkadaydı, sutyenin kopçasını açmıştı, ama henüz çıkartmamıştı. Faruk abi seri halde, arka arkaya çekmişti bunları. Bir elimi sikime atarken hemen diğer resme geçtim. İşte bu resimde Hanife’nin memeleri karşımdaydı. 27 inçlik ekranımı kaplıyordu memeleri. Etli birer zeytin tanesini andıran meme uçlarını hafif pembe meme başları çevreliyordu. 36 yaşındaki Hanife’nin memeleri 3 çocuk doğurmasına rağmen henüz sarkmamıştı. Dolgun memelerinin uçları bir genç kızınki kadar dik olmasa da kalkıktı halen.

Sikim kazık gibiydi artık. Pantolonumun önünü açtım ve sol elimi sikime atıp sıvazlamaya başladım. Çıkık, ince siyah tüylerle kaplı karnı ve göbeği yuvarlaktı. Büyük bir heyecanla sonraki resme geçtim. Bu resimdeyse memelerini alttan kavramış ve kaldırmıştı. Yüzü görünmüyordu yine. Elimi külotumun içine attım. Ardından gelen resimdeyse elleri yine memelerindeydi.

Sonraki resimdeyse siyah eteğini indiriyordu. Devam eden resimde beyaz pamuklu külotu ile kaldığında sikimin kafasından zevk sıvıları gelmeye başlamıştı bile. Güneş yüzü görmemiş, un gibi bembeyaz bacakları ve kalçaları tam karşımdaydı. Resimleri yaklaştırıp bakınca ince siyah tüyler haricinde bacaklarında ve kalçalarında bir şey olmadığını gördüm. Kalın lastikli külot kasıklarını sıkıyordu. Resmin yüksek çözünürlüğü ve netliği amının külotta çıkardığı izi bile belli ediyordu.

Arkasından gelen resimdeyse sıra külota gelmişti ve Hanife külotunu indirirken öne doğru eğilmişti. Memeleri sarkmıştı bu resimde aşağı doğru. Ve nihayet onuncu resimde Hanife’nin amı karşımdaydı. Etli, hafiften kararmış am dudakları vardı. Amının üzerinde ve etrafında, kasıklarında bir miktar ama uzun olmayan siyah kıllar vardı. Kalbim duracak gibiydi artık.

Faruk abi neden böyle resimler çekmişti bilmiyorum, ama iyi ki çekmiş demekten kendimi alamıyordum. Onu dinleyip de verileri yedeklemeseydim bu hazineden mahrum kalacağım da aşikardı. Daha fazla o halde kalamadım ve kalkıp pantolonumu ve külotumu çıkardım. Resimlere bakarken sikimi sıvazlamaya başladım.

Diğer resme geçtiğimde Hanife’nin kışkırtıcı götü tam karşımdaydı. Derin, yassı bir tabağı andıran bel çukurunda ince siyah tüylerden epey vardı. Ama dolgun göt yanaklarında kıldan, tüyden eser yoktu, tertemizdi. Elim sikimin kafasından gelen zevk sıvıları ile ıslanmıştı. Kendimden geçer gibi oluyordum, boşalacaktım nerdeyse. Ama kendimi tuttum ve sonraki resme geçtim.

Hanife yatağın üzerinde köpek gibi domalmıştı ve Faruk abi bu şekilde arkasından çekmişti resmini. Amının derin yarığı ve hafiften ayrık duran göt yanaklarının arasında koyu kahverengi bir çukuru andıran göt deliği karşımdaydı. Artık daha fazla duracak halim kalmamıştı. Elime bolca tükürdüm ve şiddetle 31 çekmeye başladım. Saniyeler sonra büyük bir hınç ve şehvetle boşalırken gözlerimi karşımdaki resimden ayıramıyordum.

Döllerim elime, kasıklarıma, sikime ve oradan oturduğum eski koltuğa akmıştı. Boşalmanın verdiği rahatlık ve yorgunluk tüm bedenimi esir almaya başlamıştı. Bir süre gözlerim kapalı halde kaldım. Sonra da eski bir bezle sikimi ve elimi, kasıklarımı sildim. Şimdi rahatlamıştım, o nedenle hemen diğer resme geçtim.

Resim açılır açılmaz, “Uhhhh!” dedim yüksek sesle. Çünkü Faruk abi sol elinin baş ve işaret parmakları ile karısının göt deliğini açığa çıkartırken çekmişti bu resmi. Göt deliği en ince ayrıntısına kadar ekranımı kaplıyordu.

Hanife’nin göt deliğinin ağzında kısa siyah kıllar ve onun etrafında ise kıl kökleri vardı. Deliğin etrafında birkaç küçük içi irin dolu sivilce vardı ayrıca. Göt deliğinin ağzındaki ince, kahverengi deri bir noktayı andıran deliğin içine doğru sanki akıyor ve orada kayboluyordu. Hanife’nin götten sikilmediği belliydi. Deliğin darlığına bakınca anlaşılıyordu. Terlemiş ve ıslak görünen delik fotoğraf makinesinin güçlü flaşı altında parlıyordu. İnce ve uzun bir saç teli göt deliğinin hemen üzerindeydi.

Hemen diğer resme geçtim. Bundaysa Faruk abi aynı şekilde, ama bu kez amını aralıyordu Hanife’nin. Kalın, etli am dudaklarının arasında sulu ve pembe, insanı yakıp kavuran amının içi sanki ekranımda değil de gerçekten tam karşımdaydı. “Helal olsun sana Faruk abi!” dedim heyecanla. Boşalsam da heyecanım yeniden yavaş yavaş artmaya başlamıştı. Sikim de yine sertleşiyordu.

Sonraki resimdeyse göt deliği ve amı bir aradaydı. Hanife götünü yukarı kaldırmış ve faruk abi bu haldeyken çekmişti resmi. Göt deliği yukarı bakarken biçimli amı tam karşımdaydı. Etli, koyu am dudaklarının arasından amının ıslak ve kaygan pembeliği görünürken üstte minik bir boşluk vardı. O boşluğun içinde de ayrıca kara bir boşluk daha vardı. Adeta bir mağaranın girişi gibiydi. Amının ve göt deliğinin etrafındaki kılları ve kıl köklerini tek tek sayabilecek kadar netti resim. Amı ile göt deliğinin arasında hafiften şişkin bir sivilce vardı.

Bundan sonraki resimde hanife yatağa sırt üstü uzanmış ve dizlerinden büktüğü bacaklarını iki yana açmıştı. Elleri kasıklarındaydı. İlk defa yüzü görünüyordu. Diğer resimlerin hiç birinde görünmemişti yüzü. Halinden pek memnun değilmiş gibi dursa da kocasına açık açık poz veriyordu bu resimde. Sanki istemem yan cebime koy gibi bir haldi bu. Dolgun memelerinin uçları sanki fezaya çıkacak birer füze gibi dimdikti.

Diğer resimde Faruk abi karısının amına odaklanmıştı yine. Ancak bu kez ekranda Hanife’nin parmakları vardı. Yakın çekim resimde Hanife amının dudaklarını tutmuş ve iki yana ayırmıştı. Sanki, “Amımı açıyorum sana!” diyordu bu haliyle. amının derin içi, sulu pembeliği daha fazla belliydi. Am dudaklarının hemen kenarında bitivermişti siyah kıllar. Sanki bir tarlada boy veren buğday başakları gibi am dudaklarının her iki yanını sarmış, kaplamışlardı. Kasıklarına doğru azalıyordu kıllar. Ama kılların bazıları uzunken bazıları kısaydı. Bu da Hanife’nin bazı kılları tam kesemediğini gösteriyordu.

Bir diğer resim de bunun benzeriydi, ama bunda amının hemen altındaki göt deliği de arzı endam ediyordu. Kalp atışlarım yeniden çoğalıyordu. Heyecanımdaki artış da gittikçe yükseliyordu. “Amına koyduğumun herifi çok şanslıymış!” dedim kendi kendime. İnsanın böyle bir karısı olup da başka ne istesin diye düşündüm. Ama sonra faruk abinin porno sitelere, hele de gay ve travesti sitelerine girip çıktığını düşününce, “Aamına koyduğumun ibnesi!” dedim kahkahayla.

Sonraki resimse başka bir noktayı işaret ediyordu. Bu resimde faruk abi kendi sikinin resmini çekmişti. Kalkık halde en fazla 12-13 santim geliyordu siki. Ama bunun ardından gelense bambaşkaydı. Hanife kocasının sikini ağzına almıştı. Yatakta oturuyordu Hanife ve kocası önünde ayakta dururken sikini dudaklarının arasına sokmuştu. Patlayan güçlü flaş Hanife’nin yüzünü, burnunu ve kumral saçlarını aydınlatmıştı. Sol eli kocasının sikindeydi. Sikini kökünden sanki bir küreğin sapını tutuyormuş gibi tutmuştu. Sakso konusunda acemi gibi görünüyordu bu haliyle.

Devam eden resimde gene kocasının siki ağzındaydı. Faruk abinin sol eli karısının saçlarının arasındaydı. Hanife sikini ağzına alırken o da başını okşuyordu onun. Sikin kafasını almıştı ağzına yalnızca. Sonrasında biraz daha ileriye gitmişti Hanife ve sikin nerdeyse yarısı ağzında kaybolmuştu. Faruk abinin eli gene saçlarındaydı. Bir sonraki resimdeyse Hanife’nin dudaklarının kenarında kocasının dölleri belirmişti. Sik halen ağzındaydı. Sonrakindeyse dudağın kenarından taşmıştı döller. Faruk abinin boşaldığını gösteriyordu bu resim. Hanife kocasını boşaltmıştı. Sikin kafası sadece ağzındaydı bu resimde.

Bir sonrakindeyse siki ağzından çıkarmış ve dudaklarının kenarındaki dölleri eliyle siliyordu. Faruk abinin sikinin üzeri dölleri ile kaplanmıştı. En son resimde ise Faruk abi karısının ağzını ve çenesini çekmişti. Dölleri Hanife’nin ağzının kenarlarında ve çenesinde vardı. Hanife’nin sol elinin parmakları çenesindeydi. Çenesindeki ve dudaklarının kenarındaki ince tüyler kocasının dölleri ile ıslanmış, sulanmıştı. Dikkatimi çeken bir şey vardı bu resimde. Hanife kocasının ağzına boşalmasından iğrenmiş gibi durmuyordu. Oysa pek çok kadın, ki aralarında benim karım da vardı, bundan nefret ederken Hanife hiçbir şey olmamış gibi davranmıştı.

Resimler burada sona ererken avuç dolusu tükürüğü sikimin kafasına sürdüm. Karşımda bu resim varken 31 çekmeye başladım. Hanife’nin bu hali beni fena azdırmıştı. Sanki ağzının kenarlarında kocasının değil benim döllerim varmış gibi hayal ediyordum. Deli gibi asılıyordum sikime. Derken büyük bir istekle boşaldım. Hanife’nin resimleri, çok kısa aralıkla iki defa 31 çekmeme, boşalmama sebep olmuştu.

Boşalmanın verdiği rahatlıkla bir sigara yaktım. Ekranın karşısında belden aşağım çıplak halde sigaramı içtim. Aynı bezle sildim sikimi. İlk videoya tıklayıp açtım. Ekranın yanındaki hoparlörü de açtım sesleri duymak için. Faruk abi, karısı kahverengi bluzunu çıkartırken onu videoya alıyordu. Hanife bir şey demeden bluzunu başının üzerinden çıkartınca sutyeni ile kalmıştı. Birkaç saniyelik kısa bir videoydu bu ve fotoğrafların netliğine sahip değildi.

Hemen ikinci videoya geçtim. İşte bu tam bir bombaydı. Faruk abi makineyi komodin yada başka bir şeyin üzerine koymaya çalışıyordu. Elleri görünüyordu çoğunlukla, ama hemen sonra kameranın sallanışları bitince yatak yandan görünecek şekilde karşımdaydı. Hanife yatakta sırt üstü yatıyordu ve kameraya bakıyordu. Faruk abi karısının üzerine uzandı. Hemen ardından da memelerini emmeye başladı. Hanife bu sırada kocasının yarı yarıya ağarmış saçlarını okşuyordu. Karısının dolgun memelerine aç bir kurt gibi saldırıyordu. Onları elleriyle sıkıca kavrayıp uçlarını iştahla emiyordu. Hoparlörün sesini iyice açtım. Onlardan gelen bir ses yoktu ama dikkatimi çeken dışardan gelen araba ve korna sesleriydi. Bu arada yine dışardan gelen belli belirsiz konuşmalar, çocuk sesleri vardı. Videoyu gündüz çekmişlerdi. Çocukları evde yoktu belki de bu sırada.

Faruk abinin karısının memelerini emmesi fazla uzun sürmedi. Bu kez dudaktan öpüşmeye başladılar. Hanife kocasının sakallı yanaklarından tutuyor, Faruk abi ise başını bir sağa bir sola oynatarak karısının ince dudaklarını emiyordu. İkisinin de dudaktan öpüşme konusunda pek bilgi sahibi olmadıkları belliydi. Onların bu hali beni güldürüyordu. Öpüşmeleri de fazla sürmedi. Sıra sikiş aşamasına gelmişti, anlaşılan karı kocanın ön sevişme faslı bu kadardı.

Hanife dizlerinden büktüğü bacaklarını iki yana açarken Faruk abi de dizlerinin üzerinde doğrularak karısının bacakları arasına yerleşti. Bu sırada kalkık sikini sıvazlıyordu. Birkaç saniyenin sonunda Hanife’nin üzerine eğildi, Hanife bacaklarını biraz havaya kaldırarak kocasının amına girmesini sağlarken Faruk abinin dudaklarından derin bir inilti çıktı. Siki sonunda karısının amı ile buluşmuştu. Bu durum Hanife’nin de kocasının ardından inlemesine sebep oldu. Hanife’nin dudaklarından dökülen, “Uffff!” sesiyle birlikte Faruk abi Start’ı duyan bir atlet gibi harekete başladı.

Götünü hızlı hızlı kaldırıp indirmeye başladığında Hanife’nin dudaklarından çıkan iniltiler de çoğalıyordu. Kesik kesik ama derinden gelen iniltilere kasıklarının çarpışmasından çıkan ‘Şlap, şlap, şlap!’ sesleri eşlik ediyordu. Faruk abinin güçlü abanmaları Hanife’nin havaya kaldırdığı bacaklarını sallarken yatak da aşağı yukarı zıplıyordu. Bu esnada Hanife’nin dolgun memeleri de sallanıyordu. Karşımda amatör bir sikiş yaşanırken elimi sikime atıp okşamaya başladım. İki defa 31 çeksem de bu manzara heyecanımı boşalmaya rağmen artırıyordu hiç durmadan.

Hanife bacaklarını kocasının beline doladı az sonra. Faruk abi karısının amında hızlı hızlı gidip geliyordu. Hanife de onun kıllı sırtında gezdiriyordu ellerini. Memeleri Faruk abinin göğsünün altında yassılaşmış ama hareketlerinden bir şey kaybetmemişti. Derken Faruk abi karısının amından hızlıca çıktı, kendini geriye çekerken karısına, “Geç şöyle, domal!” dediğini duydum. Videonun başından beri ilk defa konuşma sesiydi bu. Hanife kocasının emrine hemen uydu ve hızlı hareketlerle tam önünde köpek gibi domaldı. Bacaklarını biraz ayırdı.

Faruk abi sikini sıvazlarken fazla vakit kaybetmeden karısının amına arkadan girdi. Hanife dirseklerini yatağa dayamıştı bu haldeyken. Ancak bakışları kameradaydı. Kocası amında çalışmaya başlarken iniltileri yeniden çıkmaya başladı. Faruk abi karısının belinden kavramıştı sıkıca, sert sert sikiyordu onu. Az öncekinden daha yoğun ve şiddetli ‘Şlap, şlap, şlap!’ sesleri çıkıyordu şimdi. Hanife doğruldu ve ellerini dayadı yatağa, ancak bakışları bir an olsun kameradan ayrılmıyordu. O an sikilirken bana baktığını hayal ediyor, düşünüyordum. Faruk abi karısını sikerken, ben de karısını hayal ederek sikimi okşuyordum.

Faruk abinin hareketleri gittikçe hızlanmaya başlarken Hanife’nin sarkmış ve yatağa değen memeleri de oynayıp duruyordu sürekli. Bu ara, “Sik, sik, ahhh, sik, uhhh, ufff, sik, sik!” sözleri kesik kesik ve tiz bir sesle çıkmaya başladı Hanife’nin dudaklarından. Faruk abi ise karısının bu sözlerine daha hızlı ve güçlü pompalayarak yanıt veriyordu.

Saniyeler sonra faruk abiden güçlü ve yoğun homurtular ve sesler çıkmaya başladı. Boşalmıştı sonunda. Hareketleri gittikçe yavaşlarken sonunda durdu. Karısının üzerine eğildi. Sarkan memelerini avuçladı. Karı koca kenetlenmiş, bir bütün haline gelmişlerdi.

Biraz sonra Faruk abi Hanife’nin amından çıktı. Sikinden dölleri akıyordu. Hanife biraz daha domalmış halde kaldıktan sonra doğruldu ve yatağın kenarına oturdu. Sikiş esnasında sağa sola savrulan saçlarını geriye atarken, Faruk abi ekrandan çıktı ve biraz sonra da kameranın kaydı sona erdi.

Kendi halinde bir karı kocanın olağan sikişmesini izlemiştim. Faruk abi neden böyle bir şey yapmıştı kim bilir? Dindar, tam bir aile babası, mazbut bir adamdı. Karısının da ondan aşağı kalır yanı yoktu. Uzun yıllardır tanıyordum kendisini, ama bir kez bile bir falsosunu görmemiştim Hanife’nin. Evinin kadını, çocuklarının annesiydi.

Bir sigara daha yaktım. Sikimi sıvazlarken aklımda sadece Hanife vardı. Onu çatır çatır sikmek istiyordum. Ama bunu nasıl yapabilirdim? Kendi halinde bir ev kadını, anneydi. Gözü kocasından başkasını görmüyordu. Evleri işyerine yakındı ve dışarıya nadiren o da kocasının yanına gelmek için çıkıyordu. Evin alışverişini bile Faruk abi yapıyordu çoğunlukla. Onu sikebilmenin tek yolu elimdeki bu görüntüler, kayıtlardı. Onu ancak korkutarak, şantaj yaparak sikebilirdim. “Bunları internete veririm!” diye tehdit etmekti bunun yolu da. Ama bunu yapabilir miydim bilmiyorum. Böyle bir şeye cüret etmek yürek gerektiriyordu.

Daha önce birkaç defa evlilik dışı ilişki yaşamış, karımı aldatmıştım. Hatta içlerinden biri evli bir kadındı, altı ay kadar sürmüştü ilişkimiz, ama sonra kocasının başka şehre tayini çıkınca kesilmişti. Ama böyle bir şey yapmama, korkutmama, tehdit etmeme gerek kalmadan kendiliğinden başlamıştı hepsi. Bu ise bambaşka bir şeydi. Evli bir kadını zorla sikmek söz konusuydu…

Son bir video daha vardı. Onu da açtım. Hanife çıplak bir halde yatakta domalmış haldeydi ve makine faruk abinin elindeydi bu kez. Hanife’nin götü tam karşımdaydı. Faruk abi sol eliyle sikini sıvazlarken sağ eliyle de makineyi tutup çekim yapıyordu. Biraz sonra sikini yavaşça karısının amına soktu. Sik Hanife’nin amında kaybolmaya başlarken Hanife götünü sağa sola oynattı. Faruk abinin siki tamamen girmişti karısının amına.

