Kaş Maceramız

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Ass

Kaş Maceramız
Merhaba ben Gürol,geçen yaz sürekli beraber tatil yaptığımız en candan arkadaşlarımızla beraber 3 aile ekonomik bir tatil yapmak üzere Kaş ta bir apart otel ayarladık.

Ben ve bir erkek arkadaşım ile bayan arkadaşımız aynı şirkette 6 yıla yakın beraber çalışıyorduk. Eşlerimiz ise birbirinden farklı yerlerde çalışıyordu. Aynı yaşlarda olmamız ve muhabbetimiz tuttuğu için 6 yıldır sürekli görüşüyor ve beraber eğleniyorduk. Fulya’nın eşi Yılmaz, bir ithalat-ihracat firması sahibiydi ve sürekli yurtdışına çıkardı. Son bir iki yıldır eşlerimizden Yılmaz’ın Fulya’yı aldattığını ve Fulya’nın bundan çok rahatsız olduğunu duyuyorduk. Biz diğer iki aile olarak onların ilişkilerini düzeltmeye yardımcı olmaya çalışıyor böylece her vesilede beraber gezip, eğleniyor, Yılmaz’ı aile ortamına sokmaya çalışıyorduk. Fulya genç fakat sıradan güzelliği olan bir kadındı. Yılmaz’ı elinde tutmak için her zaman kendine iyi bakar ve eşinin üzerine titrerdi. Bu tatilde de biz ve diğer çift dostlarımız onların aralarındaki sorunları aşması ve birlikteliklerini güçlendirmeleri için bazı fedakarlıklara da girip tekrar beraber tatil yapma kararı aldık.

6 kişi hep beraber aparta yerleştik, hepimiz son derece neşeli ve coşku doluyduk. Yerleşip alışveriş yapmak üzere çarşıya indik. Bol kahkahalı ve eğlenceli bir alışverişten sonra 3 çift elele gözgöze aparta döndük. 2-3 gün boyunca sürekli gezdik, plajları dolaştık , akşamları dışarıda birbirinden değişik mekanlarda yemekler yedik. Her şey iyi gidiyordu, Fulya ve Yılmaz’ın çifte kumrular gibi olmaları dördümüzü de sevindiriyordu.

Tatilimizin beşinci günü hep beraber kalabalık bir grupla beraber tekne gezisine çıktık. İşte o andan itibaren Yılmaz iş başına geçti ve yine sinsi sinsi çapkınlıklarına başladı. Korhan ve ben bunu kamufle etmeye çalışıyorduk ancak mola verilen plajlarda Yılmaz’ı uyarmamıza rağmen o yine bildiğini okuyor, çevredeki kadınlara sürekli pas atıyordu. Fulya’nın asabiliğini eşim ve Hande neşeli muhabbetler açarak dağıtmaya çalışıyorlardı. Ortam iyice gerginleşmiş, Yılmaz’ın vurdum duymazlığı ve ahlaksızlığı hepimizi sinirlendirmişti. Korhan neredeyse patlayacak gibiydi ve turun biran önce bitmesini istiyordu. Zar zor geçen saatlerden sonra tekneyle Kaş’a geri döndük. Erkekler bir arada oturduk ve Korhan sert tavırlar ile Yılmaz’a çıkıştı, aralarında başlayan münakaşa sonunda Korhan eşiyle beraber eşyalarını toplayıp aparttan ayrıldı. Olaylara son derece üzülmüştük ve moralimiz sıfıra inmişti, herşeyin tadı kaçmıştı.

Akşam yemeği yemedik, Yılmaz saat 21 civarında hiç bir şey söylemeden ayrıldı, eşimin migreni tuttuğu için ilaç alıp yattı, dolayısıyla ancak saatler sonra uyanabilecekti. Ben apartın balkonuna çıkıp şezlonga uzandım ve öylece dinlenmeye başladım. Bir süre sonra elinde iki soğuk kutu bira ile Fulya balkona geldi, sinirli olduğu her halinden belliydi, üzeri salaş pulaştı. Biranın birini bana vererek karşımdaki koltuğa oturdu. Uzunca bir sessizlik sürdükten sonra Fulya hararetli bir şekilde Yılmaz’ın yaptıklarını, onu sürekli aldattığını örnekleriyle anlatmaya başladı. Ben hiç söze karışmadan Fulya’yı dinliyordum, anlatıp rahatlamasını bekliyordum. Fulya arada sırada içeri gidip yeni biralar getiriyordu. Gece saatin 23 ünü geçmişti ve hala anlatması bitmemişti. Biradan hafifçe mayhoşlaşmıştım, bu arada hararetli bir şekilde konuşan Fulya’nın hareketleri de dağılmış, dikkatsizce oturmaya başlamıştı. Zaman zaman altındaki fırfırlı mini eteğin arası açılıyor ve altın sarısı baldırlarından titreyen yumuşak bacak etleri gözüküyordu. Fulya’nın anlatımı esnasında kullandığı kelime ve cümlelerde, konunun içeriği açısından gittikçe erotikleşmiş ve adeta seks filmi repliklerine dönmüştü. Aldatılmanın verdiği kızgınlıkla kendinden geçmişçesine Yılmaz’dan bahsederken onun bu sinirli ve telaşlı konuşmasının içerisinde bacak arasının kontrolünü iyice kaybetmişti, bir an sanki içinde çamaşır yokmuş gibi geldi ve bacak arasındaki kahverengilik gözüme takıldı. Dikkatimi kaçamakça bacak arasında yoğunlaştırdım ve bir an onu boşta yakaladığımda, gerçekten içinde külot olmadığını farkettim. Bakışlarımdaki değişikliği Fulya da farketmişti ve sanki beni daha da azdırmak için bacaklarını açmış eteğini uygun pozisyona getirmişti. Gözlerim bacak arasından belli belirsiz gözüken o kahverengi delikteydi. Kamışımın sertleşmesine mani olamadığım için ince kumaşlı şortumun üzerine ellerimi koyarak bastırmaya çalışıyordum. Fulya elindeki boş bira kutusunu yere bırakıp, “ben dolaptan bira alacağım ister misin?” diye sordu. İçerim dedim ve geri dönmesini bekledim. 10 dakika geçmesine rağmen dönmeyince merak edip içeri girdim. Odasının kapısı açıktı ve ışığı yanıyordu. Tereddütle kapıya yönelip içeri girdiğimde içerisi boştu, kapı birden arkamdan kapandı. Korkuyla geri döndüğümde Fulya çırılçıplak kapının arkasına yaslanmış duruyordu. O andan itibaren sonuna kadar tek kelime konuşmadık. Beni hızla kendine çekerek dudaklarıma yapıştı. Çılgınca ve ateş içinde öpüşüyorduk, sol eli bacak aramda aletimi okşuyordu. Ben de ellerimi onun kalçasına atmış, sırayla vücudunda elimin eriştiği her noktayı ihtirasla okşuyordum. Dakikalarca ayakta seviştik, Fulya göğüslerimi öperek aşağılara kaydı ve şortumu dizlerime indirdi. Şimdi eliyle okşadığı aletime diliyle ufak dokunuşlar atıyor , sertleşmiş organımın kafasını dudaklarının arasına alıyordu. Fulya kendinden geçmiş bir halde sakin sakin aletim ile uğraşırken birdenbire sert ve haşin hareketlerle aletimi ağzının içine en derinlere doğru almaya başladı. Bacak kaslarımın titrediğinin farkındaydım, Fulya kendinden geçmiş zaman zaman arkama geçiyor,aşağıdan bacak arama giriyor ve toplarımı yalıyor, etrafımda dört dönüyordu. Daha fazla dayanacak halim kalmamıştı, Fulya’yı kolundan tuttuğum gibi balkona açılan alçak pencerenin önüne götürdüm, yataktaki yastığı alıp, pencerenin eşiğine bırakıp Fulya yı yastığın üzerinden omuzları pencere dışına çıkacak şekilde domalttım ve arkasına geçerek aletimi tek defada onun kutusuna soktum. Ellerim ile onun ellerini poposu üzerinde tutarak vücuduna gerdim ve hiç durup dinlenmeden deliğine girip çıkmaya başladım. Gecenin karanlığında şehrin ışıkları altında inleyerek ve küçük çığlıklar atarak altımda zevkin doruklarına çıkan Fulya’nın deliğinden aletimi çıkarıp baktığımda, dudakların bir ahtapot gibi aletimi sardığını ve içine çektiğini gördüm. Bu manzara ve cinselliğin ateşi ile dakikalarca vurmaya devam ettim. Orgazmın eşiğine geldiğimi anlayan Fulya beni hızla iterek aletimin önünde eğildi, elleriyle kamışıma masturbasyon yapıyor ve her an fırlayacak spermelerimi kapmak için dudaklarını ihtirasla açıp kapatıyor, dudaklarını yalıyordu. Sarsılıp, titreyerek ona beklediği mutluluğu verdim, ellerine ve yüzüne dağılan spermelerimi aç bir kedi gibi yalayıp dudaklarının arasına aldı ve itina ile temizledi. Kendimizi yatağın üzerine attık dakikalarca konuşmadan dinlendik. Olanların bizim için neler ifade ettiğini düşünmeye başladığımda kısmen utanç duymama rağmen Yılmaz ın bunu hak ettiğini düşünüyordum. Ben bu düşünceler altında dinlenirken Fulya tekrar üzerime çıkarak aletimi emmeye başladı. Bu müthiş atmosfere dayanmam mümkün değildi ve kamışım şimdi daha sert ve dikti. Kontrol Fulya daydı ve nazlı hareketlerle üzerime çıkıp kamışımı deliğine yerleştirdi. İki eliyle kendi göğüslerini okşuyordu, bende ellerimle arkasından poposunu sıkıştırıyordum. Gerçekten muhteşem yumuşaklıkta enfes bir ten rengindeki poposunun güneşten yanmayan bölümü süt renginde ve mayosunun şeklindeydi. Fulya dakikalar içerisinde aklına gelen her pozisyonu beni evire çevire denedi, bir an son derece hızlanmış ve hayvanlaşmıştık, arka arkaya gelen orgazmları beni de keyiflendirmiş ve azdırmıştı. Saatler sonra ikinici ve üçüncü defa beni boşalttığında, karımın böyle yeteneklerinin olmadığının farkına vardım.