Hemen ardından da hızlı hızlı sikmeye başladı Hanife’yi. Bu sırada elinde tuttuğu makine de sallanıp duruyordu, ama sikişi çekmeye devam ediyordu. Hanife’nin başı sanki hiç oynamıyor gibi sabitti. Faruk abi kökledikçe götünün dolgun, yağlı yanakları löpürdüyor ve şiddetli ‘Şlap, şlap, şlap!’ sesleri çıkıyordu. Faruk abinin kesik kesik nefes alış verişlerinin sesleri karışıyordu aralara.

Bu ara Faruk abi karısına, “Sen yap!” dedi ve durdu. Makineyi iki eliyle tutarak çekim yapmaya başlarken, o ana kadar sabit duran Hanife ileri geri hareket etmeye başladı. Kocasının sikini kendisi sokup çıkartıyordu amına şimdi. Faruk abi ise bu anları çekiyordu. Sikinin karısının amına kafasından dibine kadar giriş çıkışlarını net bir şekilde çekmişti.

Hanife’nin amı bir genişleyip bir daralarak kocasının sikini içine alıyordu. Göt deliği de bu esnada genişlemiş gibi görünüyordu. Faruk abi makineyi aşağı indirince amının açılıp kapanması ve göt deliğinin geniş hali ekranımı kapladı. Bu sırada Faruk abinin sol işaret parmağı göründü ekranda ve Hanife’nin göt deliğine bastırdı. Karısı hareketlerine devam ederken parmağını göt deliğinden içeri soktu. İkinci boğumuna kadar girmişti parmağı. O anda (Acaba Hanife kocasına götten de siktiriyor mu?) diye düşündüm. Resimlere bakınca olmadığını sandığım şey acaba gerçekte var mıydı?

Derken Faruk abi, “Az bekle!” dedi hırıltılı bir sesle. Hanife birden durdu bu söz üzerine. Faruk abi parmağını karısının göt deliğinden çıkardı, ama bu kez de sikini tutup göt deliğine bastırdı. Biraz sonra beni hayrete sokan olay gerçekleşti. Hanife’nin göt deliği birden açıldı ve kocasının siki içine girmeye başladı. Faruk abinin heyecanı çıkardığı seslerden ve nefes alıp vermesinden belli olurken, Hanife’nin tek bir ses çıkmıyordu.

Faruk abinin sikinin kafası girmişti Hanife’nin götüne. O an şiddetli bir ‘Şlap!’ sesi geldi. Faruk abi karısının götüne bir tokat atmıştı. “Az öne eğil!” dediğini duydum fısıltılı bir sesle. Hanife öne doğru biraz eğilirken, Faruk abi sikini daha çok bastırıyordu. Bu ara makineyi biraz kaldırdı ve göğsünün hizasına getirdi. Karısı gene sabit halde dururken, kendisi dizlerinin üzerinde ileri geri hareket ederek sikini karısının götüne sokup çıkartıyordu.

Hareketleri gittikçe hızlanmaya başladı. Hanife’nin bir bakireninki gibi görünen göt deliği lastik gibi açılıp kapanarak kocasının sikinin içine girmesine izin veriyordu. Sikinin yarısına kadarı girip çıkıyordu deliğe, ama bu kadarı Faruk abi için müthiş bir zevk almaya yetiyordu. Şiddetli iniltileri ve hırıltıları çoğalmaya başlamıştı çünkü.

Sonunda boşalmaya başladığında döllerinin karısının götünden akmasını izliyordum. Hanife’nin göt deliği sanki bir karşı baskı yaparak kocasının döllerini dışarı itiyor gibiydi. Faruk abi biraz sonra sikini çıkardı karısının götünden ve sol eliyle sıvazlayarak kalan dölleri de halen açık duran göt deliğinin üzerine akıttı.

Hafiften kızarmıştı Hanife’nin göt deliği. Faruk abi açık duran deliğe yaklaştırdı makineyi. Deliğin ağzındaki kasların kasılıp gevşemelerini ve bir açılıp bir genişlemesini net bir şekilde çekiyordu. Akıttığı ve halen içinde kalan döllerinin köpük gibi baloncuklar çıkarışını izledim. Videonun sonuydu bu aynı zamanda.

Derin bir nefes alıp verdim. O an 31 çekmediğim halde kendi kendime boşaldığımı fark ettim. Sikim kazık gibiydi yine ve kendiliğimden boşalıyordum. Bunun sebebi Hanife’ydi. Onu ne yapıp edip sikmeyi kafama koydum.

Görüntülerini internette yaymakla tehdit edip sikecektim!

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

BABANIN GÖREVİ 18

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Amateur

BABANIN GÖREVİ 18
Aradan geçen iki saatin ardından tüm vücudum o anların etkisindeydi. Barkın’ın bana yaklaşımı, dokunuşu, bakışı… Herşeyi farklıydı. Onun gözlerine her baktığımda babasını görmem tesadüf olamazdı.
Bir arkadaşımla görüşmek için dışarı çıktığımda sanki cennettimden çıkmış gibi oldu. Dışarıdaki hava bile ilk anda yabancı gelmişti. Midemde kelebekler uçuşuyordu adeta. İçimdeki sıcaklığını her düşündüğümde ıslanıyordum. Bu yüzden de çok düşünmemeye çalışıyordum.
Arkadaşımla buluştuğumda, hala bunun etkisi altındayım. Farketmesi kısa sürmedi.
“Hey, beni dinliyor musun?” diye sordu, gözleri dikkatlice bana bakıyordu.
Hemen kendime gelip; “Evet… Şu hamilelik yüzünden…”
Bakışı, endişeli olmaktan bir anda uzaklaşıp yumuşamıştı.
“Ah canım benim! Ne kadar seviniyorum bir bilsen. Sendeki değişimi de görmen lazım, resmen yanakların pembeleşmiş!” dedi. Ses tonundaki neşe, beni de neşeli yapıyordu.
“Evet… Öyle oldu galiba…” dedim, aslında o pembelik hamilelikten değil, daha başka sebeplerdendi ancak bunu açıklayamazdım. Aşık olmak gerçekten farklı bir histi, yıllar sonra yeniden hissettiğim için çok mutlu olduğum bir duygu. Bir de kendi yarattığın erkeğine aşık olmak… Bu işte zirveydi, daha üstü yoktu, olamazdı.
“İyisin iyi…” dedi gözlerime bakarak, yüzü gülüyordu. Beni böyle görmeyeli uzun süre olmuştu, hem de son dönemdeki stresim yüzünden iyice çevremden kopmuştum. Bu görüşme çok iyi gelmişti.
“Senden ne haber? Hiç anlatmıyorsun.” dedim çayımdan bir yudum alırken.
“Ne anlatayım işte, aslında hayatımda bir şeyler değişsin istiyorum ama…” derin bir of çektikten sonra devam etti; “Ne bileyim… Değişmiyor. Değişecek gibi de gözükmüyor.” dedi. Morali bozuktu.
“Hayır… Senin canını sıkan başka bir şey var. Bana söylemelisin. Ne oldu?” dedim endişeli gözlerle ona bakarken.
“Nasıl anlatacağımı bilemiyorum…” dedi.
Uzanıp ellerini tuttum. Onun böyle olması beni çok kötü yapmıştı hem de benim için bu kadar sevinmesini gördükten sonra…
“Lütfen… Anlat, rahatlarsın. Çözüm bulamasak bile konuşmuş oluruz.” dedim.
“Sanırım Alper beni aldatıyor…” dedi, sesi gerçekten de çok kötü geliyordu. Derinlerindeki acıyı anlayabiliyorum, hissedebiliyordum. Aslında bir yandan onun acısını anlamak değildi benimkisi, ben de aynısını bir başkasına yapıyor muydum acaba…
“Emin misin?”
“Evet, telefonda mesajlarını yakaladım.” dedi. Gözlerinin dolmaya başladığını görünce hemen çantamdan bir mendil çıkardım ve ona verdim. Göz yaşlarını silerken, burnunu çekti. Ona çok üzülmüştüm. İlk defa onu böyle görüyordum çünkü.
“Bilmiyorum… Ne yapacağımı bilmiyorum…” dedi, üzgün bir halde.
Aslında neden aldatıldığını bilmiyordum. Hiçbir kusuru yok gibiydi. Kızıl, uzun saçları vardı. Ortalama boyutlarda, güzel ve dik göğüsleri vardı. 38 yaşında bir kadına göre çok güzel bir vücudu vardı. Kıvrımlı kalçaları ve uzun bacakları vardı. Ancak yine de aldatılmıştı işte… Benim yapmak için bahanem vardı belki de, ama onu… Bilemiyordum.
“Neden böyle bir şey yaptı?” dedim, aslında çok gereksiz bir soru sorduğumu biliyordum ama ne diyeceğimi de tam olarak kavrayamamıştım. İlk defa böyle bir durumla yüz yüze kalıyordum. Meltem gerçekten çok iyi niyetli biriydi, her zaman yanımda olmaya çalışırdı ama yine de… Bu durumda ona nasıl yardım edebilirim, nasıl onun yanında olabilirim bilmiyordum.
“Bilmiyorum…” dedi. Çok çaresiz gözüküyordu. İçimden neler geçiyordu ama hiç bir şey söyleyemiyordum. Böyle bir durumda olmanın ne demek olduğunu ben de çok iyi biliyordum. Aslında kötü olan, bunu ben de ona yapıyordum galiba. Ancak benimki çok daha farklıydı. Benimki bir görevdi… Aslında bu biraz kendini kandırmak oluyordu sanırım, bu görevden de öteydi… Bu aşktı… Bu tutkuydu…
“Üzme kendini…” dedim. Aslında hiç bir işe yaramayacağını bilmeme rağmen.
“Çok yalnız hissediyorum kendimi, tamamen terk edilmişim gibi geliyor. O kadar kötü ki… Hiç beklemiyordum. Daha da kötüsü sorduğum zaman inkar edecek, bunu da adım gibi biliyorum.” dedi. Haklıydı, çoğu erkek zaten böyle bir şeyi kabullenmezdi.
O gün aklımı çok kurcalayan konularla geçti. Ancak yine de, o zaman onun için gerçekten üzülmüştüm.
“Barkın olduğu için çok şanslısın, yalnız bırakmıyor seni…” dedi üzüntülü bir sesle.
“Evet…” dedim. Aslında bu çok daha derin manası olan bir ifadedeydi. Barkın benim ruhumdu, kalbimdeki atıştı, nefesimdi… Ateşimdi… Suyumdu… O olmasa, neler yapardım bilemiyorum. Onunla, bu son olanlardan sonra asla ama asla bu Dünya üzerinde üzülebileceğim bir konu olduğunu düşünmüyordum. Sonra aynı olayın başıma geldiğini düşündüm… Ya benden sıkılırsa? Ya benden başkasına giderse…
Hayır…
Gidemezdi, içimde derinlerde bir yerde bir anda kıskançlık tohumları yeşermişti. Kendi kocamı bile bu kadar kıskanmıyordum ama o çok farklıydı…
Hem de çok…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Sinirlarin Ötesi

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Amateur

Sinirlarin Ötesi
GÜNCEL
SINIRLARIN ÖTESİ
SANDIK
HAKLARIMIZ VAR
GALERİ
BİZ KİMİZ?
SINIRLARIN ÖTESİ
Kocamın bana her gün tecavüz etmesine göz yumdum çünkü…
15 Eylül 2017 18:21

Son birkaç haftadır, “Bu hikayeyi kendime mi saklasam, çok mu konuştum acaba?” diye sorguluyordum, ama sanırım artık tecavüz ve ev içi şiddet hakkında açık açık konuşmanın vakti geldi.
Yaşadığım utanç ve sessizliğin etkisi o kadar büyük ki buna sessiz kalamıyorum artık. Ne zaman tecavüz ile ilgili bir hikaye duysak bunlar hep sonunda başarıya ulaşılan hikayeler oluyor; genellikle geçmişinde yaşadığı tecavüzün izlerini taşıyanların hikayeleri… Peki neden bugün hâlâ yaşayanların hikayesini hiç duymuyoruz? Neden bu meseleyi hâlâ devam eden bir sorun olarak değil de ‘üstesinden gelinen’ ve ‘başarıyla hayatına devam edilen’ hikayeler olarak konuşuyoruz? Ben bu hikayelerin çoğunun mağdurlar için pek gerçekçi olduğunu sanmıyorum.

Bizim için “Tecavüze uğradım, ama üstesinden geldim” demekte bir sorun yok. Ama “Hâlâ bu belanın içindeyim” diyecek kadar cesur değiliz henüz. Bu yüzden bu yazıyı başka biriymiş gibi yazmaktansa birinci ağızdan yazmaya karar verdim. Ve bu yüzden geçmişte yaşadığım bir şey değil de hala boğuştuğum bir bela olarak anlatacağım. Hikayeyi yazmak kolay olmadı tabii ki, ama benim dışımdaki mağdurlar da yalnız olmadıklarını bilsinler, nasıl bir süreçten geçtiklerini daha iyi anlasınlar istedim. Umuyorum ki istismara/tecavüze uğramayanlar da bu konu hakkında nasıl konuşup düşündüklerini gözden geçirirler.

Büyütülürken hakkında ağzımızı açamadığımız iki konu vardı: Ev içi şiddet ve cinsellik. İşte bu iki dünya birbirine girdiğinde kendimi bunun tam ortasında sıkışmış halde buldum. Sesim çıkmıyor, insanlara söylemeye utanıyorum ve hiçbir çıkış yolu bulamıyorum.

“TANRI SEVDİĞİNİ ISLAH EDER” (Heb 12:6)
Yirmili yaşlarımın ortasında olmama rağmen çok saftım. Beş yaşındaki çocuğun aklı vardı bende; alkol ya da uyuşturucu konusunda hiçbir fikrim yoktu. Hatta, bekaretimi yeni kaybetmiş olmama rağmen cinsellik hakkında en ufak bir bilgim bile yoktu. Rıza diye bir kelime lügatımda yoktu; ‘Hayır’ı da bilmiyordum.
Dini eğitimimi yeni tamamlamıştım ve bütün o katı kurallardan gına gelmişti. Yavaş yavaş günaha doğru kayıyordum. Sinemaya gidiyor, pantolon giyiyor, dizimin üstünü de traş etmeye başlıyor, omuzlarımı açıyordum. Herkesin yaptığı gibi…

Sonra ne olduğunu tahmin ediyorsunuzdur. İbret alınacak müthiş bir örnektim. Öyle fırtınalar, büyük saldırılar falan değil yalnız; sadece trafik kazası. Oradaydım işte; küçük bir kasabaya sıkışmış, yatağa düşmüş, sıkılmış ve cinsel olarak aç… Ve sonunda ortak arkadaşlarım aracılığıyla bu adamla tanıştım. Doğru zamanda yanlış yerdeydim anlaşılan.
O işi yaptık. Bir süre sonra ona film izlemeye gittim. Yaralarım hâlâ ağrıyordu; ilaç istedim. Bir dakika sonra elinde bir hap ve bir bardak suyla geri döndü. İçtim ilacı. Birkaç dakika sonra vücudum uyuşmaya, kafam bulanmaya başladı; sanki havada uçuyordum. Sonra ellerimi, ayaklarımı hareket ettiremediğimi fark ettim. Hiçbir yerimi hareket ettiremiyordum. Çok korktum. Mutfak karanlıkmış güya, o yüzden “kazara” annesinin anksiyete ilaçlarından birini almış olabilirmiş. Öyle dedi. Ben de inandım. Kim neden bile bile böyle bir şey yapsın ki? (Tabii şimdi ben anksiyete ilaçları alıyorum, ama öyle bir etkisi yok. Hâlâ bana ne verdiğini bilmiyorum.)

İlaçları karıştırdığı için özür dileyip güldü. “Güzel değil mi?” dedi sonra da. Ağrılarım geçmişti. Gerçekten de neredeyse hiçbir şey hissetmiyordum. Uyanıktım ama vücudumu hareket ettiremiyordum. Ne kadar sürdü bilmiyorum; sadece oturma odasında yerde uzanmış uyuşukluğun geçmesini beklediğimi hatırlıyorum. Ne hareket edebiliyordum, ne bir şey hissediyor ne de konuşabiliyordum. O halimle üzerime çıktı ve tekrar birlikte olduk.
Ya da birlikte mi olduk gerçekten? Şimdi düşünüyorum da cinsel birliktelik miydi bu, yoksa tecavüz mü?
Şimdi biraz duralım da, şu rıza meselesini irdeleyelim. Benim dünyamda rızası olmadan yapılan seks diye bir şey yoktu. Ya hareketlerinle, sözlerinle, kıyafetinle belli ediyorsundur, ya da en baştan olmaman gereken bir yerdesindir.

Eğer bir kere rıza gösterirsen, hep göstermek zorundasındır değil mi? Yani, nasıl anlayacak ki senin artık istemediğini? Herhalde biri gelip bana “Bir penisle aynı odada yatman onunla sevişmek zorunda kalman anlamına gelmez” deseydi ya da ‘Bir kere evet, bir kere hayır, başka bir zaman tekrar evet diyebileceğimi’ söyleseydi “Yok artık” derdim. ‘Erkeklerin kontrol edemediği biyolojik ihtiyaçları vardır.” Bundan başka şey bilmiyordum.

Kısa bir süre sonra hamile olduğumu öğrendim. Adamı sevmiyordum. Neredeyse hiç tanımıyordum ama önemli değildi. Bu durumlarda tek bir seçenek vardır. İşlediğim günahın bedeli diye düşündüğüm için anneme hamile olduğumu bile söylemeden evlendim. Bu bedel ağırdı ama işe yarayacağını düşünecek kadar da aptaldım. ‘Tanrı sadece ona itaat ettiğin sürece korur seni; ve içinde O’nun olduğu her evlilik hayırlıdır.’

KENDİMİ NEYİN İÇİNE ATTIĞIMI HİÇ BİLMİYORDUM
Başta her şey iyi gidiyordu. Bana karşı çok nazik ve düşkündü. Eğlenceliydi ve çok da sorumluluk sahibi gibi görünüyordu. Ailesi de çok iyiydi. Zor bir hayat geçirdiğini biliyordum ama herkesin bir geçmişi vardır. Onun için üzülüyordum, onu kurtarabileceğimi sanmıştım. Karıncaya bile zarar vermezdi ki(!)
En komik kısmı şu: İlk sohbet ettiğimizde dine küfretmişti ve ben onun doğru yolu bulmasına yardımcı olmak zorunda hissetmiştim. Evlendiğimizde bunun işe yaradığına da ikna olmuştum. Çünkü benimle kiliseye bile geldi. Küçük çocuğumuza Discovery Channel’da evrimle ilgili bir program izletip sonra da –hah- Kent Hovind konuşmalarımla alay ederken yakaladığımda ihanete uğramış gibi hissetmiştim. Tam o zamanlar kendisiyle evlenmem için hile yaptığını, şu ilaç olayının da kaza falan olmadığını itiraf etmişti.

Davranışları yavaş yavaş değişti. Yaptığım yemeğe bile bir kulp takıyor ve yemiyordu. Ama ne olacak, farklı farklı şeylere alışmıştık. Üstüme çıktığında ‘dalgalarla boğuşuyormuş’ gibi hissediyormuş, çünkü göbeğim varmış ve bundan tiksiniyormuş. Böyle diyordu. Ne yapsın, doğruyu söylüyordu. Vaiz de demişti, biz kızlar dikkat etmeli, düğün günü nasılsak öyle kalmalıymışız. Birazcık değişiklik kocamızı kandırmak olurmuş. Sonuçta büyük bir yatırım yapmışlar… Evlenmişler. ‘Atmık çöplüğüm’ diyordu bana ama şaka yapıyordu canım.

Birkaç ay sonra PlentyOfFish’te başkalarına erotik mesajlar gönderirken yakaladım onu. Tabii ki hiçbir şey olmadı. Kendini yalnız hissediyordu, çünkü ben ‘ihtiyaçlarını karşılamıyordum’.
Hamileyken seksten hiç zevk almıyordum. Nefret de etmiyordum ama sevmiyordum da. Öninde sonunda seveceğimi düşünüyordum; belki bebek doğunca hoşuma gidecekti. Bu yüzden sesimi çıkarmadan devam ettim ki belki daha iyiye gider. Onu kırmak istemiyordum zira. Kadınlık görevlerimi yapıyordum yapmasına ama çoğu zaman kaçınıyordum. Rahatsız ediyordu beni, pis gibi geliyordu. Bazen aşağılayıcı oluyordu, hatta acı bile veriyordu. Sağ olsun, bu durumlarda beni yatıştırmak için içime girmekten feragat edip sadece oral yapmama izin veriyordu(!) Ne kadar düşünceli, özverili bir adam(!)

TECAVÜZÜN ASLINDA NE OLDUĞUNU ÖĞRETMİYORLAR
Gerçek şu ki sağlıklı bir cinsel birliktelik nasıl bir şey, bilmiyordum. Gerçi, birazcık fikir sahibi olacak kadar porno ve romantik kitaplar aşırdığım oluyordu. Ama onlarda da erkekler saldırgan, kadınlar da ya istemiyor, ya da istemiyor gibi yapıyor ve iş 4 dakika 57 saniyede bitiyordu. Acı vermesi gerekiyordu yani, kan bile çıkabilirdi. Ama yeterince katlanırsan en sonunda sevmeye başlardın.
Gençken arkadaşlarımdan sadece biri cinsel olarak aktifti. Hatırlıyorum da, bunu birkaç kez yapman gerekiyor ki tam olarak girsin, diyordu; sonra zevk vermeye başlayacakmış.
Hayatım boyunca evliliğin gerektirdiği angarya işleri dinledim. Sabah ibadetlerinde bize “Bazen kocanızla yapmak istemeyeceğiniz zamanlar olacak ama sizi çağırdığında mutlaka onunla olmanız gerekir” denirdi. “Kadının erkeğine teslim olmak dışında vücudu üzerinde hiçbir sözü yoktur…” (I cor 7:4) Annem her zaman “Sarah, İbrahim’i efendim diye çağırır” derdi. [I Peter 3:6]
‘Çağırdığında’ sözü nasıl olmuş da ‘kadını yatağa kelepçeleyip onu birlikte olmaya zorladığında’ sözüne karşılık gelmiş bilemiyorum; ama doğrusu ben de arasına çizgi çekemedim bu ikisinin. (Anlamadım)

Ayrıca cinsel hayatımız için kullanabileceğimiz en olgun kelime ‘şey’den ibaretken nasıl olur da bizden bizi neyin beklediğini tahmin etmemizi beklerler?
Muhafazakar Hıristiyan kültürünün sorunu tecavüzü yanlış bir şey olarak öğretmemesi değil, tecavüzün aslında ne olduğunu öğretmemesidir. ‘Şiddet yoksa ya da yardım çağırmadıysan tecavüz değil, zinadır yaşadığın. Şiddet içeriyorsa ve gerçekten yardım istediysen bile ancak saldırganına ait değilsen bu tecavüzdür.’ (Deut. 22-23-24) Tecavüz bir kere olan bir şeydir. Ölüm kalım meselesidir. Öyle seni seven insanlarla olacak şey değildir, hele ki kocandan. Evlilik içi tecavüz mü? Hadi canım!
Uzun bir süre reddetmedim, ama istemiyordum da. Sevmiyordum; bana zevk vermiyordu. Ara sıra beni yatırıp kendi vücudundan olmayan şeyleri sokmaya çalışıyordu vücuduma. Bazen ben uykudayken yapıyordu. Kaç kere buna dayanamadığımı söyledim ama yine de yapacağını yaptı.

ÇELİŞKİYE BAKIN: İSTİSMARI ÖNLEMEK İÇİN İSTİSMARA GÖZ YUMUYORDUM
İhtiyaçlarını karşılamadığım sürece öfkesi çok daha fazla artıyordu; onun öfkesi arttıkça da ben daha çok korkuyordum. Evlendiğim adam bu değildi. Bana olan sinirini çocuğumuzdan çıkarıyordu; ama her zaman müdahale ettim. Herkesi yatıştırıyordum ve bu aşırı yorucuydu. Kocamı öfkelendirmesin diye çocuğumu hep mutlu ve sessiz tutmaya çalışıyordum. Ve öfkesini dizginleyebilmesi için bana ne isterse yapmasına izin veriyordum.

Çabalamayı bırakınca işler daha da kötüye gitti; yine de televizyondaki kadınlar gibi bir taciz olayı sayılmazdı yaşadıklarım. Evet, bana bağırdı bağırmasına; küfür etti, beni izledi, gittiğim kiliseye kadar inceledi, dişleriyle telefonumu kırdı, duvardaki telefon kablolarını söktü, arabamın motorunu bozdu, şartlarına uyayım diye çocuğum içerdeyken beni dışarıda bırakıp evin kapılarını kilitledi, ailemi tehdit etti. Bir keresinde başka bir kasabaya kadar beni takip edip kendisiyle dönmeden oradan ayrılmayacağını söyledi bağır çağır herkesin önünde. Facebook hesabıma girip insanlara benim ağzımdan mesajlar attı. Eşyaları kırıp döktü, duvarlara yumruk attı ve daha neler neler… Kendi evimde bir esirdim. Gel gör ki bana elini bile kaldırmadı.
Benim bildiğim, kıskançlık, öfke ve saldırganlık gayet normal bir erkeğin davranışlarıydı. Ben anneme çekmiştim ne de olsa. Duygusal şiddet diye bir şey benim anlayışımda hiç olmadı. Ve bana göre evlilik denen kurumda istismar olmazdı. Bana ‘o yolla’ acı verdiği sürece istismara uğramış sayılmıyordum.

İSTİSMAR GİTGİDE ARTAR
911 çağrılarıma bir yıl sonra cevap veren şerif gerçekten de herkesin bilmesi gerektiği bir şey söyledi. Dedi ki, “İstismar uygulayanın vurduğu her bir darbe her zaman bir öncekinden çok daha kötü olacaktır ve eşi tarafından öldürülen bütün kadınlar bunun onların başına geleceğine inanmıyordu.” Bu benim öğrenmiş olduğum her şeyle çelişiyordu. İnsanların değişebiliyor olması gerekiyordu ve yuvayı kuran kuş olarak bendim bunun için gereken güce sahip olan.

“Onu iyileştirebilirim.”
“Benim yüzümden öfkeleniyor.”
“Çocuklarımın babalarını görmeye ihtiyacı var.”
“Ebeveyni ayrı olan çocuklar cehenneme gider.”

Çok çabaladım, gerçekten çok uğraştım ama neticede bu adamın yakınımda olduğu fikri bile beni sindirmeye yetiyordu. Seksten nefret ettiğimi söyledim ona. Hatta beni rahat bırakacaksa bir fahişeyle birlikte olmasını bile önerdim. Ne yaptığı umurumda değildi. Artık hiçbir şey umurumda değildi. Ölü gibiydim.

MEĞER İSTİSMARCILAR REDDEDİLMEYİ SEVMİYORMUŞ
Bir gün, bütün cehaletim ve saflığıma rağmen, sonunda bunu istismar olarak adlandırdım. O öğleden sonrayı hayatım boyunca unutmayacağım: Üst katta, bir yaşındaki çocuğum uyuyordu, bense ikinciye hamileydim. Geldi, aynı vaizin dediği gibi beni bir ‘kirli çamaşır’ gibi hissettirdi. Karşı koydum, kesinlikle reddettim, ama benden daha güçlü, daha iriydi. “Yerinde dur, iki dakika sürmeyecek” gibi bir şeyler söyledi. Sonra işini bitirdi ve aşağı indi. Evliliğimin neredeyse üçüncü yılının sonunda nihayet tecavüze uğradığımı fark ettim.
Belki de karşı koyduğum için… Karşı koymaya çalışmadığın sürece tecavüz sayılmıyordu ya!

GÖRÜNENLE GÖRÜNMEYEN
Vücudumda görünen bir yara falan olmadığı için etrafımdaki herkes evliliğimizin iyi gittiğini sanıyordu. Eğer onunla seks yapmazsam çocukların önünde porno izlemekle tehdit etti (nitekim yaptı da) ve boyun eğdim. Bu konularda şikayetlenmeye başladığımda da insanlar benim iyice ‘pimpirikli anne’ye döndüğümü düşündü.
‘O çocuklarının babası’ diyorlardı. “Neden kendi öz çocuğuna zarar verecek bir şey yapsın ki?” (İnsanlar neden böyle düşünüyor?)
Bir gün nihayet onu da yaptı. O kadar sinirlendi ki, kontrolünü kaybedip beni boğazımdan tutup duvara fırlattı. O gün bir çocuk partisi düzenliyordum ve misafirler gelmeye başlamıştı bile. Neye uğradığımı şaşırmıştım. Ne yapacağımı bilmiyordum, sonra kalkıp kendime çeki düzen verdim ve misafirlerimi ağırlamaya devam ettim. Kimsenin haberi olmadı. İyi görünüyordum çünkü. Bu konuda çok yetenekliyim.
Onu benimle evlilik danışmanına gitmeye ikna ettim. Çıkardığı sonuç: Daha çok seks yapmalıymışım.

Gideceğimi söyledim, ama nereye? Biriktirdiğim bütün parayı ev için harcamıştım, üstelik hamileydim, çocuk emziriyordum. İki yaşında bir çocuğum bir de yeni doğmuş bebeğim vardı. Buna rağmen ne bir eğitimim vardı ne de bir iş deneyimim. Bırakın çocuk bakımı için bir ödeneği, meteliğim yoktu. Hatta bunlar nasıl alınır bilmiyordum da. Annem boşanmanın ne kadar günah olduğu, dua edersem güçlü olacağım hakkında nutuk çekiyordu. Sarah kocasını ‘efendim’ diye çağırırmış, bunu söyleyip durdu yine. Güya üvey babam zamanla ‘yatışmış’ ama ben yakınlarında olmadığım için anlayamamışım.

Büyükannem devlet yardımı olarak alabileceklerimi sıraladı. İnsanlar sanıyor ki yoksul, bekar bir anneysen bir sosyal hizmet kurumuna git, onlar sana bedavadan yemeğini, evini, çocuk bakımını, ödeneğini, altına Ferrari’ni, eline iPhone’nunu verecek hemen. Evet, yararlı programları var ama yardım almak o kadar da kolay değil. Öyle her başvurana da vermiyorlar.
Sonra iş bakmaya başladım; bir şeyler diktim, pişirdim, sahip olduğumuz her şeyi (fırına kadar) sattım; sırf evsiz kalmayalım diye. Bu arada, bununla ben uğraşmak zorundaydım. Eğer kocamı kızdırırsam çocukları benden almak ve daha kötülerini yapmakla tehdit ediyordu. Ailemi öfkesinden korumak için vücudumu ve gururumu feda ettim; işe de yaradı. Bunun üstesinden gelebildim. Sadece bir süre daha katlanacaktım; sonra kurtulacak, her şeyi unutacaktım. Kimdi ki o? Ne sözleri, ne hareketleri korkuturdu artık beni. Tanrı çekemeyeceğin dert vermezmiş derler. Öldürmeyen şey güçlendirir. Kesinlikle buna inanıyordum. (Laf açılmışken, sağlıksız bir ortamda kalmak seni asla güçlendirmez.)

HAYATTA KALABİLMEK İÇİN…
Nihayet bir iş buldum, çocukları gündüz bakım evine bıraktım ve boşanma davası açtım. Bu noktada ne pahasına olursa olsun her şeyi kendi başıma yapmaya kararlıydım.
Bir markette yarı zamanlı çalışıyordum ve maaşımın yüzde 75’ini gündüz bakım evine veriyordum ki işe gidebileyim. Bir yılı aşkın bir süre boyunca çocuk bakım yardımı için bekleme sırasında kaldım. Üç kere haciz uyarısı aldım. Yardımlar kim bilir kaç kere kesildi. Arabam bozuluyordu sürekli. Çocuklar hep hastaydı. Bir anne olarak bunlara katlanma gücüm yapımda vardı. Param yetmediği için çocukların bezlerini tekrar tekrar kullandım. Çalışmaya başladığımda yemek pullarım kesildi. İşin komik tarafı, çocuklarımı hâlâ emziriyordum çünkü onlara yiyecek alacak param yoktu. Öyle tamamen de dayanıksız değildim.

Eski kocam, ya nakit karşılığı ya da karşılıksız çalışıyordu sırf nafaka ödememek için; beni ‘açlıktan öldürmeyi’ planlıyordu. Çocuklarla aylarca konuşmadığı oluyordu. İğrenç oyunları için çocukların iyi durumundan istifade ediyordu. Benim param olmadığında çocuklara bir çift çorap bile almıyordu çünkü bizimle yaşamadığı sürece çocuklar onun sorumluluğunda değildi. Onları okuldan alıyor, ama bana söylemiyordu. İstediklerini yapmazsam adresini kullanmalarına izin vermeyerek dört yaşındaki çocuğumuzu okuldan attırmakla tehdit ediyordu. Yaptı da.
İş yerinde beni gözetleyip patronumla sorun yaşamama sebep oldu. Kız arkadaşı çalıştığım yerde iş bulup iş arkadaşlarıma çocukları istismar ettiğimi ve ihmal ettiğimi söyledi. (Uzaklaştırma aldı sonra).

Kocam çocukların bakıcılarını tehdit etti. Bütün bu süreçte ona geri dönersem her şeyin iyi olacağını söyleyip durdu. Çocukları artık ihmal etmeyeceğine, beni taciz etmeyeceğine, bize karşı iyi olacağına ve bize bakacağına dair vaatlerde bulundu. Hayatımız güllük gülistanlık olacaktı yine. Eğer onu tekrar seversem… Her şey bana bağlıydı.

SÖYLEMEKTEN UTANMIYORUM: ONUNLA PARA İÇİN BİRLİKTE OLDUM
Elektrik faturasını ödesin diye teslim ettim bedenimi. Çocukların önünde zıvanadan çıkmasın diye… Sahip olduğum tek ulaşım aracını bozmasın, herkesin önünde beni aşağılamasın, bıraksın da uyuyabileyim diye vücudumu teslim ettim. Ancak o zaman telefonumu geri verecek, İnternet’i açacaktı.
Şiddetle tecavüz etmesine izin verdim ki beni izlemeyi bıraksın, evden taşındığında onu aldatmakla suçladığı genç çocuğun peşini bıraksın. Bu çocuğun kamyonetinin fotoğrafını çekip ‘bu önceki hali’ diye mesaj gönderip bu sefer bacağını kırmakla tehdit edince artık ne yapacağımı şaşırmıştım. Bir şekilde onu memnun etmezsem ne yapacağını düşündükçe ödüm kopuyordu. Bu yüzden tecavüz etmesine sesimi çıkarmadım. Çünkü bu benim ‘cezamdı.’ Boşansak bile ben tanrının önünde onun karısı olacaktım. Hayatımın sonuna kadar ona ait olacaktım.
Çok utanmış, korkmuştum ve sadece istiyordum ki bu saçma sapan hareketlerine bir son versin. Bana ne yaptığı artık umurumda değildi; etrafımdakileri rahat bıraksın yeter. Hele şu ayrılığı atlatsın, önünde sonunda yatışacaktı. Sadece beklemem gerekiyordu.

‘Ev içi şiddet sonucu gerçekleşen ölümlerin neredeyse 4’te 3’ü mağdur ayrıldıktan sonra gerçekleşiyor, önce değil.’
Eğer terk etmeye kalkarsam kendini ya da beni ya da ikimizi birden öldüreceğini söylüyordu. Ama hiçbir zaman ciddiye almadım. Ta ki bir gün eve silah getirene kadar. Silahın namlusunu bana çevirip çocukların önünde tetiği çekerken eğleniyordu. Şaka yapıyordu, dolu değildi güya… (Neyse ki!)

Dava açmaya gittiğimde dedektif bunun zaman kaybı olacağını söyledi. “O bunu dedi, bu şunu dedi” meselesinden ibaretmiş. İçimi rahat tutmalıymışım, bundan bir şey çıkmazmış.
Kadın ve çocuk bakım evine gitmeye çalıştım ama onlara gösterecek fiziksel darbe izlerim varsa gelmemi söylediler. Belli ki diğer şiddet gören kadınlardan değildim onların gözünde. Yoksa önce kendime biraz zarar mı vermeliydim, ya da terbiyesizlik falan mı etseydim? İnsanların ciddiye alması için bizlerin nasıl görünmesi gerektiğine dair bir kitapçık çıkarsalardı bari.
Birkaç gece sonra, bizi neredeyse öldürüyordu. İki yanımda çocuklarla uyurken içeri girip zorla birlikte olmaya çalıştı yine. Onu etrafımda istemediğimi söylediğimde öfkeden çıldırdı. Duvarları yumruklayarak silahını almaya gitti. Bu arada ben de kendimi çocuklarla odaya kilitleyip 911’i aramak zorunda kaldım. Tam o sırada kapıyı kırdı, namluyu çekti ve ‘kendini öldürmesinin sorumlusunun anneleri olduğunu düşünsünler, anneleri onu sevmiyor bilsinler’ diye ‘çocukların gözü önünde beynini dağıtacağını’ söyledi bağırarak.
Doğrusunu isterseniz, keşke yapsaydı. Keşke oracıkta ölmüş olsaydı. İşte, itiraf ettim.

AMA ÖZÜR DİLEDİ(!)
İlerleyen zamanlarda, işim olduğu sürece çocukların masrafını o değil de ben karşılamak zorunda kalacağımı düşünerek bana ortak velayet için dava açtığında, avukatım devletin benim 911 çağrılarımdan sonra kaydettiği “aile içi şiddet veya cinayete teşebbüs” şikayetlerimin geçerli sayılmayacağını çünkü bunların boşanma sonuçlanmadan gerçekleştiğini söyledi. Hem nasıl şikayet edebilirdim ki zaten? En baştan çocukları bu duruma sokmamalıydım.

Avukatım, çekici olduğumu söyleyip çıplak fotoğrafım olup olmadığını sordu, hani ne olur ne olmaz mahkemede önümüze çıkıverir. O avukatla anlaşmamı iptal ettim. Şimdi aile mahkemesinde hakim kendisi.
Çocuk istismarını şikayet etmenin intikam isteğinden ibaret olduğunu, aşırı korumacı davrandığımı, özür dilediğine göre kocamın çocukları bensizken almasında hiçbir sakınca olmadığını düşünen danışmanlar, hakimler, CPS (Çocuk Koruma Hizmetleri Kurumu) çalışanları gördüm. Kocam dört yaşındaki çocuğu kendinden geçiresiye dövdüğünü kabullendi mahkemede; ve tutup ziyaret etme sıklığını artırdılar. Bu yazıda anlattığım her şey mesajlardan tutun fotoğraflara, çeşitli yazılara, hastane kayıtlarına, yakalama kararlarına varıncaya kadar belgelenmesine rağmen o hâlâ ebeveyn haklarına sahip. Bütün toplum istismarın ne olduğunu anlayamıyorken nasıl olur da kurbanları istismarı anlamadı diye suçlayabiliriz?