Saat sabaha karşı 4 sularında kendimize geldiğimizde yeni aşıklar gibi öpüşüp koklaşıyorduk. Yılmaz ertesi gün öğlen vakti geri geldi ve aynı pervasızlıkları tatil bitene kadar sürdürdü. Bu günlerde Fulya ile kaçamak ilişkiye girmek için karıma bahaneler uydurup beraber çarşıya çıkıp acele bir otel odasında sevişiyorduk, yada plajda tuvalet vs. bahaneleri ile kaçıp ormanlık alanda kuytu bir yerde sevişiyorduk.

Tatil dönüşü artık bir karım bir de aşığım vardı. Yılmaz’ın karısı üzerindeki bu değişikliklerin farkında olduğunu biliyorduk, ancak bu Yılmaz’ın işine geliyordu. Fulya da bundan rahatsız değildi. Karım ile gerçekten iyi bir dost olması Fulya’yı rahatsız etmiyor aksine karıma yardımcı olduğunu düşünüyordu.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Şeyma yol ayrımında 5

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Ass

Şeyma yol ayrımında 5

Konuşabileceğim tek kişi ne yazık ki eski eniştem. Akşam yeğenler ile oturduğumuz masaya geldi. Ben de iki kadeh içince biraz konuşabilir miyiz önemli diye lafı açtım, bir saate gelirim sen takıl barda.

İki üç kadeh içmiştim geldi. Muzaffer öküzü tarafından nasıl sikildiğim kısımları hariç yaşadıklarımı anlattım. Alkol alamadan uyuyamaz hale geldiğim dahil. Bu hayat böyle sürmez dedim. Sevmiyordum herifi ama kafası net bir iş adamı hep.

– Sen karar ver dedi. Önünde dört yol var hepsinin artılarını eksilerini yaz bir kağıda. Sonra birini seç diğerlerini de sil hayatından. Bir şişe daha açıp dediğini yaptık. İlk elenen Muzaffer oldu. Adamın kapaması olur, yarı hapis hayatı sürersin değmez kısmına ses çıkarmadım. Artılar hanesine yediğim günden beri aklımdan çıkmayan beni kölesi yapabilecek sikini ve yaşattığı orgazmları yazmadım, söylemedim de tabii ki. Sabah bilekliği sat borç aldığın tutarı gönder, hediyeyi geri istemez herhalde öküz. Bir diğeri daha iyi bir iş bulmak. Bu piyasa şartlarında o da neredeyse imkansız ama ben konuşurum bir iki yer ile bakalım ne çıkar.

İçimdeki sıkıntı azalmadı kalan iki seçenek böyle yarı zamanlı orospu olarak devam etmek ya da az maaş ile borç temizlemeye çalışmak, annemler ile yaşamak, buldukları koca adayları ile uğraşmak. Bunları da net ama orospu demeden daha nazik koydu önüme. Tekrar ağlama krizi geldi, kağıdı kalemi bıraktırdı. Bir yandan ağlarken bana sarılması güç verdi. Belki hayırlı bir kısmet çıkar diye espri yaptı güldük. Bir süre öyle kaldık kaldırdı ayağa hadi diskoya biraz kafan dağılsın diye tuttu elimden çekti. Git güzel şeyler giy kendini iyi hisset diye hazırlattı beni.

Benim işlerim var diye ayrıldı diskoda yanımdan, otel müdürü ile eğlenen iki kadın otel çalışanına emanet etti. Kadeh kadeh üstüne, bir erkek ile takılan üç kadına asılan yabancı ve yerli erkekler kuşattı etrafımızı. Kalabalık arttıkça yanlışlıkla veya bilerek sürtünenler de çoğaldı. Masaya bile tutunamıyorum sarhoşluktan. Her sürtünme sikilme isteğimi artırıyordu. Ayakta duramayacak haldeyim. Ben kıvrandıkça çevremdeki erkek sayısı da artıyordu. Onlardan kaçmak için otel müdürüne doğru yanaştım, ona yanaşınca da belimden tuttu korumak için. Bana sürtünmemeye çalışarak arkamda durdu. Aklımda sadece filmlerdeki zenciler gibi cümlesi Ayşen’in. Yanlışlıkla ben sürtünüyordum bu sefer önüne. İçkiler gidip geliyordu. Kızlardan biri koluma girip beni hava almak için çıkardığında müdür eski enişteyi aradı. Patron kızlar eve bıraksın mı diye. O eve birilerini atmış bile bize kaldı bu iş dedi yanındaki kıza. Bir süre sonra bir kolumda bir kız diğerinde otel müdürü Hakan evde idik. Kahve yap dedi kıza, ben ise kanepeye yayıldım.

– Muzaffer de sikti beni biliyor musun, o iğrenç göbekli herif de.

Bir anda neden böyle bir şey dedim ki. Yere oturduğumu ağladığımı hatırlıyorum. Kızı gönderdi. Ağlamam boyunca sarıldı, tamam geçti her şey burada güvendesin, patron korur seni.

– Ne koruması o da sattı beni imar müdürüne, tekrar ağladım omzunda. Saçlarımı geride topladı. Hadi yat artık diye koluma girdi tekrar.

Merdivenleri zorla çıkardı yüzümü gözümü yıkadı. Sakinleş ve ağlama artık dedikten sonra yatağıma yatırdı. Camı kapatmasını klimayı açmasını izledim. On dakika sonra serinler içerisi kapatırım unut her şeyi dinlen diye çıktı. Sırtıma batan sutyenimin kopçasını açtım, gömleğin bir veya iki düğmesini daha çözdüm. Rahatladım serin havada biraz. Gecelik giyecek gücüm yok. Bana sürtünen erkeklerin hayali gözümde uçuşuyor, başımın ağrısı klimanın serinliğinde azaldı. Uğraşa uğraşa şortumun düğmesini açtım, alkolden şişmiş göbeğim özgür kaldı. Devrildim tekrar yatağa.

Otel müdürü Hakan kapıyı tıklatarak içeri girdi, klimayı kapattı. Gözlerimi açık görünce sordu.