Ne zaman ev içi şiddet ile ilgili bir makale okusam aynı şeyi görüyorum: ortalama büyüklükte güneş gözlüğü takan ya da köşeye sinmiş, bir adamın yumruğundan korunmaya çalışan yıpranmış bir kadın. Ev içi şiddet darp izlerinden ibaret bir olgu değil, keza buna maruz kalanlar da kırış kırış ya da çıtkırıldım kadınlar da değil.
Eski kocamın oğluma ‘nonoş’ deyip poposuna ağır bir şekilde tokat attığı gün çekilen bir fotoğrafımız var. Oğlum o hafta üç kere halüsinasyon görmüştü. İşte o fotoğraf gösteriyor ev içi şiddetin ne olduğunu. Yardım istediğim hiç kimse ciddiye almadı beni. Şikayet ettiğim için ben kötü olmuştum.

Yaşadıklarını anlatan kadının fotoğrafı

NEDEN KATLANIYORUZ?
Bizim kültürümüz ev içi şiddeti besliyor; en baştan bugüne kadar. İnsanlar “Neden taciz ediyor?” diye sormaktansa “Mağdur neden terk etmemiş?” diye soruyor. Yüzyıllardır kadınlar suçluydu toplumun gözünde ve hukukun karşısında hep kurban edildi. Sosyoloji kitaplarında ‘öğrenilmiş çaresizlik’ten bahsediliyor; neredeyse tamamı mağduru merkeze alan sebepleri listelemiş. Ama neden hiç ‘bedensel çaresizlik’ten bahsedilmiyor? Sorunu ‘öç alma tehdidinden duyulan korku’ olarak tanımlamaktansa neden direkt ‘tehlike’ olarak tanımlamıyorlar? Kurbanın ‘asılsız’ duygularında suç bulmaktansa, gelin bu problemi kültürümüz neden idame ettiriyor; kadınlar durumlarını düzeltmek için adımlar atsa bile neden gerçekçi bir seçenekleri olmuyor, onu soralım.

Kadına kendisini korumakla çocuklarını korumak arasında bir seçim yaptırmaya zorlayıp ikincisini seçti diye onu suçlayamazsınız.
911’i aradığım o gece kocama bana ne yapacaksa yapmasına izin verseydim neler olurdu? Okula polisin geldiğini söyleyen öğretmenine o gün çocuğumun neden panik atak geçirdiğini açıklamak zorunda kalacak mıydım yine? Öfkesini yatıştırmak için benim vücudumu kullanmasına izin vermeseydim öyle bir şey daha ne kadar erken gerçekleşirdi? Şimdi burada bunu yazıyor olur muydum? Bazen iki seçenek de güvenli olmayabiliyor; sadece en az direnebileceğiniz küçük bir yol kalıyor. Ben hayatta kalmak için ne gerekiyorsa yaptım.
Acı gerçek şu ki çocuklar işin içinde olunca terk etmek bir çözüm olmuyor; sadece gidişatı değiştiriyor.

Acıları sona ermiş, herhangi bir kişi olabilirim. Nasıl kaçtığımı, şimdi nasıl kendi ayaklarım üstünde durduğumu, evimin masraflarını ödeyebildiğimi, GED diplomamı alıp gerçek bir okula nasıl gittiğimi, burslar ve ödüller kazandığımı, 4.00’lık not ortalamasını nasıl yaptığımı, çocuklarımın okulda ne ödüller kazandığını… Kısacası hayatta kalan kişinin yaptığı her şeyi oturup size anlatabilirim. Makyajımı yapıp her şey mükemmelmiş gibi kameralara gülümseyebilirim. Ama gerçek şu ki; bütün bunlar toplumumuz geleneksel aile yapısına verdiği değeri mağdurların bireysel güvenliği ve refahına verdiği değerin üstünde tutuyor diye olmadı.

Hâlâ bu serseri herifle uğraşmak zorundayım. İçerden yeni çıktı… Yine… Bana söylediği ilk şey benimle çıkmak ile ilgili bir şakaydı. Bana yerli yersiz sataşıyor ve bundan zevk alıyor. Eve benimle gelip “Takılalım” diye alay ediyor, sonra da karşılık bulamayınca “Sakin ol, rahatla” diyor. Saçma sapan bir dava yüzünden şimdiden 8 bin dolar masraf çıkardı bana. Sırf onun yüzünden işimi kaybettim ve hala üstesinden gelemediğim psikolojik sorunlar yaşadım. Şu an burada olmam bile bir mucize.
Şimdi yine bana sataşıyor, eve rahat rahat girip çıkıyor ve aşağı inip ona selam vermediğim için bana kaba diyor ve ben hâlâ bu adamdan korkuyorum. Hâlâ yerimde oturup sınırlarımı aşmasına göz yummazsam, ‘esprilerine’ gülmezsem ya da duymak istediklerini söylemezsem tekrar kızıp üzerimize çullanacak diye ödüm kopuyor. Bunları hâlâ yaptığımı fark ettiğimde sesimi çıkarmaya karar verdim. ‘Flört etmeyi bırak’ dedim; beni kışkırtmamasını, evime girmemesini söyledim.
İşte! Yine dava ediyor beni. Şu anda avukatımı arayacak kadar bile param yok. Bize sataşmak için aile mahkemesine musallat olmasını engelleyecek hiçbir şey gelmiyor elimden. Bunu yapmak için yasal hakları var; iyi bir doktor kendisi ve benim üzerimde sahip olduğu tek güç o olduğu sürece asla durmayacak. Hukuk sisteminde de; diğer bütün ticarileşmiş toplumlarda olduğu gibi, ne ekersen onu biçersin.

Hadi bakalım. Kesin kendimden nefret ediyordum ve istismar edilmek istiyordum değil mi?
Hayır, öyle biriyle evlendim çünkü öyle bir adam olduğunu bilmiyordum. Ve bizi öldürmeye teşebbüs ettiğini söylediğimde şoke olan ve inanmayan yakın arkadaşları ve ailesine bakacak olursak belli ki benim dışımda kimse onun öyle bir adam olduğunu bilmiyordu.
Bu yüzden kendini bu durumlara soktu diye kadınları suçlamayı bırakın!
Evet, yanlış seçimler yaptım, hem de çok fazla. Ama bilmemek ve öğrendiğimde doğrusunu yapmaya çalışmak benim hatam değildi. O zamandan sonra çok şey öğrendim, ama tamamen içinden çıkamadım. Kimse çıkamaz.

ŞİMDİ BİLDİĞİMİ O ZAMAN BİLSEYDİM…
Doğum kontrolü kullanmayı bilmediğim gibi tecavüzün ne olduğunu ve buna katlanmanın bende böyle silinmez yaralar bırakacağını da bilmiyordum.
Tecavüz sadece zorla birlikte olmak değildir: Rıza gösterilmeden yapılan herhangi bir birliktelik tecavüzdür. Zorla, hileyle, şantajla, tehditle yapıldıysa ya da size başka bir seçenek bırakılmamışsa bu tecavüzdür.

Ev içi şiddet kişisel bir sorun değildir. Toplumu ilgilendirir. Kurbanlara yüklenmeyi bırakıp faillere, bu failleri yaratan kültüre ve onları koruyan sisteme odaklanmadığımız sürece hiçbir şey değişmeyecek.

Bütün bu olanlar için kendimi suçlamıyorum; ama onu da suçlamıyorum. Sonuçta o da benim bulunduğum toplum tarafından yaratıldı.
Son olarak “Sadece tanrıyla yapılan evlilik hayırlıdır” diyenlere iki çift sözüm var: benim evliliğim tamamen tanrı üzerine kurulmuştu; şimdi sağ çıktığım için şükrediyorum.
Patheos adlı siteden Pınar Kaya ekmekvegul.net için çevirmiştir.

#tecavüz #aile içi şiddet

İlgili haberler

GÜNDEM
Flört şiddeti nedir?
Kadınlar için korkutucu bir deneyim! Korkmayın… Ama flört şiddetinin şiddete açılan kapılarından b…

HAKLARIMIZ VAR
Şiddete uğradığınızda neler yapabilirsiniz?
Şiddete uğrama ihtimaliniz varsa ya da şiddet dolu hayatınızı değiştirmek istersiniz ihtiyacınız ola…

GÜNDEM
Çağımızın şiddeti: Dijital şiddet
Teknolojik araçlar kadını küçük düşürmek, cezalandırmak, denetlemek için kullanılıyorsa bu dijital ş…

Önceki haber
Ercan Kızılateş’e KHK kıyağı: Tahliye edilmiş
Sıradaki haber
Kadınların kazanımı olan laik, bilimsel eğitim yok edilmek isteniyor
EN SON

Medeni Kanun’un 92. yılında kadınlar ders kitaplar…

Çocuk kanalında ölümü kutsayan yayın

Nişan yapacak kadın işçiye izin verilmesi gerekir

Kadınlar çocuk istismarına karşı mücadele yöntemle…

Sosyalizme adanmış bir yaşam: Jenny Marx*

GÜNÜN ŞARKISI: Solo le Pido a Dios
ÇOK OKUNAN
ÖNERİLEN
Editörden

İşçi kadınlar 150 günde neler sordu?

Rakamlarla Ekmek ve Gül’ün 1 yılı

Ülke çocuklar için cehenneme döndü, hükümet çocuk…

Kasım ayına dikkat!

Ekmek ve Gül’ün 6 ayı… Ne cevherler var sizde 🙂
Bültenimize abone olun!

E-posta adresiniz

KATEGORİLER
GÜNCEL
SINIRLARIN ÖTESİ
SANDIK
HAKLARIMIZ VAR
GALERİ
BİZ KİMİZ?
HAKKIMIZDA
Ekmek ve Gül, kadın kadına dertlerimizi paylaşacağımız, kadın dayanışmasıyla yaşamı güzelleştireceğimiz, bilgileneceğimiz ve dünyayı değiştireceğimiz bir mecra. Aramıza hoşgeldiniz!

Bize Ulaşın:
+90 533 209 01 78

E-mail: posta@ekmekvegul.net

BAĞLANTILAR
Ekmek ve Gül Facebook Sayfası
Antalya Ekmek ve Gül Kadın Grubu
Antep Ekmek ve Gül Kadın Grubu
Çorlu Ekmek ve Gül Kadın Grubu
Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği
Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği
Gülsuyu Gülensu Kadın Dayanışma Evi
Kayseri Kadın Dayanışma Derneği
Kızkardeşim Kadın Dayanışma Derneği
Kocaeli Ekmek ve Gül Kadın Dayanışma Derneği
Pendik Kadın Dayanışma Derneği
Tuzluçayır Kadınları Dayanışma Derneği
ÜNİVERSİTELER
Çukurova Üni. Ekmek ve Gül Kadın Atölyesi
Dokuz Eylül Üni. Ekmek ve Gül Kadın Çalışmaları Atölyesi
Dokuz Eylül Üni. Ekmek Ve Gül Kadın Çalışmaları Topluluğu
Hacettepe Üniversitesi Kadın Çalışmaları Topluluğu
Kocaeli Üniversitesi Ekmek ve Gül Kadın Çalışmaları Topluluğu
Muğla Üniversitesi Ekmek ve Gül Kadın Atölyesi
Ortadoğu Teknik Üniversitesi Kadın Çalışmaları Atölyesi
Pamukkale Üniversitesi Ekmek ve Gül Kadın Çalışmaları Atölyesi
Uludağ Üniversitesi Kadın Çalışmaları

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Turbanli hijab arab turkish asian paki Egypt

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Babes

Turbanli hijab arab turkish asian paki Egypt
Türbanlı Eşim Ortağımla Aldattı
Türbanlı Eşim Ortağımla Aldattı
Selam Seks Hikayeleri okurları Ben Kahraman.Konya’nın lüks bir semtinde yaşıyorum. 30 yaşında evli biriyim. Eşim Zeynep 26 yaşında 178 boyunda türbanlı çok fazla güzel olmayan ama çok sexi bir kadındır. İnternetten tanışarak evlendik. İlk başta ailelerimiz karşı çıktı ama ikimizin de dindar olan ailesi benim dürüst dindar ve hoşgörülü yaklaşımım işimin ve gelirimin çok iyi olması zeynep’in de başörtülü ve dindar olması sebebiyle fazla üstelemediler ve evlenmemize izin verdiler.

Ortağım Mehmet’le beraber bir şirketi yönetiyoruz ve idare ofisimiz fabrikanın dışında 3 odalı bir bürodur. Bu arada ortağım da evli ve 29 yaşında uzun boylu yakışıklı bir tiptir.

Eşimle evlendiğimiz sıralarda cinsellik konularını hiç açmaz ikimiz de utanırdık. Evlenene kadar eli elime bile değmedi. Gerdek gecemizde benim acemiliğim yüzünden çok zevkli bir sex yapmadık.

Benim aletim 14 cm. civarında fazla büyük olmadığı için eşimle ilişkimizde onun tam olarak tatmin olmadığını hissediyordum. Fakat aile terbiyesinden dolayı bişey demiyordu bu duruma. Evde bilgisayar ve internet olduğu için eşim evde sıkılmazdı. Evliliğimizin 2. yılından sonra eşimde değişimler başladı. Yani sessiz sakin bir yaşantısı olan eşim cıvıllaşmaya sürekli internetten edindiği yeni yeni şeylerden bahsetmeye başladı.

Hatta dışarıyı pek sevmeyen eşim sürekli dışarılara çıkmaya güzel ve davetkar elbiseler giymeye başladı. Bir gece sevişirken benim aletin büyüklüğü-küçüklüğü söz konusu olduğunda ben ona ‘’erkeklerin aleti ayaklarının büyüklüğü ile doğru orantılıdır’’ dedim. Benim ayaklarıma baktı ve ‘’hımmm doğru galiba senin ayaklarının büyüklüğü ortalamanın biraz altında kalıyor Ortağının ne kadar büyük ayağı ver’’ deyip gülmeye başladı.

Onun sözü benim beynimde şimşekler çaktırdı. Neyse bir gün dışarıda ki işlerimi halledeceğim sırada eşim aradı ve ofise geldiğini söyledi ve ben de ofise gittim. Büroda sekreter yemek almak için dışarıya gitmiş Zeynep ve Mehmet oturmuş sohbet ediyorlar. Aklıma Zeynepin o günkü söylediği sözlerden sonra bu durum beni bayağı tedirgin etti. Türlü türlü şeyler düşündüm. Daha sonra ki günlerde bir akşam Zeynep yarın büronuza geleceğim dedi. Ben de şüphelerden arınmak için bir müddet sonra bir arkadaşıma beni arattırıp

Zeynep’e acil büroya gitmem gerektiğini bi evrak vermem gerektiğini söyleyip evden çıktım ve elektronikçi bir arkadaşıma rica edip ortağımın ve benim odama görünmez bir yerine gizli bir kamera koydurdum. Ertesi gün Zeynep ofise geldiğinde oturmuş muhabbet ederken daha önceden ayarladığım üzere şirket sahibi bir arkadaşım büroya geldi ve ben onla ilgilenmem gerektiğini söyleyip Zeynep’i ortağımın odasına gönderdim. Ve kamerayı açtım.

Önceleri çok suspus oturan Zeynep ortağımın karşısında gerçekten çok rahat davranıyordu ve hiç ummadığım bir şekilde ortağıma ‘’senin ayakların ne kadar büyük yaa’’ dedi. Mehmet bu söze anlam veremediği için ne demek istediğini sordu. Zeynep’te gülerek kusura bakma geçen Kahraman ‘’erkeklerin ayakları cinsel organları ile doğru orantılıdır dedi de onun için senin ayaklarını incelemiştim’’ dedi.

Bu söz Mehmet’i ve beni çok şaşırttı. Ama Mehmet de boş değil heralde ki ‘’doğrudur eşim hep şikayetçi zaten çok acı verdiğini söylüyor’’ dedi. Ben bu konuşmaları duyduğumda çıldıracak gibiydim. O sıra Zeynep ‘’Ya Buse de zevkten anlamıyor heralde bizim Kahraman böyle olacak ki her gece onunla uçarız gerçekten yanlış anlama çok merak ediyorum onu (aletini)’’dedi. Mehmet’’ Valla benim için sorun değil yenge ben gösteriririm ama şu anda biri girebilir içeri’’ dedi. Zeynep te ‘’amaaan içeride Kahraman şimdi çok meşguldür hem sadece bakacağım’’ dedi.

Bunun üzerine Mehmet oturduğu yerden kalkıp Zeynep’in başucuna geldi ve sadece fermuarını açıp sikini dışarı çıkardı. Hayretler içerisindeydim. Konuşmalardan dolayı sertleşmiş siki en az 22 cm vardı. Zeynep sahte utangaçlıklar içerisinde yavaş yavaş elini koca yarağa götürdü ve ‘’gerçekten mükemmelmiş kocamın siki de böyle olsaydı benim amcığım daha bakire gibi dapdaracık olmazdı’’ dedi. Bu konuşmalar beni iyice deliye çevirdi. İçeride benim türbanlı abdest ve namazında dindar karım başka bir erkekle açık saçık konuşuyor ve onun yarağını eline almış inceliyordu.

Ben de müdahale etmiyordum. Daha sonra bu karımın açık konuşmalarını davet anlayan Mehmet ‘’elinledaha fazla tutarsan dayanamayacağım’’ dedi. azgınlığı had safhaya ulaşmış karım da ‘’Kocamın kini hiç ağzıma almadım ama internette karılar ağzına yarak alıyorlar ben de merak ediyorum. Merakımı giderebilirmiyim’’ diyen Zeynep Mehmetin de zevkten gözleri dönmüş bir halde kafa sallamasıyla o koca yarağı yavaş yavaş ağzına almaya başladı.

Ben bütün olanlara inanamıyordum.
Ama müdahale etmek de istemiyordum çünkü hem o anda sikim şimdiye kadar olmadığı şekilde büyümüşi hem de kıskançlıkla beraber zevk dalgalarına kapılmıştım. Zeynep Mehmet’in yarağını ağzına alıp bir iki git gel yaptıktan sonra Mehmet dayanamamış olacak ki ağzından yarağı hemen çıkardı ve masanın üzerine fışkırmaya başladı. İkisinin de gözlerinden zevk dalgası yayılıyordu. Ben de senin amcığı çok merak ediyorum dedi

Mehmet Zeynep’e. Zeynep te ‘’şimdi olmaz artık daha fazla riske atmayalım kendimizi yarın saat 10 da kocam toplantıya gidecek sen o zaman bize gel orda tüm meraklarımız gideririz’’ dedi. Ben artık tamamen zıvanadan çıkmıştım ve bu konuşmaları dinlerken elim gayri ihtiyarı pantolonumun içinde ki sikime gitmiş ve boşalmıştım. O sırada unuttuğum şirket sahibi diğer arkadaşıma baktım ki o da benim arkamda bütün olanları izlemiş ve bana garip garip bakıyordu. Ben de olanları kimseye anlatmamasını rica ettim.

Kameradan toparlandıklarını görünce arkadaşımı gönderdim ve yanlarına gittim. Hiç bişey yokmuş gibi davranıyorlardı. O sırada eşim annesine gideceğini akşam orda oturacağımızı söyleyince onu kaynanamgile götürdüm ve çok merak ettiğim yarın ki fasıl için kamera sistemini evin her tarafına kurdurdum. Ertesi gün ortağımı şüphelendirmemek için saat 09:45 gibi bürodan çıktım ve toplantıya hasta olduğumu bahane edip toplantıda kilere gelemeyeceğimi söyledim. Büronun yakınlarında bekledim.