– İyi misin diye merak ettim.

– İyiyim dedim. Yatağın başında dikilip vücuduma baktı. Gözleri neredeyse hepsi ortada olan göğüs dekoltemde takılı kaldı. Dışarı çıkarken giydiğim kısa şort ve gömlek ileydim hala. Gözleri her noktamı dolaştı. Gözlerimi ayırmadım ben de. Bacaklarımı tutup kendine doğru çekti aniden. Bir şaşkınlık çığlığı attım. Şortumu çamaşırım ile birlikte çekip çıkardı. Çıplak bacaklarımı aralayıp üzerime tırmandı. Kafasını göğüslerime gömerek göbeğime oradan kadınlığıma öpe öpe saldırdı acele ile. Elleri ile gömleğimi yukarıya doğru itekledi, yardımcı oldum attım sutyenim ile birlikte, beş saniye içinde çıplak kaldım yatakta. Bacaklarımı öperek o da doğrulup iki saniye içinde çıplak kaldı karşımda. Bana doğru bakan dikilmiş iri siki ile tekrar üzerime balıklama atıldı. Durma sakın dedim sadece. Dudaklarımız birleşti. Acele ile aç kurt gibi saldıran hızına ben de uydum. Dişlerimiz ile saldırdık dudaklarımıza. Canımız yanınca durup gözlerimin içine baktı. Vahşi bir erkek vardı karşımda gözleri parlıyordu. Tekrar dudaklarıma saldırdı ben de ona.

Ellerimi tutup iki yana açtı. Kollarım gerildi. Sanki tecavüz edecekmiş gibi baktı gözleri. Vücudu vücudumu ezdi. Sıcak bakımlı kaslı bir erkek vücudu. Göğüslerim, sikinin değdiği bacak aram ve dudakları ile dişleri arasında uzayan dudaklarım, aynı anda hepsi uyarılıyor, kıvrandırıyordu beni altında. Tüm vücuduma hakimdi adeta. Siki giriş arıyordu, ellerim serbest olsa kendim sokacağım içine. Sert ve sıcak aletinin değdiği her yer am dudaklarımdı sanki. Dili bir sik gibi ağzıma girdi çıktı. Alt dudaklarımı ısırdı yedi. Boynumdan omuzlarıma indi onları da ısırdı. Elleri ile kafamı kendine çekip dudaklarıma saldırdı. Nefes nefese geri çekildi. İki bacağımı da havaya dikip iyice açtı girişimi. Serbest kalan elim ile yüzüme yapışan saçlarımı düzelttim. Sert sikini kadınlığımın üzerinde gezdirdi.

– Hazır mısın, alabilecek misin hepsini. Günlerdir seni düşünüyorum, dayanamayacağım. Hazırdım, içimde alev var ve bir an önce sikilmek istiyordum. Bir iki kere daha sürttü sert sıcak sikini girişime. Aşağıya doğru baktım. Offf gerçek olamayacak kadar uzun ve büyük gözüktü. Gövdesini kadınlığımın girişine vurdu. Şap şap ıslaklık sesi çıktı.

– Canımı yakma

Elimi aşağıya götürüp dokundum erkekliğine. Sıcaktı ve nabız gibi atıyordu. Elimi girişimde tuttum korku ile. Başı girdi. Bakmaya çalışan kafamı dudaklarıma yapışarak aşağıya indirdi. Sonra tek defada yavaşça yara yara yerleşti içime. Gövdesi tam ıslanmamış siki içime yerleşince bağırdım. Elim arada tamamı girmemişti ama o kadar derinde, o kadar kalın bir şey ilk defa içimdeydi ve yavaşça hareket ediyordu. Geri çekti çıktı tamamen ve tekrar aynısını yaptı. Şimdi amının ıslattığı uzun sik rahatlıkla dibimi buldu. İnanılmaz bir duygu bu, içime giren şeyi ayrıntılı görmedim ama resmini çizebilirim. Sert sert içime çarpmaya başladı, içime her girişinde omzumdaki bacaklarımı iyice katlayıp göğüslerime kadar kıvırdı. Tut şunları diyerek kendime tutturdu kıvrılmış bacaklarımı. Sportif vücudu şınav çeker gibi inip kalkmaya dibime değdikçe gözümde şimşekler çaktırmaya başladı. Evet kısa orospuluk geçmişimdeki en güzel sik bu. Uzun ve gövdeli, tüm içimi doldurdu. Doldurmak ne, gerilmiş durumda am dudaklarım. Al işte doy yarağa diye diye dövdü içimi.

Hızlı hızlı üzerimde zıplıyor sonra dudaklarıma saldırarak nefesleniyor bu sırada içime yerleşmiş sik kalça hareketleri ile geziniyordu. Hiç bu kadar güzel sikilmedim ben. Bu kalınlık am dudaklarımı geriyor, içinde gezdikçe içim daha da genişliyor, iç duvarları eziliyordu. Ayşen’in çığlıkları ne de doğru imiş. Tek hakimim içimde gezinen her defasında farklı açılarla yeni titremeler getiren bu uzun sert sıcak alet. Alıştı bak hiç çıkarmak istemiyor amcığın diye tekrar itekledi köküne kadar. Bağırdım ağrıdan. Bacaklarımı beline sardırdı ve kısa sürede yapmak istediği pozisyona beni de uydurdu. Bacaklarım beline sarılmış yatağın üzerinde tek vücut olarak hareket ediyorduk şimdi. O vahşi saldırı ikimizi de yormuştu şimdi ağır tempoda tek vücuttuk. Ellerim boynuna sarıldı önce, sonra sıkı sıkı sardı sırtını. Aletinin mantar başı içimi yarıyor geri çekilince başımı döndüren bir gıdıklama ile içimi okşuyordu. Sıcak dili dudağı boynumda sanki dillenen boynum değil kadınlığım, durmadan emiyor bir yerimi boynumu, dudaklarımı. Kolları daha sıkı sarmış durumda. Nefessiz eziliyordum altında. Boşalıyor musun güzelim boşalıyor musun, bu kadar çabuk mu?

Evet boşalıyordum. Bu kadar çabuk mu demesine rağmen ben ne kadar süredir sikildiğimi hatırlamıyordum. Elleri şimdi alttan kalçalarımı sıkarken daha da sert vurmaya başladı. Kaçamazsın diye çırpınan bedenimi zapt etti. Nefesimin patlamasını uzun bir oooohhh sesi takip etti, gözlerim niye yaşardı ki. Böyle savunmasız ve çaresiz titremeyi ilk defa yaşıyordum. Dur dur diye kıvrandım. Daha da sıkı sarıldı. Nefessiz çaresiz zevke gömülü kaldım altında. Kadınlığımın içindeki kasılmalar sikini sardığından, içimdeki alevi her yanımda hissediyordum. Beni boş çuval gibi çevirip siki içimde üstüne aldı. İçimdeki uzun sertlik amımdaki kasılmaları daha da zevkli yaşamama neden oldu. İki eli iki kalçamda.

– Boşal orospum benim, böyle sik yedin mi hiç? Siki içimde kucağında yüz yüze oturuyorduk. Boşalma sancılarım kramplarım her yerimi ele geçirmiş o ise beni sarmalamış bırakmıyordu. Çıldırtıcı bu titremelerden kaçmak istiyor ama beni mengene gibi sardığından sadece bağırarak boşalıyordum. Kulağıma fısıldadı.

– Bu memeleri hep sikmek istedim. Enişten de hasta götüne, İngilizler dar amcığını anlatırken çok kızdı. Daracık amcıklı orospuuuuu. Bunları derken beli oynamaya devam ediyor arada göğüs uçlarımı dilliyordu. Kendini geri atıp elleri göğüslerimi kavradı alttan. Oh hiç böyle tüm gövdesi kavranarak kenarları bastırılarak yoğrulmamıştı memelerim. İleri geri oynattıkça kalçalarını dibine kadar yerleşen siki içimi ve sert kalın gövdesine sürülen bızırım aklımı, darmadağın ediyordu. İki göğüs ucumu tükürüklediği parmakları arasında ezmeye başladı. İşte böyle bağır orospu deyince fark ettim, tekrar bağırıyordum. Islak parmakları arasındaki göğüs ucum bızırımdan farksız sanki. Sıkıp çekince tekrar bağırdım biraz da acıdan.

– Siktirip siktirip yine bana geleceksin değil mi, diyerek göğüslerimi tokatlamaya ve kucağında zıplatmaya başladı. Her zıplayış ağrı ve zevk saplıyordu karnıma. Tekrar sordu aynı soruyu hızlanarak. Evet diyecek bile gücüm yok acımasız bir zıplama hızı, her yer karardı yine. Alttan döver gibi giriyordu siki. Ihhhh diye onayladım sadece. Yine mi orospu yine mi kasılıyor amcığın sorusuna cevabım yoktu. Yine kasılıyor her yerim, içimdeki sik her açıdan girip çıkıyor, sadece kadınlığım göğüs uçlarım değil, her yerim bızırım kadar hassas artık. Kaçmaya ve orgazmımı yaşamaya çalışmak istiyordum, kollarımı sıkarak bırakmıyordu. Üzerinde bitmiş tükenmiş halde iken o özlediğim döl sıcaklığı, sikinin başının kabarması ile içimi yaktı. Muzaffer öküzünü hissetmemiştim bile boşalırken ama bu farklı, yaka yaka aktı içime dölleri, parmakları belime gömüldü acıttı. Offf tam doya doya sikmelik karı varmış elimizin altında diyerek attı kafasını arkaya.

İçimden çıkmadan beni kendine çekti. Dudaklarımı nazik ufak dil darbeleri ile dolaştı. Çok güzeldi, çok. Elimi korkarak kadınlığıma attım. İçimden akanlar bu kadar fazla olmamalı. Öylece yattım göğsünde, içimdeki sik kasıla kasıla boşalmalarını bitirdi, amımdaki süzülmeler tükendi, sonra yavaşça kaydı dışıma. Konuşmadan kaldık öylece. Ne konuşabilirdik ki zaten.

– İçecek bir şeyler alacağım ne istersin diye dudaklarımı öpüp kaldırdı üstünden.

– Fark etmez dedim.

O şortunu giyip aşağıya inerken, ayağa kalkmaya çalıştım. İçki ve orgazmların sarhoşluğundan tökezleyip yatağa tutundum tekrar. Başımın dönmesi geçince banyoya girip klozete oturdum. İçimden damlayan döllerini seyrettim, ne kadar öyle kaldım bilmiyorum. Odadan gelen şarap buldum sana da bir kadeh getirdim sesi ile kendime geldim. Bacakaramdaki onun dölleri ve benim ıslaklığımı yıkayıp dışarı çıktım.

Biraz ayılmıştım artık. Yatakta çırılçıplak oturmuş adama baktım, inmiş siki bile bacakarasında uzunca sallanıyordu. Nedense üzerime yere savrulmuş yatak örtüsünü sarıp getirdiği suyu bir dikişte bitirdim. Şaraptan aldığım bir yudum sonrası yarı kalkık buna rağmen damarlı ve kalın gözüken siki ile yanıma doğru yürüdü. Kadehi elimden alıp üzerimdeki örtüyü çekti attı. Boynumu tutup dudaklarıma yapıştı. Dili ağzımda dolaştı. Boynumu öperken bir eli göğsümü sıktı.

– Yıkadın mı güzel amcığını diye elini kadınlığıma attı.

– Evet çok kızartmışsın.

– Öperim geçer şimdi. Tekrar yatağa yuvarlandık. Dudak dudağa. Konuşmadan daha sakin sürdü üstümdeki yolculuğu. Parmakları girişimi araladı. Yapma çok hassas şimdi dedim.

– Kaç kere boşaldın

– İki üç bilmiyorum. Hassas dememe rağmen içimde kolaylıla ilerleyen parmağı bir noktaya baskı yapınca derin bir inilti bıraktım. Parmağını çıkardı ve ağzıma soktu. Kendi kokum kendi tadım.

– Ağzıma layık mı ne dersin?

– Yavaş lütfen.

Göbeğimi dişleyince gıdıklandım. Sonra dili bızırım üzerinden kadınlığımın her yerinde daireler çizdi. Küçük ıslak bir et parçası yavaş yavaş dolaştı girişimde. Ahh en sevdiğim şeyi son siktirdiğim iki erkek de ne güzel yapıyordu. Kadınlığımı aşkla yiyen iki erkek. Sonra o küçük darbeler artmaya iki dudağı ile kadınlığımın dudaklarını yemeye başladı. Sağa sola kıvrandı vücudum iki elini alttan kalçalarıma geçirip hareketlerimi kısıtladı. Elleri ve yüzü arasında sıkışmış bacakaramda dakikalarca sürdü turu. Belim yükseldikçe dilini daha derine soktu. Bızırıma çarpan dil sesi çoğaldı. İlk orgazmım sırasında biraz nefeslendi. İçtiğim en iyi am suyu bu doyamadım diyerek, ufak dil dokunuşları ile her dokunuşta ateşimi artıran bızırımla oynadı. Kıvranma dur dedi ama boşuna, kendime hakim değilim. Doğruldu ters olarak üzerime döndü koca siki burnumun ucunda sallanırken iki eli ile kavradığı bacaklarımın arasına gömüldü kafası. Dili içimi dışıma çıkartmaya başladı sert sert. Parmakları da arka deliğimin girişinde baskıda. Gördüğüm en biçimli sik, bir sike yakışıklı denirse buydu. Elim ile kavrayıp başını emince durdu biraz, aferin diye inledi. Gövdesindeki damarları seyrettim, elimin altında nabız gibi atması dayanılmaz güzellikte. Elim gövdesi üzerinde küçük duruyor. Çok da uzun. Onun amımı yeme, arka deliğime baskı yapma sakinliği ile ben de sikinin kalın başını emmeye gövdesini okşamaya başladım. Dili iki deliğim arasında gezip içime girdi ve çıkıp tekrar bızırıma gelince dünya ile ilişkim tekrar koptu. Ağzımdakini çıkarıp yalvarırım lütfenn lütfennn diye bıraktım kendimi.

Bıraktı yalamayı, elimle kavradığım sikini kurtardı.

– Kopartacaktın kız dedi. Kendimi kaybettiğim o anda çarşafı sıktığımı hatırlıyorum. Galiba diğer elimi de sıkmışım. Başucuma gelip sikini tutup yandan ağzıma soktu. Nefesim düzene girmeye çalışırken o yavaş yavaş ağzımı sikti, göğüs uçlarımı okşadı. Arada çıkardığı sikini dudaklarıma vurdu. Ben tepkisiz, bitkin kalakalmıştım. Tekrar başını sokunca dilimi de hareketlendirdim. Daha derine iteklemeye çalıştı.

– Boşal artık dedim. Güldü, daha adımı bağıracaksın.

Çıktı ağzımdan ve beni yan çevirip arkadan sarıldı. Siki arkadan bile olsa bu uzunluğu ile kolaylıkla kadınlığımı buldu. Kolumu tutarak yarısını soktuğu siki ile sertçe hızlı hızlı vurmaya başladı arkadan. Kalçalarımızın çarpmasını ahh sesim takip ediyordu. Boynumu yaladı. Hızlandı. Kolumu daha sert sıkarak daha da hızlandı. Kolumu bıraktı eli bacakarama girip önden kadınlığımı kavradı. İçimdeki sertliğin boş yer bırakmadığı amım dışından da okşandı. Zamanı kaybettim. Sesim artınca kulağıma fısıldadı.

– Kim sikiyor seni orospu?

– Hakan

– Kim için boşalıyorsun şimdi? Evet tekrar titriyordu karnım, eliyle tuttuğu bacağım her yerim, gözlerim çoktan kapalı veya ben karanlığa düştüm.

– Hakannnnn dur artık dur. Durmadı. Kontrolümü kaybettiğim kadınlığımdan çıkmadan bir bacağını karnıma doğru doladı. Yandan bacak aramı kıstırarak sert sert sikmeyi sürdürdü.

– Evet böyle adımı bağır demesi ile biraz kendime geldim. Adını mı bağırıyordum yine. Ne zaman bacaklarımı omzuna alıp belimi yerden keserek sikmeye başladı? Ne kadar oldu sikilmeye başlayalı? Şimdi bacaklarım V şeklinde havada. Pozisyon geçişlerini takip edemiyorum artık. Ellerimle itekledim kasıklarını nihayet durdu.