Ortağımın çıkıp arabaya binip gittiğini gördüm. Ben de biraz sonra eve gittim. Kapıdan sesleri dinledim ve uzaktan (yatak odasından) sesleri geliyor olacak ki sesler çok az geliyordu. Yavaşça kapıyı açıp içeri girdim ve daha önce hazırladığım plan doğrultusunda dış kapının yanında ki odaya girdim. Yine kapıyı yavaşça kapatıp televizyonu duyamayacakları kadar düşük seste açtım. Mehmetle Zeynep gülüşüyorlardı ve Zeynep ‘’Bak daracık amcığımı merak ediyordun sen kendin soyarak bak’’ dedi.

Mehmet te Zeynep’in eteğini çıkardı ve külotunu da okşayarak çıkarıp amcığına dokundu ‘’OHHHH Nefis amcığın var Zeynep bunu yalamak istiyorum ‘’ dedi. Zeynep te ortağımı yatağımıza yatırıp kendi de (internetten görmüş olacak ki) 69 pozistyonda ortağımın üzerine çıktı ve amcığını Mehmetin dudaklarına teslim edip kendi de kocaman sertleşmiş ortağımın yarağını kırk yıllık hasretmiş gibi emmeye somurmaya başladı. Zevkten ‘’ohhhh ne güzel yarağın var Mehmet bunu her zaman yalamak istiyorum erkeğimm’’ dedi.

Bu sözler mehmeti çileden çıkarttı heralde ki boşalıyorum diye bağırmasına karım aldırış etmedi ve tüm döllerlini yalayıp yuttu benim namus timaseli türbanlı karım. ‘’Amcığının yalanmasıyla iyice zevke gelen eşim inmemiş olan yarağı tekrar yalamaya başladı ve mehmetin üzerinden inip ‘’Hadi erkeğim busenin alamadığı siki sok amcığıma delirt beni sik erkeğim’’ diye zevk içinde inlemeye başladı. Mehmet te ‘’Buse ancak Kahramanın sikinden zevk alır galiba ben sana sokuyum gel orospum’’ dedi.

Zeynep ‘’ohhh ben senin orospunum hadi kullan beni kocama boynuz taktır canım kocacım benim’’derken Mehmetin sokmaya başlamasıyla birlikte bağırmaya başladı. Ben de daha fazla dayanamadım ve kıskançlığın verdiği zevkle boşalmaya başladım.

Sonra tv. Yi kapatım geldiğim gibi yavaşça çıktım tekrar. Bu arada Mehmetin Buse hakkında söylediği söz aklımdan gitmedi. Ve ben de Mehmet’in karısını sikmeyi kafaya koydum.

Ertesi gün kameradan kayda aldığım

Mehmetle Zeynep’in şikiş kasetini cd ye çoğalttırdım ve Mehmetin toplantısı olduğu bir zamanda onların evine gittim. Buse beni görünce şaşırdı. Hayırdır Kahraman abi bişey mi oldu’’ dedi. Ben de ‘’birazdan olacak merak etme içeriye girmeliyim sana çok önemli anlatacaklarım var’’ dedim. İçeriye girince vcd ye cd yi koydum ve ona olanları izletmeye başladım. Gözleri faltaşı gibi olmuştu. Ne yapacağını şaşırmıştı. Bana döndü. Ne olacak şimdi dedi.

Ben de ne olacağı var mı ben de mehmetten onun karısını sikerek intikam alacağım her şey düzelecek dedim. O da olmaz dedi. Ben de istesen de istemesen de olacak yoksa çok kötü şeyler olur dedim. Gönülsüz olduğu görünce onu alıp yatağa fırlattım ve karşı gelme dedim. Ben onu soyup yalamaya başladıkça o direniyordu. Amcığını yalamaya başlayınca tepkisi azaldı. Sokacağım sırada ‘’beni alta alıp kendisi sikimin üzerine çıktı ve sikim amcığında zıplamaya başladı. ‘’Sik beni erkeğim mehmetten orospu karından intikamını al ohhh acı çekmeden sikilmek çok güzel erkeğimmm’’ dedi.

Daha sonra olanları mehmetle zeynepe de anlattık ve önce şaşırdılar ama birbirleri ile sikişme imkanları artık rahat olacağı için ikisi de hınzırca gülümsedi ve bizim yanımızda Zeynep mehmete hadi aslanım çıkar şu koca yarağı da kocamın önünde düz beni dedi. Biz de buse ile sevişmeye başladık ve bundan sonra ortağımla beraber karılarımızı ortak kullanmaya başladık.

Artık yapacağımız şeyleri hep beraber yapıyoruz. İki dairesi olan Dublex bir villa satın aldık ve aynı yerde kalıyoruz hem kimse şüphelenmiyor hem de rahat rahat isteyen istediği karıyı sikiyor…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

ALINTI – Dedemin Kiracısı Kuduruk Çıktı! 6.BÖLÜM

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Amateur

ALINTI – Dedemin Kiracısı Kuduruk Çıktı! 6.BÖLÜM
Evdeki kadınlar bir süre daha oturup gittiler. Giderlerken seslerini duydum, ama odamdan çıkmadım. Akşam yemeği hazırlanana kadar da kaldım odamda. Yemekten sonra, çay kahve TV faslından sonra da tekrar odama gidip erkenden yattım, uyudum.

Ertesi sabah erkenden uyandığımda güneş yeni doğmak üzereydi, kuşlar ötüşüyordu. Kalktım. Evde benden başka herkes uyuyordu daha. Kendime çay yapıp balkonda oturdum, sigarayla birlikte çayımı içerken, apartmanın dış kapısının gıcırdayan sesini duydum. Balkondan eğilip aşağıya baktığımda, Handan ablanın kocası çıktı apartmandan. İşe gidiyordu. Gözden kaybolana kadar arkasından baktım adamın. İki yıldır Handan ablayı sikmiyordu. Bunun sonucunda Handan abla iyice kuduruk olmuş, şimdi benim için yanıp tutuşuyordu. Sabah sabah sikim kalkmış, içimde deli gibi Handan ablayı sikme isteği doğmuştu. Telefon edip uyandırdım, “Kocan gitti, geliyorum yanına, kapıyı açık bırak!” dedim.

Biraz sonra onun kapısındaydım. Dediğim gibi kapıyı açmış ve aralık bırakmıştı. Sessizce girip kapıyı kapattım ve arkadan kilitledim. Handan abla ortalıkta görünmüyordu. Odasına girdiğimde yatakta beni bekliyordu. Üstünde çiçekli bir gecelik vardı. Yeni kalktığı için biraz uyku sersemiydi. Ama birazdan bütün uykusu açılacaktı. Odanın kapısını da kapatıp hemen yanına gittim ve dudaklarına yapıştım. Aynı anda o da bana karşılık veriyordu. Üstüne uzanıp öpmeye devam ettim. Handan abla bacaklarını belime dolamış, yatakta kendini oynatıyordu. Aynı anda ben de ona sürtünüyordum.

Şortumu çıkartıp boxerla kaldım, amının sıcaklığı sikime daha iyi temas ediyordu şimdi. Bu şekilde biraz öpüştükten sonra üstündekileri çıkarttım. Fazla oyalanmadan direk içine girmek istiyordum. Sikim kazık gibi olmuştu. Amına el attım, ama yeteri kadar ıslanmamıştı. Direk eğilip kılsız pembe amını yalamaya başladım. Aynı anda Handan abla da inlemeye başladı. Dilimi iyice kıvırıp amının içine sokup çıkartıyordum. Amı o kadar çok sulanmıştı ki, çenem sırıl sıklam olmuştu. Adeta amının dudaklarıyla öpüşüyordum. Dışarı doğru açılmış am dudaklarını emiyor, onları bırakıp bızırını ağzıma alıp emiyordum. Handan abla aldığı zevkten elleriyle kafama bastırıyordu.

Bir süre daha yaladıktan sonra boxerimi çıkardım ve “Hadi bakalım, sıra sende!” diyerek sikimi uzattım. Handan abla uzanıp sikimi ağzına aldı. İlk günden bugüne baya bir ilerleme kaydetmişti. Sikimi yalarken kendisi de zevk alıyordu. Hepsini ağzına alıyor, bir süre bekleyip emerek çıkartıyordu. Epeyce daha yaladıktan sonra sikimi bırakıp taşaklarımı yalamaya başladı. İnanılmaz bir şekilde azmıştım. Sikim sanki öncekine göre daha da büyüdü. Bir yandan yalıyor, bir yandan da sikimi sıvazlıyordu. Böyle giderse boşalacağımı anladım. Üstümden kaldırıp dörtayak üstüne getirdim. Elleriyle yatak başlığından tutunuyordu.

Sikimin başını biraz amının dudakları arasına sürttürdüm ve içine girdim yavaşca. Kasıklarımız kavuşmuştu. İçine girince kızgın bir sobaya girmiş gibi hissettim kendimi. Handan abla çocuk doğurmasına rağmen halen kız gibi amı vardı. Her soktuğumda amı açılıp sikimi sarıyor, çıkartırken de kapanıyordu tekrar. Dibine kadar sokup çıkartıyordum. Keyfini çıkara çıkara sikiyordum Handan ablayı. “Ohhh, sik, çok güzel, ımmh, sok!” diye inliyordu. Bir süre böyle devam ettim. Baş parmağımı terlemiş göt deliğine gezdirdim biraz. Göt deliğinin etrafı sık kıllarla örtülüydü. Baş parmağımı ilk boğumuna kadar içine soktum. Ben parmağımı hareket ettirdikçe Handan abla da kendini oynatmaya başladı. Sikimi amının daha da derinlerine almak ister gibi hızlanmaya başladı.

Boşalacağını anladığımda durdum. “Durma, devam et, gelmek üzereyim, sok hadi!” diyordu. “Sakin ol aşkım yeni başladık!” diyerek yatağa uzandım. Handan ablayı da ters şekilde üstüme oturtturdum. Narin elleriyle tuttuğu sikimi amına yerleştirip zıplamaya başladı. Kontrolü ona bırakmıştım, istediği gibi oturup kalkıyor, hızlanıp yavaşlıyordu. Bir süre sonra deli gibi oturup kalkmaya, aynı zamanda da çığlık atmaya başladı. İnanılmaz zevk alıyorduk ikimiz de. Odanın içinde, kasıklarımızdan çıkan ‘Şlop, şlopp!” sesleri, ikimizin inleme sesleri ve yatağın yaylarından çıkan gıcırdama sesleri birbirine karışmıştı.

İkimiz de adım adım boşalmaya yaklaşırken, aklıma bugüne kadar hep içine boşaldığım geldi. Yoklamak için, “Geliyorum ben, nereye boşalayım?” diye sordum. “İçime boşal, doldur içimi döllerinle erkeğimmm! Ohhhh!” diyerek orgazm oldu. Aynı anda ben de kendimi bıraktım ve deli gibi boşalmaya başladım. Müthiş zevk almıştık. Bir süre bu zevkin içinden çıkamadık. Daha sonra Handan abla üstümden inip, kendini yanıma devirdi. Soluğumuz düzelene kadar öylece bekledik.

“Hep içine boşalıyorum, bir sıkıntı çıkmasın?” dedim. O da, “Geçen sene rahmimde kist vardı, kötü huyluydu, tedavi işe yaramayınca mecburiyetten aldırdım!” dedi hüzünlü bir sesle. Bir daha çocuk doğuramaycak olmasına üzülmüştü. Neşesini yerine getirmek için, “İyi ya işte, ben de içine rahatlıkla boşalabilirim, inan bu çok hoşuma gidiyor!” diyerek dudaklarından öptüm. Daha sonra ona, “Birkaç gün sonra tatile gideceğim, haberin olsun hayatım!” dedim. “Geri geleceksin ama değil mi?” dedi yüzünü asarak. “Geleceğim tabi, daha götünün tadına bakacağım!” diyerek elimi kalçalarına attım. “Sana feda olsun!” diyerek kafasını göğsüme koydu.

O şekilde yatarken gözlerimiz kapanmış, uyumuşuz. Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum, terden sırılsıklam olmuş bir şekilde uyandım. Güneş tam yattığımız odaya vuruyordu. Ben kalkınca o da kalktı. Banyoya geçtik beraber. Birbirimizi yıkayıp kurulandıktan sonra, giyinip eve geçtim.

Annem uyanmış, kahvaltı hazırlıyordu. Benim görünce, “Hayırdır oğlum, nerden geliyorsun böyle sabah sabah?” diye sordu. “Sabahın köründe uyandım, uyku tutmayınca çıkıp dolaştım biraz!” diyerek geçiştirdim. Anneme daha sonra, iki gün sonra arkadaşlarla tatile gideceğimi söyledim. Annem bilirdi benim huyumu, normalde bu kadar durmam bile fazlaydı memlekette.

Kahvaltıdan sonra biraz evde durup, odamda vakit öldürdüm. Öğleye doğru Zübeyde abla aradı, “Ankara’ya gitmiyormuyuz?” dedi. Aklımdan tamamen çıkmıştı. “Tamam yarım saate alırım seni!” dedim. “Otobüsle gidelim, nasıl getireceksin iki arabayı da?” diyerek güldü. Bana araba almayı kafasına koymuştu. Ama ben bu durumu aileme açıklayamayacağım için arabayı saklayacaktım. “Tamam o zaman, 12:00 otobüsüne yetişelim! Otogarda buluşuruz!” diyerek kapattım telefonu. Otogar dedemin evine yakındı, yürüyerek kısa sürede ordaydım. Biletleri alıp, Otogarın önüne çıktım, bir sigara yaktım, Zübeyde ablayı beklemeye koyuldum.

Sigaramı içerken, baba tarafından akrabam olan Burcu ablayı gördüm. Burcu abla benim ilk defa çıplak gördüğüm kadındı. Ortaokula giderken İbrahim diye bir arkadaşım vardı. Burcu abla aynı zamanda da İbrahim’in teyzesiydi. Burcu ablaların ilçenin biraz dışında bahçeleri vardı. Bahçe sulamaları için kuyu suyuyla dolan büyük bir havuz yapmışlardı. İbrahim’le yazın sıcağından bunaldığımız için oraya yüzmeye gitmeye karar vermiştik. Kimseye birşey demeden gitmiştik…

Bahçe içinde küçük bir kulübe tarzı prefabrik ev yapmışlardı. Oraya yaklaştıkça içerden inleme sesleri geliyordu. İbrahim’le gözgöze gelip, birbirimize sus işareti yapıp camdan baktık gizlice. Burcu abla kocası İlhan abiyle sikişiyordu. İkisi de kendinden geçmişti. İlhan abi Burcu ablayı yatırmış hızlı hızlı sikiyordu. Burcu ablanın memeleri deli gibi sallanıyordu bu sırada da. Çok geçmeden İlhan abi içinden çıkıp göbeğine boşalmıştı Burcu ablanın. İbrahim’le hemen ordan uzaklaşıp bahçeden çıkmıştık. Gördüklerimizin etkisiyle, ne benden, ne de İbrahim’den ses çıkmamıştı.

Aklıma kazınan bu görüntüler, Burcu ablayı şimdi Otogarda görünce yeniden canlandı. Burcu abla beni görmemişti. Arkasından bir süre baktım. Biraz kilo almış, ama bu ona yakışmıştı. Fiziği çok güzeldi. Sonra yanına gidip selam verdim. Önce çıkartamadı beni, ama kendimi tanıtınca, sıkıca sarıldı bana ve “Ne zamandır görmüyordum seni, kocaman delikanlı olmuşsun yakışıklım!” dedi. Anlaşılan beni halen küçük bir çocuk gibi görüyordu. Sarılırken yumuşacık göğüsleri aramızda sıkışmıştı. Ve bu beni tahrik etmeye yetmişti.

Gözleri fıldır fıldırdı Burcu ablanın. Ben de gözlerinin içine bakarak, “Geçen yıllar beni büyüttü de, sen hiç değişmemişsin abla, halen çok güzelsin!” dedim. Bunu nasıl dedim bilmiyorum ama, Burcu abla, “Bak sen, büyümüşte ablasına iltifat ediyor. Teşekkür ederim canım benim!” diyerek makas aldı yanağımdan. Sonra da, “Nereye böyle?” dedi. “Ankara’ya gidiyorum ablacım, sen nereye gidiyorsun?” dedim. “Konya’ya gidiyoruz. İlhan abin lavaboya gitti, onu bekliyorum ben de!” dedi. Biz konuşurken İlhan abi de geldi. Biraz da onla sohbet ettik. Konya otobüsü hareket edecekti, Burcu abla ve İlhan abiyle vedalaşıp uğurladım onları.

Az sonra da Zübeyde abla geldi. Yüzünde az bir makyaj yapmış, altına dizinin altında biten kısa kesim kot, üstünde de V yaka tişört vardı. Saçlarını arkadan toplamış, at kuyruğu yapmıştı. Kafasının üstünde de büyük çerçeveli bir güneş gözlüğü vardı. Bu haliyle genç bir kız gibi gösteriyordu. Bana doğru yürürken, ne kadar güzel olduğunu bir kez daha farketmiştim. Yanıma gelip yanaklarımdan öptü. Bizim de otobüsümüz geldi ve binip Ankara’ya doğru yola çıktık.

Ankara yakın olduğu için 1 saat sonra Ankara’daydık. Zübeyde dünden bankaya gidip para çekmiş, çantasında yüklü miktar parayla dolaşıyordu. Taksiye binip Ankaran’ın büyük oto firmalarından birine gittik. İstediğim arabayı belirtip, 2-3 saat içinde belgeleri toplayıp hallettik işimizi. Arabamın koltuğuna oturduğumda çok heyecanlıydım. Zübeyde ablaya, “Çok teşekkür ederim aşkım!” deyip sıkıca sarıldım. “Hadi bunu kutlayalım o halde!” dedi Zübeyde abla. Hemen yola koyulup, Ankara’nın en şık restoranlarından birine gittik.

Arabadan inmeden önce Zübeyde abla bir miktar para uzattı bana. “Bu ne şimdi?” diye sordum. “Yanında bulunsun aşkım, hem ben ne yapacağım bu kadar parayı, en azından sende de bulunsun, ihtiyacın olduğunda kullanırsın!” dedi. “Peki öyleyse!” diyerek aldım parayı. İçinden bir miktar alıp, gerisni koltuğun altına koydum. Beraber güzel bir yemek yeyip, şarap içtik. Ordan çıkıp, Ankarada’ki kendi evimize götürdüm Zübeyde ablayı.

Bugün geri döneceğimiz için fazla oyalanmamamız gerekiyodu. Eve girer girmez öpüşmeye başladık. Ateşlice öpüşürken birbirimizin üstünü çıkarıyorduk. Yatağıma kadar öpüşüp, yatağa yatırdım Zübeyde ablayı. Üstünde sadece siyah bir tanga kalmıştı. Teni mis gibi kokuyordu. Vücudunun her bir noktasını öpüp koklayıp yalamak istiyordum. Boynundan başlayıp göğüslerini göbeğini öptüm dilledim. Külodunun yanlarından, amına dokunmadan bacaklarını da aynı şekilde öptüm. Amına dokunmuyor, onu daha da kudurtmak istiyordum. Zübeyde abla tepki vermiyor, dudaklarını kemiriyor, çarşafı sıkıyordu elleriyle.

Onu yüz üstü yatırıp, ensesine, sırtına, bel çukuruna, ordan kalçalarına kadar yaladım. Sıcak nefesimi verdikçe titriyor, kendinden geçiyordu. Kalçaları çok güzel görünüyordu. İki elimle ayırıp, göt deliğinin yakınlarını yalamaya başladım. Bu hareket sonunda Zübeyde abla daha fazla dayanamayıp, “Yeter artık, gir içime, dayanamıyorum!” diye sitem etti. Ama ben daha uzun uzun sevişmeyi düşünüyordum. Onu tekrar çevirirken, amının olduğu yer çarşafı ıslatmıştı. Demek ki boşalmıştı.

Külodunu çıkarıp, kıldan tüyden eser olmayan kaymak gibi amını izledim bir süre. Daha sonra eğilip yalamaya başladım. Amının dudakları şişmiş, içindeki pembeliği çok tatlı görünüyordu. Amını yaladıkça Zübeyde abla kendinden geçiyor, sırtını kaldırıp indiriyordu. Bir süre sonra da elleri saçlarımın arasına geçirip iyice bastırdı kafama. İnanılmaz bir zevk alıyorduk ikimiz de. Daha sonra bacaklarını iyice havaya kaldırıp, göt deliğini yalamaya başladım. Tertemiz göt deliği kullandığı duş jelinden kokuyordu. Burda bile tek bir kıl yoktu. Anlaşılan hazırlıklı gelmişti.

Göt deliğini yalarken amıyla oynamaya devam ettim. Bir süre sonra Zübeyde abla kasılmaya ve titremeye başladı. Yalamaya devam ettim. Ağlamaklı sesler çıkartarak orgazm olmaya, sıvılarını yüzüme fışkırmaya başladı Zübeyde abla. Kendine gelmesi için bıraktım. Mutfağa gidip buz ve su getirdim, kana kana içti.

Daha sonra tekrar dudaklarına yapışıp, onu üstüme aldım. Benim ona yaptığım gibi, o da beni yalayarak sikime kadar indi. Dondurma yalar gibi sikimin kökünden başına kadar yalıyordu. Sabah Handan ablanın yaptığı gibi taşaklarımı da yalamaya, ağzına alıp emmeye başladı. Bu hareket çok hoşuma gidiyordu, gözlerimi kapatıp kendimi ona bıraktım. Ağzına almasını istiyordum biran önce. Bunu anlamış olacak ki, diliyle yukarı çıktı, sikimin başını dilleyip, ağzına aldı, emmeye başladı. Daha sonra yavaş ama kendinden emin bir şekilde, köküne kadar ağzına alıp emerek, içimde ne var ne yok kendine çekiyordu. Bu zamana kadar yaptığı en güzel saksoydu bu. Kendimden geçmiş inliyordum.

Gitgide hızlandı saksosu. Niyetinin beni boşaltmak olduğunu anladım, ama boşalmak istemiyordum. Biran önce içine girmek istiyordum. O yüzden durdurup üstüme çektim Zübeyde ablayı. “Rahmetli kocam dayanamazdı, şimdiye boşalmıştı!” diyerek güldü. “Çok güzel yapıyorsun bu işi, ama ben amının sıcaklığını hissetmeden boşalmak istemiyorum!” dedim. Bir eliyle sikimi tutup amına hizaladı. Yavaşca oturarak içine aldı. Köküne kadar içine girince de, “Ohhh, içimi dolduruyor, her her seferinde sanki ilk defa içime alıyormuşum gibi hissediyorum!” dedi. Sıcacık amına girince, ben de derin bir, “Ohhhh!” çektim.

Üstümde gidip gelmeye başladı. Ben de memelerinin fındık büyüklüğündeki uçlarını parmaklarımın arasında eziyordum. Zübeyde abla gözlerini kapatmış, dudaklarını ısırıyordu. Acele etmiyor, keyfini çıkarta çıkarta sikişiyorduk. Bir süre sonra Zübeyde abla giderek hızlanmaya başlayınca, ben de alttan vurmaya başladım. İkimiz de kendimizden geçmiş zevk içinde inlemeye başlamıştık. Zübeyde abla gene titremeye, kendini kasmaya başladı. İçindeki sikimi mengene gibi sıkarak hapsetti. Üstüme kapaklanıp, çığlık çığlığa, inleye inleye orgazm oluyordu. Çıkardığı sesleri komşular duyabilirdi, ama bu umrumda değildi. Zübeyde abla kendine gelene kadar içindeki sikimi sıkıp sıkıp bıraktı.

Kendine gelince bunu üzerimden indirip, sırtüstü yatırdım, yatağın kenarına kadar getirdim. Yataktan inip, bacaklarını havaya diktim. Amına sokup, pompalamaya başladım tekrar. Orgazm olmasının etkisiyle amının içinde yağ gibi kayıyordum. Bu sırada iri memeleri sağa sola sallanıyordu. Boşalacağımı anladığımda, içinden çıkıp, göğüslerini tutmasını söyledim. Ben göğüslerinin arasında gidip gelirken, o da sikimin başını ağzına almaya çalışıyordu. Derken tazzikli bir şekilde fışkırtmaya başladım döllerimi. Ağzı, çenesi, boğazı ve göğüsleri dölle kaplanmıştı. Boşalmam bitince yanına yattım, soluklandık bir süre. Daha sonra kalkıp, küveti doldurmak için suyu açtım…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

AYFER YENGEM-4

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bbw

AYFER YENGEM-4
AYFER YENGEM-4

Merhaba arkadaşlar. Hayatımda önem arz eden birkaç durumdan dolayı uzun süredir hikaye paylaşamıyordum. Üzülmeyin tekrar sizlerleyim. Öncelikle hepinize kucak dolusu sevgiler, saygılar. AYFER YENGEM serisinin 4’üncü hikayesiyle karşınızdayım. Yaşadığım olaylar serisini 1 hikayede anlatmaktansa parti parti paylaşmayı uygun gördüm. Uzun süredir hikaye paylaşmadığım halde sizlerin beğeni ve güzel yorumlarınız seriye devam etme konusunda beni teşviklendirdi. Bundan dolayı paylaşmayı düşündüğüm 4’üncü seriyi okumadan önce aşağıda linklerini verdiğim üç hikayemi okumanızda fayda olacaktır. Hikayelerin arasındaki bağlantıları rahat kurabilmeniz için söylüyorum.

AYFER YENGEM-1 (xhamster.com/user/yagmursu/posts/372818.html)

AYFER YENGEM-2 (xhamster.com/user/yagmursu/posts/419921.html)

AYFER YENGEM-3 (xhamster.com/user/yagmursu/posts/423256.html)

Okuduysanız hikayeme geçebiliriz.

Gözümü araladığımda saat 9’u gösteriyordu. Yengem “Hadi bakalım kalk artık” dedi. Haftalık tatilim olduğu için alarm kurmamıştım. “Kaldırmasam danalar gibi yatacaksın herhalde” dedi gülümseyerek. “Yengeciğim beni böyle kaldıracaksan hep uyurum ki” dedim. Üstümdeki pikeyi çekerken “Her zaman uyandırırım canım ama şimdi kalkıp elini yüzünü yıkamalısın kahvaltı hazır sayılır” dedi. Lavaboda yüzümü yıkarken içeride yengemin yeğenlerimi kaldırdığını duydum. Sonra mutfağa geçtim sandalyeye oturdum. Onların gelmesini beklerken bir dal sigara yaktım.

Onlar da geldikten sonra kahvaltıya başladık. O güne kadar ben varken yengem rahat giyinmesine rağmen mutlaka sütyeni olurdu. Fakat o gün çay getirirken sağ sola hafifçe sallanan göğüsleri, oturduğunda giydiği ince bluzdan meme uçlarının belirginliği dikkatimden kaçmamıştı. Altına giydiği şort bembeyaz bacaklarını ortaya çıkarıyordu. Sabah sabah beni benden almıştı güzel yengem.

Kahvaltıdan sonra çocuklarla beraber salonda tv izlerken yengemde bulaşıkları yıkıyordu. O iş bitikten sonra ev temizliğine girişti. Yaklaşık 1 saat kadar uğraştıktan sonra “Ben duşa giriyorum canım sen çocukların ödevleriyle ilgilenir misin?” diye sordu. “İlgilenirim yengeciğim” dedikten sonra banyoya girdi.

Böyle geçti vakit. Öğle olmuştu. Çocukları o gün okula ben götürdüm. Okul çokta uzak sayılmazdı. Erken dönmüştüm eve. Anahtarım olmadığı için zili çaldım. Yengem üzerinde kırmızı üst kısmı dantelli bir gecelikle karşıladı. Gecelik ince ipek bir kumaştan olduğu için göğüs ve kalça kısmından bedenini sararak aşağı süzülüyordu. Gözüme gerdeğe girecek taze bir gelinmiş gibi görünüyordu.

“Hoşgeldin canım” diyerek bir öpücük kondurdu dudağıma. Kapıyı kapatır kapatmaz kalçasından avuçlayıp kendime çekerek dudağına yapıştım. Çılgınlar gibi öpüşüyorduk. Elerimi göğüslerinde gezdirirken onun eli usulca aşağıya gitti. Pantolonumun içinde taş kesilmiş sikimi okşamaya başladı. Sonra birden durup “Tamam bakalım şimdilik” dedi. Bende istemsizce kötü bir şey olduğunu düşünerek “Noldu ki?” dedim. “Bekle bi kahve yapayım konuşacaklarımız var” dedi. Merakla “Ne konuşacağız” dedim. Elimden tutup mutfağa götürüp sandalyeye oturttu.

Oturduğum yerden kahve yapışını izliyordum. 5-10 dk geçmedi elinde iki kahve fincanıyla karşıma oturdu. Fincanın birini önüme doğru uzatırken “Evet meraklandırma artık ne konuşacağız” dedim. “Ne kadar da meraklıymışsın canım önce bir dal sigara ver bakalım” dedi. Sigarayı uzatırken “Seni biriyle tanıştıracağım” dedi. Sabırsızca “Kim” dedim.

Başladı anlatmaya “Karşı binada komşumuzun kızı var Buse…” “eee” dedim. “İşte bu seni birkaçtır bize girerken görmüş. Bugün bana kim olduğunu sordu. Bende senden bahsettim biraz. Senden hoşlandığını tanışmak istediğini söyledi. Birazdan buraya gelecek” dedi. “Birazdan mı?” dedim. “Evet şimdi sen kahveni içe dur bende üstüme uygun birşey giyeyim” diyerek masadan kalkıp yatak odasına yöneldi.

Bir kaç dk sonra kapı çaldı. Yengem “Ben açarım” dedi. Kapıyı açtı. Gelen Buse’ydi. Mutfağa geldiler. Biraz panikle heyecanla oturduğum yerden kalkıp “Hoşgeldin” dedim biraz şaşkınlık vardı. Çünkü geçenlerde karşı binada ders çalışırken gördüğüm kızdı karşımdaki.

“Ben seni tanıyorum şeyy geçen ders çalışırken görmüştüm balkonda sigara içerken” dedim. “Aaa öyle mi? Doğrudur ya şu sıralar KPSS’ye yoğunlaştım ona hazırlanıyorum” dedi. Bir kez daha şaşırmıştım 17-18 yaşındadır dediğim kız üniversite mezunu çıkmıştı.

Konuştukça tanıyordum kendisini. İngilizce öğretmenliği okumuş benden 3 yaş küçük yani 22 yaşındaymış. Minyon bir yapısı olduğu için daha genç gösteriyordu. Saçını sarıya boyamış gözleri ela beyaz tenli biriydi Buse. Minyon yapısından dolayı küçük göğüs ve kalçaya sahipti. Çıtı pıtı derler ya aynen öyle biriydi. Aşırı güler yüzlü samimi konuşan şen şakrak bir yapısı vardı.

Uzun bir süre konuştuk. Bir ara lavaboya gitmek için yanımızdan kalktı. Yengem “Nasıl buldun” dedi. Bende “Hoş, sempatik, tatlı bir kız” dedim. Gülerek “Ooo desene hoşlandın bizimkinden öyleyse” dedi. Yüzüm kızarmıştı biraz. Fazla geçmeden lavabodan çıktı. Sonrasında kısır yemeye karar verdik. Kısır hazırlandı yedik. Onlar bulaşık yıkarken bende salonda tv izliyordum.

Yarım saat geçti. Yengem “Mehmet bi bakar mısın canım yatak odasına” dedi. Kalktım yavaşça ilerlerken içerden gülüştüklerini duydum. Biraz merakla açtığımda kapıyı hayatımın şokunu yaşamıştım.

Yengem ve Buse yatağın üzerinde sadece iç çamaşırlarıyla uzanıyorlardı. Ben “Pardon özür dilerim” deyip hemen kapıyı kapattım. Ben üzerimdeki şoku atlatmaya çalışırken yengem açtı kapıyı. “Ne o sürprizimi beğenmedin mi yoksa” dedi. Ben sadece “Sürpriz” diyebilmiştim. Elimden tutup yatak odasına çekti.

Yatağın orta kısmına oturdum. Yengem ve Buse ayakta karşımda duruyorlardı. Buse yaklaşım yavaşça iki eliyle omuzlarımdan bastırıp yatağa yatırdı. Ben hala ne olduğunu anlamaya çalışırken Buse dudaklarıma yapıştı. Yengem de aşağıdan pantolonumu çözüp sıyırdı aşağıya. Minyon olmasına rağmen dudakları gayet dolgundu.

Bir taraftan da tişörtümü yukarıya sıyırıyordu. Sadece boxerımla kalmıştım. İki güzel hatunun arasında kazık gibi olmuştu sikim. İkiside aydı anda sütyen ve külotlarını çıkardılar. Buse tekrar dudaklarıma yumuldu. Bir taraftan öpüşürken diğer taraftan elimi amına doğru götürdü. Sırılsıklam olmuştu. Güzel balık etli yengemde aşağıdan usulca boxerımı çıkarıp sikimi dillemeye başladı.

O vaziyetteyken Buse üzerimde 69 pozisyonuna geçti sikimi yalamaya başladı. Yengemde taşaklarımı tükürüklere boğuyordu. Hayatımda bu kadar inanılmaz bir duygu yaşamamıştım. Gözümün önünde ise kabarık sulu bir am ve küçük poposu ve göt deliğiyle Buse duruyordu. O anda aldığım hazla amına yumuldum. Amıyla götü arasında mekik dokuyordum. Amının suyuyla ıslayıp ufak göt deliğinin üzerinde gezdiriyordum dilimi. İki elimle kalçalarından kavrayıp kendime çekerek yalıyorum.

Güzel karılarım ise sikime gereken ilgiyi göstermeye devam ediyorlardı. Buse ufak eliyle kavradığı sikimi sıvazlarken boğazının dibine kadar almaya çalışıyordu. Ama hırıltılarından bayağı zorlandığı belliydi. Yengemde bacaklarımdan tutup yanlara ayırıp yukarıya kaldırdı iyice. Taşaklarımı yalayarak aşağıya indi. Dilini göt deliğimde gezdirmeye başladı.

Muhteşem duygular içindeydim. Balık etli yengem götümü yalıyor, ufak orospum Buse sikimi gırtlağına kadar almaya çalışıyor ben ise onun o küçük götünün arasında her zerresini yalıyordum. Bir hoş olmaya başlamıştım. Git gide kasılıyor kendimi kontrol edemiyordum. En son dişimi sıkmama rağmen dayanamayarak Buse’nin ağzına boşalmaya başladım. Ben boşaldıkça o ağzından kaçırıyordu. Hayatımda o güne kadar ilk defa o kadar çok boşalmıştım.

Ve ilk defa boşaldığım dölleri sonuna kadar yalayıp yutanı gördüm. Ağzından taşıp üzerime dökülen dölleri bile yalamıştı. O şekilde olduğumuz yere yığıldık.

Asıl film yeni başlıyordu…

>ARKADAŞLAR BU HİKAYEMİN DÖRDÜNCÜSÜYDÜ. EĞER DEVAMINI GÖRMEK İSTİYORSANIZ HİKAYEMİ BEĞENİP YORUMLAYARAK DESTEKTE BULUNUN GERİSİ KOLAY<

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Arkadaşlarımın anneleri köylü teyzeler

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Asian

Arkadaşlarımın anneleri köylü teyzeler
Arkadaşlar merhaba adım dahil olmak üzere bütün isimleri farklı kullanacağım çünkü küçük bir ilin küçük bir kasabasında yaşıyorum nüfusu 3500 kişi falan, burada bir çok hikaye okudum kimisi gerçek kimisi sahte zaten okurken bunu ayırt edebiliyosunuz, bende gizli bi hesap açarak başıman geçenleri sizlerle paylaşmak istedim, benim adım ahmet şu anda 30 yaşındayım, sexi seviyorum erkek kadın gay transexuel vb hepsinle sex yapabilirim. 20li yaşlarımın sonuna doğru sevdiğim kadınla evlendim bi müddet evli kaldık ve benim hovardalıklarım yüzünden boşandık, karımla aram çok iyiydi ikimizde sexi severdik, yaşadığımız yer ufak olduğu için komşuluk hat safhadaydı, gidiş geliş bitmez herkez akraba gibi olmuş, bizim yaşımızda genç olduğu için hep bi kardeş hep bi evlat gibi davranırdılar bize, dedim ya çok küçük bi kasabadayız, yerli halk geçimini çiftçilik ve hayvacılıktan sağlıyor, yani öyle bakımlı elit insanlar hiç yok malesef, burada erkekler çalışır kadınlar ev hanımlığı yapar ama köy yeri olduğu için bahçedir hayvandır yinede işleri var aslında. yani bildiğiniz köy kadınları başörtülü şalvarlı gezen annaler ablalar. hemen hemen hergün toplanırlar çay içerler muhabbet ederler gün yaparlar falan, bu onların büyük eğlenceleri.

Tabi kadınların dünyasının çok farklı olduğunu o zamanlar öğrenmeye başladım, çünkü eşim genç olduğu için onuda çağırırdılar yanlarına yanlızlık çekmesin diye, orada ne konuşulursa eşim anlatırdı bana, ve ben duyduğumda şok geçirirdim ama yinede o kadınlara karşı aklıma hiç kötü bi fikir gelmezdi, hepsi 45 – 50 – 55 yaşında köylü kadınlardı çünkü, kocalarıyla yaptıklarını nasıl sikiştiklerini hangi pozisyonu sevdiklerini performanslarını anlatır gülüşürmüşler, benim hanımada taktikler verirmişler, benim hanımda eve geldiğinde anlatırdı hepsi, güler eğlenir sonra bi güzel sikişirdik bizde. bu 3-4 sene böyle devam etti, taaki biz boşanana kadar, boşanmıştım istediğimle tuttuğumla sikişiyordum erkek kadın sınır yok.

Çok sikmek istediğim bi kız vardı peşinde çok koştum ve ayarladım sonunda sözleştik, o günü sabırsızlıkla bekledim ve buluşmaya gitmeden önce cinsel takviye ürünü kullandımki zorlanmadan defalarca sikeyim diye, tahmini 40 dakika sonra felan etkisini hissetmeye başladım, buluşacağımız eve gittim ve beklemeye başladım, ama aradan 2 saat geçmesine rağmen gelmedi ve benim artık kan beynime vurdu, sikim kazık gibi oldu ve ağrılar girmeye başladı, bitden telefon çaldı e çalmasıyla iyi bi haber olmadığını anladım arayan kızdı gelemiyormuş bir yalan bulup evden çıkamamış falan. üzerimde olan baskı sinirle beraber ikiye katlanmış deliye dönmeye başlamıştım, evden çıktım arabaya atlayım kendi evime gitmeye yola koyuldum ama yolda öyle şeyler geçiyoduki aklımdan, aklımı kaybetmiş gibiydim, birini sikmeliydim olucak gibi değil patlamak üzereyim nabzımın hızlandığını hissediyorum resmen.