İçimde biraz daha hareketsiz bekleyip çıktı. Başucuma doğru geldi, beni seyretti bir süre. Eli göğüs ucuma gidince elektrik çarptı tekrar vücudumu. Yine benzer pozisyonda dudaklarıma bastırdı sikini, bitmiş halde ağzımı araladım. Sakin sakin ağzıma sokup çıkarmaya başladı dev siki. Bu da dakikalarca sürdü. Başını ve gövdesinden bir iki santimi daha itekledi ağzıma. Göğsümü okşayan eli kasıldı, iyice sıktı göğsümü hafif geri çekilirken dudaklarım ve dilim üzerinde yayıldı dölleri. Belki bir yıl önce kocam biraz boşalmıştı ağzıma. Dudaklarım ve çenem üzerine damladı akıntısı. Son bir fışkırma yüzüme çarptı. Dudaklarımdaki ekşi tadı, ağır erkeklik kokusu. Hele o dudaklarımı yakan sıcaklığı. Ellerim ile temizledim çenemi, kendisini yanıma bıraktı. Kalkacak gücü bulup yüzümdeki spermleri yıkarken, döllerini sıcakken yutma isteği uyandı içimde belki bir dahakine dedim. Dışarda gün ışıyor saatler boyunca mı sikildim? Yatağa girdiğimde gözlerini araladı, sarılıp uyuyakaldık.

Ertesi öğlene doğru uyanabildim. Başım döndü yataktan zor kalktım yine. Yanımda yoktu. Hasta olmuş gibi halsizim, bacaklarım ağrıyor, karnımda bir ağrı, bacakaramda bir sızlama, nasıl sikti bu herif beni? Telefonumda eniştemden bir not, “ Muzaffer konusunu duydum, uyanınca beni ara” Hakan dün gece beni nasıl siktiğini de anlatmış mıdır? Offff. Büyük pişmanlıklar içindeyim, tatilin bitmesine de bir hafta kaldı. Bilekliği satıp Muzaffer’e para gönderdim. Ablamı aradım, ev tutana kadar sen de kalabilir miyim dedim. Kabul etti neşe ile. Enişteyi aramadan toplanıp Kuşadasından kaçtım

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Kayınpederimin Sayesinde Yediğim Yarraklar! (5. B&

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Amateur

Kayınpederimin Sayesinde Yediğim Yarraklar! (5. B&

Kayınpederimi karşımda görünce telaştan ne yapacağımı bilemedim. Reflexle yatakta biraz doğruldum, sütyen takmadığım için, göğüslerim görünmesin diye de yorganı boğazıma çekerek, “Buyur baba?” dedim. Kayınpederim, evlendiğimden beri ilk defa yatakodama giriyordu. Ben evde yokken girip çıkmışsa, bunu bilemem tabii, ama ben odadayken bu ilkti. Kayınpederim hemen parmağını dudağına götürüp ‘Sus!’ işareti yaptı, ardından da, “Sus, sesini çıkarma sakın!” diye fısıldadı. Ceketini çıkarıp yere attı ve gömleğinin düğmelerini çözerek, yatağa doğru yürümeye başladı. O anda aklımdan, acaba içmeye gittiği arkadaşlarının birinden ‘Fazla mesai’ sikişmelerimi mi duydu diye geçirdim.

“Baba, ne oluyor? Napıyorsun?” dedim kısık ve titrek bir sesle. Kayınpederim yine ‘Sus!’ işareti yapıp, “Kes sesini! Gıkını çıkarırsan boğarım seni, öldürürüm! Sonra da o kızım olacak Lezbiyen orospuyu gebertirim! Kimse de elimden kurtaramaz! Bu yaşta evlat katili yapma beni!” dedi. Kayınpederim yatağımın başucunda dikilip, kararlılıkla soyunurken, ben resmen şoktaydım, beynimden vurulmuş gibiydim. Görümcemle sevişmemizden haberi olamazdı. Bu imkansızdı. Ama neden ‘Lezbiyen orospu’ lafını etti?

“Baba sen içmişsin, sarhoşsun, ne dediğini bilmiyorsun!” dedim. Kayınpederim pantolonunun kemerini çözüyordu o sırada. “Evet bir iki duble içtim, ama sarhoş değilim! Ne dediğimi de, ne gördüğümü de gayet iyi biliyorum! Demek yaraksızlıktan kudurdun, salatalıkla siktiriyorsun kendini! Merak etme, yarak hasretini gidereceğim şimdi, burda gerçek yarak var! Göreceğiz bakalım, kızım mı iyi sikiyor, ben mi!” diyerek önü kabarmış külodunu da indirdiğinde, ben çifte şok yaşıyordum bu kez. Birincisi, demek görmüştü görümcemin amıma salatalık soktuğunu (ama bu nasıl olabilirdi?). İkincisi ise, kayınpederimin yarağı! Damarlı, mantar başlı, iri bir yarağı vardı. Taşakları da şimdiye kadar gördüklerimden kat kat büyüktü. Külodunu çıkardığında, yay gibi gerilmiş yarağı göbeğine yapışmıştı.

“Ama baba…” dememe kalmadı. Bir eliyle kökünden tutup, nişan alır gibi aşağıya doğru bastırdı yarağını. Diğer eliyle de ensemden çekerek, ağzıma dayadı yarağının mantar başını. Besbelli yalamamı istiyordu. Ne isterse yapacaktım. Hem de seve seve yapacaktım. Kayınpederimin beni sikme düşüncesi tuhaf bir şekilde amımı ve külodumu ıslatmamışmıydı? İşte şimdi bu gerçekleşmek üzereydi. Ama acemice davranmam gerekiyordu. Çünkü kayınpederim sadece görümcemle yaptıklarımızı biliyordu, onu da kısmen biliyordu. Yaraksızlıktan kudurduğum için görümcemi ayarttığımı, kızını bu yüzden Lezbiyen ilişkiye teşvik ettiğimi düşünüyordu. Yani sikiştiğim erkeklerden, yediğim yarraklardan haberi yoktu.

Bundan dolayı acemi ve masum davranmam gerekiyordu. Dudaklarımı aralamadım, hareketsizce durdum. Yarağının başını dudaklarıma sürterek, “Hadi, yala!” dedi. Nasıl yapılacağını bilmiyormuşum gibi, dilimi çıkarıp, yarağının başına birkaç kez hafifçe dokundurup çektim dilimi. Kayınpederim sabırsızlanmıştı, “Anlaşıldı, benim salak oğlan hiç vermemiş ağzına! Öyle değil, ağzına alacaksın, dondurma yalar gibi yalayıp, emeceksin! Hadi, aç ağzını!” dedi. Ağzımı biraz açtım ve yarağının başının bir kısmını ağzıma alarak emmeye başladım. Sadece ucunu emzik emer gibi emiyordum, ama ağzıma sokup çıkarmıyordum. “Biraz daha aç ağzını!” deyip bastırdı. Biraz daha açtım, o da tekrar bastırınca başı ağzıma girdi. Ama sanki ağzıma bütün bir domates sokmuşlar gibiydi. Nefes almakta zorlanıyordum, gayri ihtiyari gözlerimden birkaç damla yaş süzüldü.

Kayınpederim, “Ohhhhhh!” diyerek biraz durdu, sonra geri çekti, yeniden soktu. Çıkardı, soktu. Ve sokup çıkarmaya başladı. Ağzımı sikiyordu, ama sadece yarağının başı girip çıkıyordu. Her nekadar istesem de yarağının hepsini ağzıma alamazdım. Dudaklarım yırtılacaktı. Bir süre sonra dişlerim acıtmış olmalıydı ki, “Anlaşıldı, sen bu işi beceremiyorsun!” deyip çekti ağzımdan. Sonra yorganı çekip ayaklarıma doğru fırlattı. Başucumda dikiliyordu yine. Eli hemen geceliğimin yakasına gitti, ordan daldırıp göğüslerimi okşamaya başladı. Göğüsuçlarım zaten sivrilmişti, onları parmaklarının arasına alıp oynamaya başladı.