Tam evin yanına yanaşırken komşu ayşe teyzeyi gördüm, aman allahım o başörtülü şalvarlı 45-50 yaşlarındaki kadın bana o kadar çekici geldiki birden aklımdan onu sikme fikirleri yalama fikirleri hızla geçmeye başladı ve artık kendimi kontrol edemez noktaya geldim. acil bişeyler düşünüp ayşe teyzeyi sikmeliydim, kocası çiftçi tarlada, oğlu yani arkadaşım fabrikada çalışıyor köyde değil, evet şu ana kadar güzel gidiyodu ama bu kadın normal sıradan köylü kadını sex belki onun için kocasının sikini indirmekten ibaretti, ne yaparsam sikebilirim diye düşünmeye başlamıştımki birden kafam çalışmaya başladı işte, eşimin bana anlattıkları, aslında nerdeyse mahalledeki bütün kadınların sex hayatını biliyordum ve ayşe teyze sexi en çok sevenleriydi ve çiftçilikten yorgun düşmüş kocası onu tabiki mutlu edemezdi ve ona hiç iyi davranmıyodu bi kaç kez dövdüğünü bilirim, şimdi emindim işte kesinlikle doyasıya sex yaşamamıştı bu kadın.

ilk önce eve girmenin yollarını düşündüm ve basit bi şekilde buldum, yoğurt mayası istemek, köy yeri olduğu için burda insanlar hazır yoğurt almaz herkes sütten kendi mayalar, bu şekilde içeri girebilirdim ama ya sonrası, ne yapacaktım birden saldıracakmıydım olmazki korkup bağırabilirdi, e karşıma alıp seni sikmek istiyomda diyemem, biraz daha düşündükten sonra aklıma riskli ama etkili olucağını düşündüğüm bi yöntem geldi, elimde bir kapla yoğurt mayası istemek için gidicektim ve o maya almaya giderken arkasıdan gidermiş gibi yapıp biden ayağım takılıcak düşücem ve şalvarına tutunup aşağı çekicem, o an için harika kusursuz gelen bi plandı, işe yarmasada büyük olay çıkmadan bi kaç bağırır kızar kovardı, konu uzamaz diye düşündüm ve işe koyuldum. eve gidip bi kap aldım ve doğru ayşe teyzelere koştum, burda bütün evler bahçeli, ilk önce bahçeye girdim doğru kapıyı yöneldim ve kapıyı çaldım ama artık patlamak üzereydimki başım dönmeye başlamıştı, ayşe teyze kapıyı açtı.

– aaa ahmet oğlum senmisin, hayır olsun
– evde yoğurt bitmişte annem maya istedi
– vereyim kuzuma lafımı olur, geç içeri çocuğum durma kapıda

kendi oğulları gibi gördükleri için hiç çekinmezdiler evlerine girmemize, hemen arkasından içeri girdim ve peşinden giderken birden ayağım takılmış düşermiş gibi yaparken şalvarına tutundum ve aşağı çektim, aman oğlum iyimisin diye dönerken şalvarı yere kadar sıyrılmıştı o an ikimizde göz göze gelmiş şok halindeydik, altında sıradan beyaz bi kilot ama sıkı bacakları vardı ayşe teyze donmuş bi şekilde duruyodu, o kadar sexi görünüyodu ki hayalinizde canlandırın işte naturel doğal bi köylü kadını, bacaklarının sıkılığıda tahminim köy yerinde bağ bahçe işleri yapmaktan.

ayşe teyze kendine gelmeye başlarken öf be ne güzel kadınmışsın bacaklara bak ne yalarım gibi bi takım laflar söyledim, bunları duyan ayşe teyze ikinci şokunu geçirmiş resmen dünyadan ayrılmış gibiydi, o elinde kap donmuş bi şekildeyken ayağa kalktım ve gidip önünden sarıldım aletimi amına bastırıyor ellerimle götümü sıkıp okşuyordum, ayşe teyzeden hiç hareket yoktu şok üstüne şok yaşıyodu, çünkü köylü kadını böyle şeyleri bırakın yaşamayı rüyasında bile görmezdi belki, ben cesaretlenerek bi elimle göğüslerini okşamaya bi elimlede amını okşamaya başladım ve öok geçmeden ayşe teyzeden derinden bi ses geldi ooohhhhh, işte şimdi bu iş tamam dedim ve elimi kilodun içine soktum

Amı sırılsıklam olmuştu, onu hemen koltuğa itip oturttum salvarını ve kilodunu hızlıca çıkarttım, karşımda kıllı pek yıpranmamış amı vardı hatta hiç yıpranmamış bile diyebilirim, kocasının onu çok sikmediği belliydi, haftada 1 yada iki haftada 1 kendi işini görüp bırakmış adam, amını köpek gibi yalamaya başladım, amı okadar sulanıyoduki yüzüm gözüm heryerim am suyu oldu ben yalarken ilk boşalmasını yaşadı, hemen ayağa kalktım ve sikimi çıkardım kafasından tutup sikimi emmesini istiyordum ama hiç yarak yalamadığı belliydi beceremiyordu çünkü, fazla uzatmadan koltuğa yatırdım ve zevkten sırılsıklam olmuş amına bikerede girdim, ikimizde sadece aldığımız zevkten dolayı farklı sesler çıkarıyoduk. Çok geçmeden boşalıcağımı anladım içinden çıkıp göbeğine boşaldım ama hala hiç sikişmemiş gibiydim, içinden çıkmamak için cebimden çıkarıp hemen bi prezervatif taktım ve aynı pozisyonda bidaha girdim içine, elimle başörtüsünün üzerinden saçlarına yapıştım ve sert bi şekilde ileri geri yaparken onun yüzüme bakmasını sağlıyor aynı anda onun aldığı zevki gördükçe iki kat zevk alıyordum, biraz daha böyle devam ettikten sonra domaltarak arkasına geçtim harika zevk alıyordum ki ayşe teyzenin inlemleri daha sesli hale gelmeye başlamıştı, şoku üstünden atmış aldığı zevki sonuna kadar yaşamaya başlamıştı artık, ben birkez daha şiddetli bi şekilde boşaldım, ayşe teyzenin kaç kez boşaldığını bilmiyorum bile, onu koltuğa oturttum ve üstünü yukarı doğru sıyırdım sütyenlerinin arasından memelerini yalamaya başladım dudaklarından öptüm ve onu iyice azdırmak için tekrar amına yumuldum, sonrasında o gün içinde bi kaçkez daha sikiştik ve hiç bişey konuşmadan çıkıp gittim, içimde hala bi korku vardı aslında başıma bela olurmu diye ama hiçte öyle olmasını gerektiren bi durum olmamıştı, aradan geçen bikaç gün içinde onu hiç görmedim ama banyoya girip onu düşerek 31 çekiyordum yani bidaha istiyordum.
Ayşe teyzeyi bidaha nasıl kitiğimi ve diğer teyzeleri nasıl siktiğimide anlatıcam ilerde.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Kayınçom Üst Katta Uyurken Ben Karısını Siktim! (E

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Amateur

Kayınçom Üst Katta Uyurken Ben Karısını Siktim! (E
Kayınçom Üst Katta Uyurken Ben Karısını Siktim! (Emin 38 Y., Wels / Avusturya)

Merhabalar ben Emin. senelerdir hayranlık duyduğum ve hasta olduğum kayınçomun karısı ile 3 ay öncesi yaşamış olduğum ateşli sikişmelerimizdir.

Yaz tatili için karımı ve iki çocuğumu her sene oldugu gibi bu sene de Türkiyeye ailemin yanına yollamıştım. Karım ve çocuklarım gideli 10 gün kadar olmuştu ki, kayınçom beni bir Cumartesi akşamı evlerine yemeğe çağırdı. Ben de Lokantacı olduğum halde, sırf kayınçonun karısını görmek için bu teklifi büyük bir menmuniyetle kabul ettim. Kayınçomun ismi Remzi ve 37 yaşında, karısının ismi de Aysun. O da 34 yaşında, ama mükemmel bir vücuda sahip, çok Sexy bir kadın. Bunların da 2 çocukları var ve o gün çocukları Kayınpeder havuza götürmüş. Çocuklar haftasonunda da Kayınpederlerde kalacaklarmış.

Akşam 19:00 gibi bunların evine gittim. Kapıyı Aysun açtı ve herzamanki gibi yine muhteşem Sexy görünüyordu. Altında siyah etek ve üzerinde de kolları kısa, kırmızı bir Penye vardı. Ama herşeyden önemlisi yine etek de, Penye de çok dardı, o sikilesi muhteşem götü ve emilesi memeleri, bütün hatlarıyla belli oluyordu. Ne zaman onlarla görüşsem, gözlerimi Aysun’dan alamıyor ve kayınçoma yakalanmaktan çok korkuyordum. İceri geçip biraz sohbet falan ederken, Aysun da masayı hazırlamıştı. Yemeklerimizi yedikten sonra Çay Kahve içerek sohbet etmeye başlamıştık. Saat 23:00 olmuştu, ben istemeyerek de olsa izin istedim. Ama Aysun, “Daha erken, ne güzel muhabbet ediyoruz, eve gidip ne yapacaksın? Çoluk çocuk da yok. Hem birazdan her zamanki gibi Remzinin uykusu gelir yatar ve ben de yine tek başıma Televizyon seyretmek zorunda kalırım, sen olursan sohbet ederiz!” dedi. Ben ise bu teklifi beklercesine, içimde büyük bir sevinçle, hayallerimin kadınının teklifini kabul ettim…

Remzi de, “Ozaman birer duble içeriz, değil mi?” diyerek dolaptan bir şişe Wiski ve iki bardak getirdi. O birer duble oldu tabii üçer duble. Saat 24:00’e doğru Remzi uykusunun geldiğini, kusura bakmamamı söyleyerek kalktı. Aysuna, “Bu saatten sonra eve gitmesin, buraya yatak aç da bu gece burda yatsın, hem sabah kahvaltıyı da birlikte yaparız.” dedi. Ben yarım ağızla, “Yok olmaz, gideyim!” dedim, ama kabul etmediler ve Remzi yatmak için üst kattaki yatak odalarına çıktı. Hayallerimin kadını ile başbaşa kalmıştım, sohbete devam ettik. Biraz zaman geçmişti ki, Aysun, “İstersen Remzinin şortlarından getireyim de rahatça otur, sabahtan beri bu elbiseler içinde sıkıntı basmıştır.” dedi. Ben de, “Valla çok iyi olur, ama sen de üstünü değiştirip rahat birşeyler giyersen!” dedim.

Aysun, “Tamam, zaten ben de rahat birşeyler giymeyi düşünüyordum.” diyerek gitti. Yaklaşık 5 dakika sonra elinde benim için bir şort ile geldi. Ama ne geliş! Üzerini değiştirmişti, onun da üzerinde Pembe bir şort vardı. Fakat bu giymiş olduğu şort yumuşak pamuklu streç kumaştan bir şorttu ve (altında külot yoktu) amının şişkin dudakları Deve dudağı gibi belli oluyordu. Üstüne ise ince bir beyaz tişört vardı, meme uçları ve uçların etrafının koyuluğu belli oluyordu, aklım başımdan gitmek üzereydi, resmen saldırmamak için kendimi zor tutuyordum. Benim giymem için getirdiği şortu verip, mutfaktan meyve hazırlayıp getirmek için salondan tekrar çıktı. Bu arada ben üstümü değiştirip onu beklemeye ve ondaki bu rahatlığı görünce bu gece kesin birşeyler olacak diye heyecanlanmaya başlamıştım.

Aysun elinde meyve tabağı ile extradan bir bardakla geldi ve “Bugün Felekten bir gece olsun benim için, ben de içecem, hiç içmedim çabuk sarhoş olurum, ama senin bana bir kötülük yapmayacağından eminim!” dedi. Ben ise, “Aslında senin gibi bir kadına hangi erkek birşeyler yapmak istemez!” diyerek sözde şaka yapmıştım. Gülüşerek, oturup içmeye ve sohbete başladık. Aysun bana, Gerçekten beni, söylediğin gibi her erkeğin isteyeceği bir kadın olarak mı görüyorsun, yoksa iltifat olsun diye mi söyledin? diye sorduğunda, içimden hayallerinin kadınına bu sefer ulaşacağıma dair hisler belirmişti. Başladım onun hoşuna gidecek laflar etmeye. Aradan bir saat falan geçmişti. Bn nerdeyse şişeyi bitirmek üzereydim, ama Aysun halen ikinci bardağındaydı, “Neden içmiyorsun? Yoksa bu söylediklerimden sonra sana birşeyler yaparım diye mi korkuyorsun?” dedim. Gülerek, “Neden olmasın? Madem her erkeğin arzulayacağı tipte bir kadınım ve sen de 10 gündür bekarsın, ne olur ne olmaz, ben yine de fazla içmeyim!” dedi.

Ben artık kendimi tutamaz haldeydim, hayallerimin kadını ile bir odada baş başa içki içiyordum ve o kadının Sexy vücudunun yarısından fazlası açıktı. İçkinin de vermiş olduğu cesaret ile Aysun hakkında düşüncelerimi bir anda söylemiştim. Ama Aysunda hiç bir şaşkınlık belirtisi falan yoktu, onu beğendiğimi zaten bildiğini söyledi. Ben de, “Evet seni çok beğeniyor ve arzuluyorum!” dedim. Aysun, “Yaa kocamı çok seviyorum, ama aslında ben de değişiklik istiyorum, çünkü eminim ki kocam da bazen değişiklik yapıyordur!” dedikten sonra, ben bir anda dudaklarına yapıştım. Önce, “Dur yapma!” diyerek ben itmeye çalıştıysa da, sonra karşılık vermesiyle müthiş bir şekilde öpüşmeye başladık. Adeta birbirimizin dudaklarını koparacakmış gibi, yaklaşık 10 dakika kadar öpüştükten sonra, ben boynundan yalamaya başlayarak tişörtünü yukarı sıyırdım ve göğüslerini öpüp yalamayla emmeyle devam ettim. Elimi de şortunun içine soktuğumda ise, Aysun un sıcacık ve nemli amı iyice sulanmaya başladı…

Aysunun amını okşayıp parmaklayarak onu Orgazm ettikten sonra şortunu çıkarıp, bacaklarını ayırdım ve vıcık vıcık olmuş amını yalamaya başladım. Aradan 4-5 dakika geçmişti ki Aysun müthiş bir titremeyle birkez daha Orgazm olup ağzıma boşalmıştı. Ben ise senelerdir hayal ettiğim kadının ağzıma işer gibi boşalmasına aldırış etmeden amını ve amının sularını yalamaya devam ediyordum. Aysu sakinleştikten sonra yalama sırası ona gelmişti, beni koltuğa oturtup şortumu çıkardı ve kazık gibi olmuş yarağımın zonklayan başını ağzına alarak yalamaya ve emmeye başladı. Yarağımı kudurmuş gibi emiyordu. Aysunun ağzına boşalmamak için kendimi zor tutuyordum. 10 dakika kadar yaladıktan sonra bıraktı ve “Hadi sok amıma da, senin de kadının olayım artık!” dedi ve koltuğa yatarak bacaklarını ayırdı, eline tükürüp amına yedirdikten sonra, “Hadi gel, gir içime!” dedi…

Aysunun bacakları arasında yerimi aldım ve yarrağımı kökünden kavrayarak başını senelerdir sikme hayalleri kurduğum amcığa yerleştirip, yavaş yavaş soktum. Dibini bulduğumda gidip gelmeye başlayacaktım ki, Aysun “Yavaş sik, tadını çıkarmak istiyorum!” dedi. Ben de aynen onun dediği gibi yavaş yavaş pompalamaya başladım. Ama malesef, herzaman uzun süreli siken ben, heyecandan mıdır nedir, daha 4-5 dakika geçmeden büyük bir titremeyle amının içine boşaldım. Çok erken boşalmıştım, ama hiç te bu kadar zevkli bir boşalmam olmamıştı. Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu, Aysunun üstüne yığılıp kalmıştım. Üstünde 10-15 dakika kadar onu öperek kendime gelmeye çalıştım. Biraz dinlendikten sonra benim yarrak yeniden canlanmaya başladı. Tekrar onun her tarafını yalayarak, özellikle de o muhteşem götünü yalayıp, Aysunu domaltıp arkasında yerimi aldım. Arkadan amına geçirip sikmeye başladım. Ve bu sefer çok daha uzun süren bir sikişten sonra yine amına boşaldım…

O gece Aysunu sabahın altısına kadar, 3 defa daha siktim. Aysun bitkin bir şekilde kocasının yanına yatmaya giderken, ben de bitkin bir şekilde zor attım kendimi yatağıma. Sabah bir elin sikimin üstünde dolaştığını hissederek uyandığımda, Aysun butün güzelliği ile karşımda bana bakıyordu, “Günaydın erkeğim!” diyerek beni öptükten sonra yarağıma sarıldı. Saate baktım, saat 10:00’u geçiyordu, “Remzi nerede? Yakalanmayalım!” dedim. Aysun da, “Şimdi çıktı, ekmek almaya şehir merkezine gitti, yarım saatten erken gelmez, kim bilir böyle bir fırsatı birdaha nezaman buluruz!” diyerek, yarağımın üstüne oturdu. Kocası gelmeden bir posta da sabah sikişi yaptık…

Gerçekten de o günden sonra çok az fırsat oldu, ileriki günlerde kayınçomun karısını anca iki defa daha siktim. Birbuçuk aydır fırsat çıkıp ta sikemiyorum ve bu da beni deli ediyor. Karım da daha Türkiyede tatilde…

[Emin]

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

patron…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Babes

patron…

Merhabalar ben mine 46 yaşında hafif balık etli esmer bir bayanım.Evli üç çoçuk annesiyim,kocamın maaşı yetmiyordu. Kocam küçük bi gıda toptan firmasında çalışıyor,maddi yeterizlikten dolayı aynı iş yerinde temizlik görevlisi olarak işe başladım eeee çocuklarda büyümüş liseli olmuşlardı.Çoçuklardan öğrendim bu mereti kullanmasını da zaten.
Başlayalı 5 ay olduki kocamı vee birkaç kişiyi daha işten çıkarcaklardı,ne yapardık kocama söledim kara kara düşünüyodukki kocama ben ali beyle konuşuyımmı dedim oda tamam dedi,zira başka şansımız yoktu.Ben sabah işyerine gittimizde temizlik numarasıyla odada bişeyler yapıyor gibi ali beyi beklerken oda birden geldi.gergindi,hoş geldiniz dedim etrafı biraz siliyo bahanesiyle beklerken bana bitmedi mi seninde işin dedi,şey dedim ben dedim kocam deyince eeeeee napalım işler kötü deyince ne olur ali bey kulunuz köleniz olayım ne derseniz yaparım yeterki kocamı işten çıkarmayaın mahvoluruz çoluk çocuk burdan ekmek yiyoruz deyince birden ali beyin gözleri parladı,çok fazla ileeri gittiğimi anladım.Ne istersemmi ,istediğim zaman istediğim gibimi sorular sorunca şaşırdım benim gibi 45 ini geçmiş bi kadından ne bekleybilirki derken.Ağzımdan halen saf saf ne olursa efendim çıktı.Birden ayağa kalktı beni masaya çağırdı.İstem dışı şuursuzca dediklerini yapmış masaya yaklaşmıştım.Yanına geldiğimde koca götüme sert bi şaplak attı ve ellerini masya koy dedi ve kapıya doğru gitti zaten kocamda uzun süredir doğru düzgün sikişmiyorduk amımın sulanmasını unutmuş titremek neydi hatırlamıyorken;şimdi bacaklarımdan aşağıya amımın suyu akarken bakire bir kız gibi tir titriyordum.Bu arada ali bey kapıyı açıp sekretere kızım minenin kocasını listeden çıkartın benide rahatsız etmeyin dedi.Oh allahım dedim kendimce kocamın işini kurtarmıştım peki ya kendimi nasıl kurtarcaktım.ali bey yanıma geldi ben halen ellerim masada ve kendime inanamıyordum sanki komut almışçasına götümü dışarı çıkarmıştım.İçim içime sığmıyor terlemeye başlamıştım aman allaahım kocamdan sonra ilk defa bi erkek beni hemde 46 yaşında sikecekti.ali bey yanıma geldi orospuuuuu dedi bana sertçe ve ğüslerimi mıncıklamaya başladızaten şu koca götün koca memelerin öldürüyodu beni dedi. İşte bu lafıyla ben titreyerek boşalmayaa başladım aman allaahım bu hissi özlemiştim.Birden bedenimi sertçe masaya yaslayıp hırlayarak eteğimi kaldırdı daha kilotumu indirmeden arkamdaa fermuar sesini duydum ve heyacandan arkama o yarrağı göremeden içime girmesini bekliyordum oda yarrağını sokmadan önce tükürük kullanıyoduki gerek yok alibey ben zaten boşaldım diynce aman allahım yaarrağını kafasını am dudaklarımda hissettiğim anda ikinciye boşalıyor kendimden geçmiştim ki üç çocuk çıkran amıma rağmen yarrağını birden köklemesiyle ahhhhhhh aahhhhhhhhh ayyyyyyyyyy diye haykırmam bir oldu ali beyse orospu diye diye götümü tokatlaayaark beni hayvan gibi sikiyordu aman allahım neydi o sanki ammı yara yara içimde pompalıyodu. Beni öle sikerken 10 dakikaa kadar olmuş artık canım acımaaya başlıyoduki saçlarıma yapışarak at yönlendiri gibi ohh çeke çeke beni sikmesiyle boşalcağınıanlamştımki,içime oluk oluk boşalmaayaa başladı,bense artık kendimden geçmiş ıhhıımm ıhıımmm diyerk sikilmenin keyfiyle amımdaaki sıcaklığın hazzıyla kendimden geçmiştimki;yarrağı çıkardı amımdan ve dönde temizle lan şunu orospu diyodu aşağılananark sikilmiş olmaak bana ayrı bi zevk veriyodu.ve önünde çömelerek yarrağını ağzını aldımm daha önce hiç yapmadığım şeyi yapıp döllerini emip bi güzel yuttum.buarada amımdan dölleri süzülmeye başlamıştı sonra ayağa kalktık ben panikle hemen paspas getirip şurayı alayım dedim çabuk dedi.Hiç bi şey olmamış gibi davrandı ben kapıyı açıp dışarı çıktığımda sekreter ayşenin bana tuhaf bakışı yerindibime sokmuştu doğru ya bağıra bağıra sikilmiştim.hemen paspası aldım geri döndüm aklımda acaba bi sonra ne zaman diye düşünürken pas pasa başlamıştım.Bundan sonraa altına böle köylü işi çamaşır giyme dedi,amınıgötünü de bi güsel temizleme bu halle ben nasıl yalıycaam onu dedi.Amaan allahım beni tekrar hemde yalyarak sikeceekti,fakat beyim benim öle süssülüşeyler almaya param yookki diyince telefonla ayşeyi çağırdı öğlene kadar bu kadını al,güzel şeyler alın bide kuaföre götür temizlet hadi hadi dedi yerin dibine girmiştim,ayşe tabi alibey dedi gel abla dedi.bende teşekkür ettim ve çıktık ayşecim ben kocama uğrayayım da geleyim dedi oda tam abla dedi.kocam nasıl hallettinki dedi hallettim işte şimdilik burdayız dedim oda sevindi.Ne bilsinki karısı patron kapatması oldu.Biz ayşeyle çarşıya çıkmış seksi süslü renkli şeyler aldık ayşe bana ne yaptığının farkındasın dımı dedi yakında herkes duyacak ve sana sarkacak dedi;vaalla bu yaştan sonra beni sikeceklerse herkese vermeye razıyım az önce içerde dağıtıldımm kız harikaydı dedim,o da güldü sen harbi orospuymuşsun abla dedi,ve heh işte buldum dedi bana arkası bildiğiniz ipli kızların bile giymekten çekineceği bi tanga aldı hemde arkasında boncuklar vardı.Ordan ağda filan derken işyerine döndük,ali bey geldinizmi dedi tama yarın sabah seni bizim bağ evine götürcekler dedi sabah erken gel geç kalma dedi kocana da söle akşam yoksun.Ben şey akşam mı diyince sen demedin mi nasıl isterseniz diye, tamam dedim.Yeni aldığımız eşyalardan göğüslerimi sadece meme uçlarını örten ip askılı mor sudyenimi giydim,altıma da arkadan boncuklu siyah tangayı giydim.aslında bu çok hoşuma gitmişti kendimi yaşıma bakmadan seksi azgın görüyordum,hele tangamın önundan patlıycakmış gibi duran amım ve ve koca memelrim nasılda dik ve şahane duruyorlardı,hele arkama bakınca da kalçalarımın arasında kalan o boncuklu tangam fevkalede seksidiydi.Neyse kocamla işe gittik,kocama bağ evi için temizlik yapmaya gideceğimi sölemiştim ve işyerinde şöför mustafa beni bekliyor hazırmısın abla diyordu,hıhıhı hıhı diyebildim nedense suçluluk duygusuyla kocamın yanında;o sırada mustafa bana aşağılar güler bakması fark ettim utandım biliyordu galiba nereye gittiğimi.Yola çıktık güzel bahçeli bi iki katlı bi evdi,eve vardığımızda ali bey biraz tepkili nerde kaldınız ya dedi.Mustafa sen git ben seni ararım dedi,gel bakalım mine hnım dedi.İçeri girerken yavrummm yeni aldıklarımızı giydin dimi dedi,evet diyebildim kısaca unutma ne istersem demiştin diyince allah allah ne olacakki dedim kendi kendime.Sonra kapı girişinde daha içeri girmeden üsteni değiştir burda dedi hıhı hıhı diyerek hemen oracıkta değiştirdimm beni öle görünce uffff yavrummm beee buün seni delirtçez param parça etez dedi,nasıl demeden içeri götürdü götümü tokatlaya tokatlaya aman allahım içerde 7 kişi bi içki masasında ve görebildiğim altları çıplaktı,bana ooooooo gelmiş bizim hediye dediler,yüzüm kıpkırmızı olmuştu nasıl bi ortama gelmiştim ben aman allahım.Ali bey kulağıma masanın etrafında kıvır kıvır tur at seni bile yoklasınlar,aynen emirlerine uydum rakılarını yudumlayan hiç tanımadığım yaşı bana yakın 7 kişi beni mıncıklıyor yavrum memelerine bak,offf göte bak göte diyerek mıncıklnıyor,götüme tokat yiyordum ve titreyerk boşalmaya başlamıştım bile;gülmeye dalgaya geçmeye başladılar ve ali tam bi orospu şelalesi getirmişsin bize dediler.İçlerinden biri eeeeeee bu kadar reklam yeter in aşağıya diyip örtüyü kaldırıp beni masanın altına altına çektiler,veeeeeee offff aman allahım hepsi kalkık kısa ama kalın.uzun ve kalın offf allahım 7 tane yarak bende kendimden geçmiş ilk gözüme kestirdiğim yarağa yapıştım somurmaya başladım,öle samuruyordumki şapur şupur sesler çıkıyodu,dilimle yarrağın kafasına masaj yapıyordum ama boşalmıyordu yukarda ise ne ulan rengin kaydı aşaıdaki işini iyi yapıyo desene dediler,o ise ohhllomaya inlemeyeeee başlamış agaaaaaaa işi blenin hali başka diyip kafamı yarrağına bastırmış komple sokuyordu ama boşalmak bilmiyordu.Yukardan yeter lan bize de sal anladık hapı attık gelmiyosun da yolla şu orospuyu diyere beni kolumdan kendi önüne çekti,bu sırada oda kökleyerek ağzımı sikiyor ohhh aahhh çekiyordu bense hap ne ya diye düşünüyorken hepsinin yarrağını emddimmm somurdummm çok zevk alıyordumm aman alllahımmm çok harikaydı.veee yeter amına koyim ne bekliyoz ya hadi sikelim dediler,Ali bey bu arada beyler göt deliği daha sıfır heeee bu yaştaaa diyerek nara attıyordu.Ve beni kalın yarraklı olan amına birden gömdü pomaplıyor bense artık kaçıncı boşalıyor bilmiyor,ohhhh ahhhh aslanlarım sikin bni her tarafımı sikin diye çığlık çığlığa altında inliyordum,sonra bi sonraki sonrakiamım gevşemiş,döl orgazm sularınla vıcık olmuş beni sertçe sikiyorlardı.boşalan ağzıma veriyor yarrağını kaldırıyordu.kaçıncı olduğunu hatırlamıyorum beni domaltmış eliyle amımdaki o sıvıları götüme yayıyor deliğimi parmağıyla yokluyor seni sikeerek gebertçem gibi konuşurak beni götümden sikmeye hazırlanırken arkama yarrğa baktım aman allahım ben birden korkudan ağlamaya başladım ne olur başka biri siksin o çok büüyük ne olur önce alıştırın derken;hayvanlar gülüyor göm göm diye haykırırken ben ağlıyordum veeeeeeeeee aman allahımmmmmmmmmmm o ne acı ne baskı hıçkırım yerini haykırışa bırakmış götümmmm çıkarrrr diye haykırışa bırakmıştı,ve son hatırladığım şey hızlıca götüme pompalayan yaraktı.kendimden geçmiştim ki acım azalmış gözümü açtığım bacaklarım birinin omzunda amımıma pompaalıyor,altta ise sırtım başka bidene çarpıyor ve hissetmediğim götümdeydi etrafımdaki erkeler beni mıncıklıyor,sikiyorlardıııı.Tek fark ettiğim hava kararmıştı;kocam kocamı arıycaktım gece için diyince orospuya bak halen kocam diyo,diyerek gülüyolardı veçantamdan telefonumu verdiler,ara ara diyorlardı.Bu arada amımdaki çıkmış götümdekine yeter lan dediler beni başka birinin kuağına koydular amıma aldım kolayca ve hiç beklemeden götüme girdi.pompalaya pompalaya sikiliyordum ve zevke ve sızmış bi şekilde telefon diyordum susun ahdi arasın dedi biri bende telefona baktım saat 21,30 diyordu,arıyorum diyebildim,yavaşladılar ama sertleştiler girip çıkarcan nasıl yapıcam derken kocam nerdesin dedi bende,temizlik çok bu gece gelemiycem yarın direk eve geçerim zaten diyebildim,oda sesin niye böle geliyo dedi bacağıma masaya vurdum da buz koydum kocacım ohhhh ohhhh diyordum,bu onları çok etkilemiş olsa yüzüme fışkırmaya başladılar sonra telefonu kapadım.veeeee sabaha neremden nasıl sikildim hatırlamıyorum bildiğim tek şey şuan götümde bi maden vardı sanki

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

ev sahibimin karısı (alıntıdır)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Amateur

ev sahibimin karısı (alıntıdır)
İstanbul’da üniversitede okuyan bir gencim.
Başımdan geçen bu güzel olay okulun ilk dönemindeydi. Arkadaşla anlaşıp bir ev kiralamıştık. Evi tutalı henüz bir iki hafta olmuştu ev sahibimiz de üst katımızda oturuyordu. Apartman aidat parasını vermek için üst kata çıkmıştım. O gün Osman abi evde değilmiş kapıyı eşi Necla abla açmıştı ve ilk defa karşı karşıya gelmiştik. Yaşı otuzlarda olmasına rağmen gayet genç gösteren fiziği ile düzgün bakımlı bir bayandı. Parayı verdikten sonra biraz sohbet etmiştik. Evden memnun olup olmadığımızı sormuştu. Bende Osman abinin katı kuralları olduğunu evde alkol alamayacağımızı eve kız arkadaşlarımızın gelemeyeceğini söylediğini söyledim. Oda gülerek ben bir bayan olarak sizi ziyaret ederim demişti ve çok şaşırmıştım.
Ev Sahibinin Karısı Necla Abla – Seks Hikayeleri
Akşam ev arkadaşım eve geldiğinde olayı anlattım. Oda ekmeğin nereden çıkacağı belli olmaz kanka demişti ki eve geldiğim süre boyunca Necla abla aklımdan çıkmamıştı. Dudaklarımı kemiriyordum bilgisayar başında ve ne zaman o ziyaret gününün gerçekleşeceğini hayal ediyordum. Gece boyunca hiç uyumamıştım. Uykusuz bir durumda okula gitmek için evden çıkmıştım tam kapıyı kapatırken Necla ablayla göz göze geldik. Bana şakayla karışık Osman abinin katı kurallarını bozmuyorsunuz dimi dedi. Bende bozarsak evden çıkacağımızı bildiğimiz için bozmuyoruz dedim. Eee ne yapıyorsunuz kız arkadaşlarınızla eve getiremediğiniz için diye sordu. Bende gülerek eve gelemedikleri için düz duvara tırmanıyoruz dedim. Baya bir kahkaha attı bu cümleye :))) okuldan dönüş de Osman abiyle karşılaştım. İlk önce hal hatır muhabbeti sonrasında da akşam yola çıkacağını İzmir’e iş için acil gitmesi gerektiğini söyledi.
Benim içimde deli fırtınalar kopmaya başlamıştı. Aklımdan geçenleri uygulamalıydım. Saat 10 civarı ev arkadaşım taksimde eğlenmek için gitmişti bense sınavlara çalışıyordum ve kapı çaldı. Hafif alkollüydüm. Mahmur gözlerle kapıya yöneldim kapıyı açtığımda Necla abla hiç görmediğim bir dekolte kıyafetle karşımda duruyordu. Şaşırmış aval aval bakıyordum ve sessizliği bozan da o oldu. İçeri davet etmeyecek misin sana sözüm vardı dedi. Tabi ki buyurun kusura bakma dedim. İçeri girdi evin düzenini görünce gülerek bu erkekler hep dağınık mı olurlar dedi. Bende Osman abi izin verse kızlar gelir evi toplarlar dedim. Oda sadece evi değil sizi de toparlarlar dedi gülerek. Yerdeki eşyaları kaldırmak için eğildiğinde göğüslerini sere serpe gözlerimin sunumuna vermişti. Bir an dalgınlıkla göz göze geldik. Gülerek hala düz duvara tırmanıyorsun dedi. Bende ilacı verecek birini bulamadım ki ineyim aşağı dedim. Tam o sırada içecek bir şey yok mu dedi bende alkollü içecek var dedim. Gözlerime bakarak Osman abin görmesin dedi. Bende sen söylemezsen bilmez dedim ve içeriden vişneli votka yapıp getirdim. Arkadaşımı sordu bende sabaha karşı gelir anca dedim. İyi seninle uzun zamanımız olacak dedi. Hem benim canım sıkılmaz hem de senin dedi gülerek. İçkinin de tesiriyle göz göze gelişimizde dudaklarımız birbirine kenetlenmişti. Ellerim bütün vücudunda gezinmeye başlamıştı artık istediğim ve arzuladığım beden benimdi. Sımsıkı sarıldım öpüşmekten ikimizin de nefesi kesilmişti biraz soluk aldık ve üstündekileri çıkarmaya başladım. Dantelli iç çamaşırları vardı ve deli sexsi gözüküyordu. Göğüslerini ellerimin arasına alıp yoğurmaya başladım boynunu emmeye başlamıştım bir yandan nefes nefese zevk alırken bir yandan da iz yapma demeye çalışıyordu. Ellerim iç çamaşırında geziniyordu aşağı doğru çekerek çıkardım ve önünde diz çöktüm. Amını yalamaya başladım üst kısmından yaladıkça kendinden geçiyor ve başımı daha çok bastırıyordu. Bense dilimle darbeler atmaya devam ediyordum Necla’nın nefes alış verişi ve inlemesinden bende tahrik olmuştum. Oda elleriyle benim aletimi okşuyordu arasıra avucunda sıkıyor canımı yakması beni daha çok tahrik ediyordu. Altımdan kurtulup bir anda ağzına aldı ve vantuz gibi çekmeye başladı dudaklarının arasında oynuyor. Dilini uç kısmında gezdiriyordu. Bu seferde ben kendimden geçmiştim. Bi anda üzerime çıkıp bi hızla üzerime oturdu. İçinin sıcaklığı beni de kavurmuştu. Göğüslerini dudaklarıma vermiş. Üzerimde oturup kalkıyordu ve git gide hızlanıyordu. Kalçalarından bende ona destek veriyordum meme uçlarını dişlerimin arasına alıp ona acıyla karışık zevk veriyordum. Birden ters dönerek onu altıma aldım. Bacaklarını omzuma alıp aletimi amının dudaklarına sürtüp onu delirtmeye başlamıştım. İçime gir içime gir diye inlemeye başlamıştı. Kendinden geçip bana yalvarması deli hoşuma gidiyordu ve bi anda içine girmiştim. Necla’dan ohhh diye bi ses gelmişti odanın içinde afrodizyak kokusu yayılmıştı. Soluk soluğa kalarak ikimizde doruklara ulaşmıştık. Ben boşalmama yakın kendimi çekerken Necla kalçalarımdan tutup çıkma içime boşal dedi. Ben daha çok tahrik olmuştum ve daha hızlı bir şekilde içine köklüyordum. İnleye inleye ikimiz aynı anda boşaldık. Muhteşem bi zevk gecesi yaşadığımı düşünüyorken ona sımsıkı sarılmıştım dudaklarından kocaman bi öpücük alıp bunu en yakın zamanda tekrarlayalım dedim oda senin gibi genç, yakışıklı ve sexsi iyi bilen biriyle sürekli beraber olurum dedi. Kocamı ilk aldatışım ama mutluyum dedi. Ellerimle amını okşarken kara incisine parmaklarım değince dokunma dedi. Bende hiç yapmadın mı dedim oda hayır bu zamana kadar isteyen olmadı ki dedi. Bende ben istiyorum dedim oda bir daha ki sefere oradan da yaparsın dedi. Tam o sırada kapının önünde bir araba sesi işittik. Ben pencerenden bakarken Necla’da apar topar üstünü giyinmeye çalışıyordu. Ev arkadaşımın geldiğini söyledim ondan önce yarı çıplak yarı giyinik kapıdan çıktı. Bende bitkin bir halde kanepeye yığılmıştım. Ev arkadaşım eve girdiğinde halimi görünce Necla seni bitirmiş dedi. Bende inanmazsan iç çamaşırı kanepenin arkasında giymeyi unuttu dedim. O gece muhteşem bir gece geçirmiştim. Necla ve ben değişik fantezilerle bir kaç kere daha beraber olmuştuk ve her seferinde müthiş zevk almıştım.
İlgili

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

pendik escort istanbul travestileri istanbul travestileri ankara travestileri ensest hikayeler pendik escort antep escort gaziantep escort adapazarı escort adapazarı escort buca escort izmir escort üsküdar escort izmir partner kayseri escort izmir escort malatya escort bayan kayseri escort bayan eryaman escort bayan pendik escort bayan tuzla escort bayan kartal escort bayan kurtköy escort bayan ankara escort canlı bahis şirketleri canlı bahis siteleri kaçak bahis kaçak iddaa canlı bahis güvenilir bahis sakarya escort görükle escort bursa escort görükle escort bayan