Sonra da eğilip dudaklarımı öpmeye başladı. Ben tabi bu öpüşlerine karşılık vermiyordum, dudaklarımı aralamıyordum. Nefesi Rakı kokuyordu. Çenemden tutarak alt dudağımı aldı dudaklarının arasına, biraz emdikten sonra dilini ağzıma soktu, dilini dilimle oynaştırdı. Tekrar alt dudağımı öptü. Ben de şimdi hafiften onun öpmelerine karşılık veriyordum. Öpmeyi bırakıp, “Kay şöyle biraz!” diyerek yatağa girdi. Beni sırtüstü yatırdı, kendisi sol yanının üzerine yattı. Yine daldırdı elini geceliğimin yaka açıklığından, başladı göğüslerimi okşamaya. Dudakları ve dili de şimdi boynumda, boğazımda geziniyor, öpüyor, yalıyordu. Yavaş yavaş göğüslerime iniyordu dudakları, dili.

Geceliğimi çıkardı. Şimdi sadece külotumla yatıyordum. Tamamen serbest kalan göğüslerimi rahatça okşayıp, öpüp, kokladı, yaladı, emdi. Külotuma doğru iniyordu. Sırtüstü yattığım için görmüyordum, ama külotum muhtemelen geçenki gibi ıslanmıştı, çünkü amım sulanmıştı. Biran önce amıma geçmesini istiyordum. Amımı yalamasını istiyordum. Ama kayınpederim göbeğimle külodumun arasında oyalanıyordu. Çıldırıyordum, fakat (Amımı yala!) diyemiyordum. Kayınpederim oyalanmayı uzattıkça uzattı, külodumun kenarlarından görünen tenimi öpüp, kokluyor, yalıyordu. Ve ben kuduruyordum, (Amımı yalasana be adam!) diyemiyordum…

Nihayet iyice kaydı aşağı, doğruldu. Külotumu sıyırdı dizlerime kadar, sonra da ayaklarımdan çıkardı. Ama atmadı hemen kenara, önce kokladı külodumu, “Ohhhh, mis gibi kokuyor!” diye mırıldandı. Sonra benim görümceme yaptığım gibi, ayırdı bacaklarımı, dizlerimden yukarı kırdı. Amım götüm kabak gibi çıkmıştı. Dizlerimin içlerinden, kasığıma kadar sağlı sollu öperek amıma geldi. Gömdü yüzünü amıma. Dudakları amıma değdiğinde elimde olmadan irkildim. Öptü, kokladı, yalamaya başladı amımı. İçimden çığlık atmak istiyordum, saçlarına elimi geçirip, yüzünü amıma bastırmak istiyordum. Ama yapmıyordum. Elimde olmadan kıpraşıyordum sadece. İnlememek için de alt dudağımı emiyordum. Ellerim yanlarda çarşafı sımsıkı tutmuştum. Kayınpederim kendi kendine birşeyler mırıldanıyor, Manda’nın yalaktan su içtiği gibi emiyor, yalıyordu amımı.

Tam orgazm olacağım sırada yalamayı bıraktı. Doğrulup yukarı kaydı. Bacaklarımın arasına yanaştı. Herhalde istediği pozisyonu bulamamıştı, “Yastığı ver!” dedi. Verdim. Götümün altına koydu yastığı. Şimdi amım biraz yükselmişti. Yarağını kökünden tutarak, amımın dudakları arasında yukarı aşağı sürttü biraz. Sonra mantar başını tükürükledi iyice, amımın girişine denk getirip, bastırmaya başladı. Başı girdi ama, ikimiz de epey bir zorlandık giresiye kadar. Ben bağırmamak için zor tuttum kendimi.

İçimde bir yerleri yırtarcasına ilerliyordu mantar başlı yarak, amımı yara yara. Dibimi bulduğunda nefesim kesildi. Amımın her milimetresini doldurmuştu yarağı. Kocaman taşakları da göt deliğime dayanmıştı. İyice abanmıştı üstüme. İçimde hareketsiz bekliyordu. Rakı kokan nefesini boynuma, kulağıma veriyordu. Garip garip mırıldanıyordu. Hareketleneceği zaman iki elimle beline sarılıp, kendime çektim, “Baba yavaş! Kurban olurum yavaş yap baba!” diye inledim. Kulağıma, “Amına salatlık sokmaya benzemiyor, değil mi? Dedim sana, gerçek yarak var burda! Bunun yerini hiçbir şey tutmaz! Bundan sonra salatalık falan sokmak yok, o sümsük kızıma da siktirmeyeceksin kendini! Yaraksızlığını ben gidereceğim bundan sonra! Tamam mı?” dedi. “Tamam baba!” dedim. “Baba değil, erkeğim, sevgilim, aşkım, kocam diyeceksin! Tamam mı aşkım?” dedi.

“Tamam erkeğim! Tamam aşkım! Ama nolur yavaş yap!” dedim. “Neyi yavaş yapayım, söyle, duymak istiyorum!” dedi. “Yavaş… sik!” dedim. “Hah işte, şimdi oldu aşkım!” diyerek boynumu boğazımı öpmeye başladı. İçimde yarağı kalp gibi atıyordu, dibime dayanmış halde, tüm hücrelerimde hissediyordum. Yine kulağıma, “Seni sikmemi istiyormusun aşkım?” dedi. “Evet!” diye inledim. “Söyle ozaman, ne yapmamı istiyorsun, duymak istiyorum!” dedi. “Beni… sikmeni istiyorum!” dedim. “Aşkım de! Beni sikmeni istiyorum aşkım, de!” dedi. “Sik beni aşkım, sik beni erkeğim, sik amımı sevgilim!” diye inledim. “Hah şöyle! Bak öğreniyorsun aşkım! Kaynanan olacak o karıya bunların bir kelimesini söyletemedim! İyi kadındı, ama dünyaya mal gelmiş, mal gitti! Sikişirken mal gibi yatardı altımda!” deyip, hafifçe çıkarıp sokmaya başladı yarağını.

Azar azar, yavaş yavaş, ama her seferinde biraz daha çıkarıp sokuyordu yarağını. Bir süre sonra artık mantar başına kadar çıkarıp yarağını, tekrar dibime gömüyordu. Önce yavaş yavaş, sonra hızlana hızlana sikmeye başladı. Çok geçmeden ben tırnaklarımı sırtına geçirmiştim. Orgazm oluyordum. “Daha hızlı erkeğim, daha hızlı sik aşkım!” diye inliyordum. Kayınpederim daha da hızlanınca, ben titreye titreye, kasıla kasıla orgazm olup boşaldım. Bunu hisseden kayınpederim de, az sonra yarağını amımdan çıkardı ve hırlayarak göbeğime, amımın üstüne fışkırttı döllerini. Kim bilir kaç aydır boşalmamıştı. Okadar çok döl geldi ki. Biryandan da üzüldüm (Ağzıma boşal, döllerini yutmak istiyorum!) diyemediğim için. Ama bunu kayınpederim bana ‘öğretseydi’ yapacaktım. Hem de seve seve.

Kayınpederim yarağındaki son damlaları da amımın üzerine sağdıktan sonra, yanıma uzandı. Dudaklarımı öptü. Halen heyecandan inip kalkan göğüslerimi öptü, okşadı. Omuzbaşlarımı öptü. Sonra da, “Nasıldı, salatalıkla sikilmekten daha güzeldi, değil mi aşkım?” dedi. Ben de kayınpederimin göğsündeki kıllarla oynayarak, “Evet, çok güzeldi erkeğim! Harikaydın! Oğlundan bin kat iyi sikiyorsun!” dedim. “O salak ne bilir karı sikmesini be! Gerdekte kızlığını bozabildiğine dua et sen!” dedi. Ben de, “Keşke beni daha önce sikseydin! Ozaman salatalık falan sokturmazdım hiç! Sahi aşkım, merak ediyorum, nasıl haberin oldu bu salatalık olayından?” dedim.

Kayınpederim anlatmaya başladı, “Kahvehaneye gittiğimde, bizim Okeycilerin ikisi yoktu, işleri mi varmış neymiş, gelmeyeceklermiş. Biraz oturup, çay içtim. Sonra da kalktım eve geldim. Dışkapıyı açıp salona geldiğimde, TV çalışıyordu. Açık unutup yattılar herhalde diyerek, TV’yi kapattım. TV’yi kapatınca da senin yatakodandan gelen sesleri duydum. Kapına yaklaştım, önce dinledim biraz. Sonra da anahtar deliğinden baktım ki, kızım senin amına salatalık sokuyor! O anda ne yapacağımı bilemedim. Eğer o an kızım yerine bir erkek olsaydı yatağında, hemen içeri dalar, ikinizi de gebertirdim. Ama kızım olunca ne yapacağımı şaşırdım. Sakinleşmek için salonda biraz gezeledim. Ama, inlemeler, çığlıklar artınca, kendimi attım evden dışarıya. Ne yapacağımı düşünürken, kendimi meyhanede buldum. Gerisini de biliyorsun zaten!” dedi.

“Hmmm!” dedim, “Peki, kızdın mı bize erkeğim?” diye sordum ve cevap vermesini beklemeden elimi taşaklarına attım. Taşaklarını okşuyordum. “Kızdım tabi! Daha o sürtüğe eşek sudan gelene kadar sopa atacağım!” deyince, taşaklarını okşamayı bıraktım, elimi çektim, “Aşkolsun kocacığım! Kızın bir suçu günahı yok ki, onu ben ayarttım. Napayım, erkeksizlik canıma tak etmişti! Nolur birşey yapma kıza! Bak, ona bir fiske dahi atarsan, bu konuda tek kelime edersen, valla küserim! Söz vermeni istiyorum!” dedim. Kayınpederim elimi tuttu, taşaklarına götürdü, “Tamam tamam, söz, birşey yapmayacağım!” dedi. “Anlayışlı erkeğim benim!” diyerek dudaklarına öpücük kondurdum ve taşaklarını okşamaya devam ettim. Taşaklarının okşanmasından çok hoşlanıyordu.

İnmiş yarağı da kıpırdanıyordu. Taşaklarını bırakıp yarağını okşamaya başladım. Avucumda sertleşmesini ve büyümesini adım adım hissediyordum. Tam sertliğe ulaşmadan, yataktan doğruldum, dizlerimin üzerine oturarak yarağına eğildim, ağzıma aldım. Bu haldeyken rahat rahat ağzıma sığıyordu yarağı. Ağzıma sokup çıkarıyordum. Başına bol bol tükürük bırakarak. Bu arada da kayınpederim de elini arkama atmış, götümün yanaklarını okşuyordu. Arada bir de parmağı göt deliğimde geziniyordu. Yarağı iyice sertleşip, mantar başı ağzımı zorlamaya başlayınca yalamayı bıraktım, doğruldum, dizlerimin üzerine oturdum. Bunun üzerine kayınpederim de dizlerinin üzerine doğruldu ve kulağıma, “Benim salak oğlum hiç sikti mi seni götten?” diye sordu.

“Hayır aşkım, salatalıktan başka bir şey girmedi götüme! İlk sen sikeceksin!” dedim. “Ohhhh, ölürüm senin için aşkım! Domalsana!” dedi. Ben saflığa vurdum işi tabi, hemen sırtüstü yattım. “Öyle değil saf aşkım benim, dört ayak olacaksın!” dedi. Ben doğruldum, “Nasıl yani?” diye sordum. “Bak işte böyle!” diyerek, ayağımdan bacağımdan çekti çekiştirdi, beni dört ayak domalttı. Sonra arkama geçip iki eliyle götümün yanaklarını ayırdı, göt deliğimi, öptü, kokladı, yaladı. Sonra parmağını soktu götüme. Baktı rahat giriyor, ikincisini soktu, ardından üçüncüsünü de soktu. Üç parmağıyla biraz parmakladıktan sonra, çıkardı parmaklarını götümden ve gülümseyerek, “Salatalık işe yaramış aşkım, ya değilse çok uğraştıracaktı beni bu götün!” dedi.

Göt deliğime bolca tükürüp, yarağının başını da tükürükle ıslattı, ve mantar başını dayadı göt deliğime. “Yavaş sik aşkım, ilk defa gerçek yarak girecek götüme, ona göre!” dedim. “Tamam tamam, merak etme!” diyerek yüklenmeye başladı. Mantar başı girip te içimde ilerlerken, götüm ortadan ikiye yarılıyor sandım. Acıdan bağırmamak için ağzıma yastığı alıp ısırmak zorunda kaldım. Gözlerimden yaş akıyordu. Belimden iki eliyle sımsıkı tutmuş, ağır ağır köklemişti, ama hiç ara vermeden, hepsini bir seferde. Kocaman taşakları bu sefer amıma değmişti. Kayınpederim derin bir, “Ohhhhh!” çekti ve kenetlendi kaldı. Hareket etmeden bir süre bekledi götümün içinde. Ben de kısa kısa ıhlamalarla kendime gelme fırsatı buldum o sırada. Götüm de mideme dayanmış yarağa biraz olsun alışmıştı.

Duyduğum acı azalınca, götümü hafif hafif ileri geri oynatmaya başladım. Kayınpederim sinyali almıştı. Yavaş yavaş çekip, geri sokmaya başladı. Bir süre sonra artık yarağını yarısına kadar çekip, geri sokmaya, daha sonra da pompalamaya başladı. Her seferinde belimden çekerek, popomu kasıklarına vurduruyordu. Bunu yapınca da kocaman taşakları amıma çarpıyordu etkili bir şekilde. Ben birşey demeden bir elini belimden çekip, alttan amıma attı. Ovalamaya başladı. Hem amımı ovalıyor, hem götüme pompalıyordu. Ben de ileri geri salınarak, götümü kayınpederime bastırıyordum. Çünkü orgazm olmak üzereydim. Tecrübeli adamdı kayınpederim, kendisini bana göre ayarlamayı ve aynı anda boşalmayı biliyordu. Ben titreyip, sarsıla sarsıla boşalırken, kayınpederim de son bir darbeyle üzerime abandı ve götümün derinliklerine fışkırttı döllerini.

Kayınpederimin ağırlığı altında belim ağrımıştı, söyleyince doğruldu üzerimden. Yarağını götümden çektiğinde ise, götümden önce ‘Plöpff! benzeri bir ses, ardından da osuruk çıktı. Hemen devrildik yatağa ikimiz de. Normal nefes alış vermeye başlamamız epey uzun sürdü. Tabii göt deliğimin kapanması da. Kayınpederim sevinçten ağzımı yüzümü yalıyordu resmen. “Şu anda dünyanın en mutlu erkeği benim aşkım!” dediğinde, “Ben de çok mutluyum erkeğim, harika sikiyorsun!” dedim, öptüm dudaklarından.

Hava aydınlanmak üzereydi. Kayınpederim, “Kız uyanmadan ben gideyim aşkım, sen de bir iki saat uyu, dinlen, birazdan işe gideceksin!” diyerek giyindi. Dudaklarımı öpüp, ışığı kapatıp gitti. Pelte gibi olmuştum. Hiçbir şey düşünemeyecek kadar yorgundum. Kafam yastığa değer demez uyudum.

[Hümeyra]

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

aman

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Ass

aman
sonunda bende yasadıklarımı yazmaya karar verdim.
Benim kim oldugum onemli degil.ama yasananlar okumaya deger.Mulu bir evliligi olan izmirde yasayan biriyim.esimle renkli bir sex hayatımız var ve bu renklenmeye devam ediyor.
Etrafımda ilgilenilen arzulanan sarısın mavı gozlu bırıyım.bu ozellıgım daha cok gencken komsularımda ve akrabalarımda etkısını gostermeye baslamıstı.Annemın gunlerınde arkadasları tarafından sureklı fırıkıklere maruz kalan tacıze ugreyan bırıydım sonunda artık kendımı olayların akısına bıraktım ve sexin dorukalrına ulastım.komsularımızdan bırının benı mıllı etmesı olayı ıle baslıyım.Jale teyze idi benı bugunlere getıren.esi ticaretle ugrasan alımlı gohuslerı ve kalcası sibel can gıbı olan bırıydı.yenı dogum yapmıs ates gıbı olan bır kadın ben erkeklıge yenı adım atmıs bırıydım.Annemın gunlerınden bırinde ben okuldan gelmıs odamda oyalanırken benı cagırıp bırseyler ıstedıler.odaya gırdıgımde jale abla bacak bacak ustune atmıs ama etegınden kalcalarına kadar acmıs vazıyette oturuyordu.benım aslan bunu gorunce saha kalktı ve bır bahaneler uydurarak sureklı ıcerı gırmeye basladım.oda bunu farketmıs olacak kı dahada acmaya kıloduna kadar gostermeye baslamıstı.ben odamda onun hayalını kurarken bırden kapı acıldı ve ıcerı elınde pasta tabagıyla gırdı benım alet tas gıbı bır vazıyette heyecandan kıpkırmızı olmustum.tabagı masaya bıraktı nasıl oldugumu saormaya konusmaya basladı bır yandan da basımı oksuyor benı ıyıce azdırıyordu.ellerı gittikce daha tahrık edıcı oluyor vucudunu surtmeye onume gecıp bana arkasını yaslamaya basladı.saldırma asamasındayken ayrıldı ve sen nekadar buyumussun dedı.kıpkırmızı olmustum.acaba yanlıs bır hareketmı yapmıstım.odadan cıkamadım cunku gelmıstım camasırıma bosalmıstım.gunler gectı ben o anın hayallerı ıle yasarken bır gun annemler yazlıga gecmıs ben okul bıtmedıgı ıcın evde kalmıstım.oglen okuldan gelmıs havanın sıcaklıgında ustumdekılerı cıkarmıs ınternetten pornoları acmıs ızlıyordum.kapı caldı dılencı dıyerek boxırım gecırdım ve kapının arkasına gecerek actım .bır baktımkı jale abla elınde tabakla gelmıs .Abla musaıt degılım ben ustume bırsey alıp gelıyım dedım.oda aman saklayacak ne var deyıp daldı ıcerıye.ben saskın kaldım orda kendıme geldıgımde bu halde cok can yakarsın ne bu hal dedı.bende hava sıcak rahat olsun dıyecek oldum.hemen araya gırdı bosversene kımbılır neler karıstırıyorsundur dıkkat et elın nasır tutmasın deyınce kıpkırmızı oldum.bu sefer daha arsızlasarak bak kızardı bıde dedı.merak etme ben yabancımıyım sızınkıler yok bana emanetsın merak etme dedı.bu rahat halı bana guven vermeye basladı hemde yenı malzemeler cıkartabılecektım.ıcerı gectık oturdu.ustunde bolca yazlık askısısz elmıse vardı.onundekı yırtmacı nerdeyse amını gosterecektı
hakkaten cok sıcak deyıp pervanemın onune gectı ve kendını serınletmeye basladı .pervanenın etkısıyle sacları sallanıyor elbısesının dugmelerı acılıyor bacakları ortaya cıkıyordu.menım aslan cadırı kurmustu.bunu farkeden jale abla bu pervane benım atesımı sonduremıyecek senın ıtfayenın sulaması lazım dedı.ben anlamadıgımda onumu gosterıp o ne hal oyle teyzenedemı kalkıyor artık okadar azdın mı dedı.bende yere bakarak boyle seyler gorunce dayanamıyor kalkıyor dedım.bana kız arkadasım ne oldu senı rahatlatmıyormu dedı.kızlar ne olacakkı bı ıse yaramıyor deyı verdım artık kafaya koymus sıkecektım.bek bıde begenıyor dedı ve yanıma geldı basladı sacımı oksamaya ben bırden asıldım dudaklara.gerı kactı korktum .ama sonra yavas bu ıs oyle yapılmaz dedı.yanıma geldı ve benı soy dedı .ben tek tek duymelerı actım o sutyensız muhtesem gohusler ortaya cıktı agzımı yapıstırdım butun sutlerını emdım bıtırdım.yenı dogum yapmıstı ve hala akıyordu.sonra albıseyı attıktan sonra sadece tanga ıle kadıgını gordum orospu bellı vermeye gelmıstı bundan cesaret alarak daha saldırgan olmaya basladım ıpleroı elıme almalıydım.arkasını cevırdım ve benım malı dahadım oha hayvan o ne dedı.dur o hayvan dedıgın aslan az sonra gotunu delecek dedım.asla lıseden berı kımseye vermedım dedı.dondu onune egıldı ve agzına alıp somurmaya basladı cok surmedı bosaldım tabı.hepsını yuttu.ılk seferde adetmıs o oyle dedı.banyoya gıttık temızlendık o benı ben onu yıkadım.benım aslan hemen kalktı gene bunu bosa gecırmeyelım dedı ve ayagını kaldırıp ayakta ıcıne aldı ben sokmaya basladım ıslaklıgın etkısı ıle ortalık ınlıyordu artık yeter dayanamıyorum dedı ve bosaldı .ben hala tas gıbıydım.domalttım jale teyzeyı ve basladım gecırmeye.o heyecanla amından cıkıp gotune gırmesıyle bırden kendını one attı ama bırkere gırmıstı ve ben bırakmıyacaktım olmaz falan demesıne bakmadan tekrar yavas yavas soktum gıdıp gelmeye basladım artık o kendını gerı ıttırıyor bana ıs bırakmıyordu.sonunda odar gote dayanamadım bosaldım.kurulandık ıcerı gectık ama ben hala ıstıyordum .olmaz gıtmem lazım dedı .ama benımkı hala tas gıbı ıdı.aldı elıne agzına sokmaya basladı en cabuk bu sekılde bosalırsın anlasıldı sen tadını aldın bırakmıyacaksın dedı.ben gotunu parmaklarken oda benı bosalttı ama busefer yutmadı gohuslerıne bosalttı.gıttı temızlendı opucuk kondurup bakalım kım kımı bıktıracak sonra gorecegız dedı ve cıktı.
Hikayenın devamınde daha neler oldu sonra devam edecegız……….

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

baldiz

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Anal

baldiz
Merhaba değerli serbesthikayeler.net okurları Anlatacağım olayı 10 yıl önce yaşadım Ben istanbulda öğretmenlik yapan 36 yaşında bir erkeğim. Hayatta hiç kimsem yok çünkü ben bebekken ailemi bir ev kazasında kaybetmişim ve yurtlarda devlet tarafından büyütülmüşüm. Şimdiki eşim (anlatacağım olayın kahramanı şirin

baldızım)ablasıyla evlendiğim zaman orta sona gidiyordu. Annesi ve babası trafik kazasında ölünce bizimle yaşamaya başladı. Eşimi çok seviyordum ama küçük baldız da tıpkı onun ikizi gibiydi. Uzun boyu, yuvarlak kalçaları, uzun bacakları ve bir portakal büyüklüğündeki memeleri ile ablasının aynısı

idi. Sadece ablası birez daha gelişkin olduğu için daha iri görünüyordu. Baldızım bizimle yaşadığı için ben kötü bir şey düşünmüyordum. Ama .

o gizli gizli bizi izliyormuş. Ben ablasını siktikçe o da bize bakıp kendini tatmin ediyormuş. Dedim ya ben öğretmenim tatilim bol. Eşim de hemşire olduğu için doğru dürüst tatili de yoktu garibimin. O işe gider benle baldız evde kalırdık.Böyle 4 yıl geçti ve baldız 17 yaşına geldi. Herşeyi ile ablasının .

aynısı oldu. Bir gün yine sabah erkenden eşim işe gitmek

için kalktı ve usulca yataktan çıktı , beni uyandırmamaya çalıştı. Ben de ses etmedim. Çünkü yarrağım her zaman onun içinde olarak uyurdum. Canım istedikçe itelerdim içeriye doğru. Bir müddet sonra evdeki sesler kesildi ve ben de tekrar uykuya daldım. Az sonra

baktım nevresimim kalktı ve usulca biri yatağıma süzüldü.Ben de eşimdir diye hiç keyfimi bozmadan onu kucakladım ve kendime doğru çektim. Biraz sonra da benim 17 cm.lik alet yavaş yavaş harekete geçti. Her gece karımın içinde beklettiğim için artık alışmıştı. Kalçalarına

değer değmez kazık gibi oldu. Ben de yavaş yavaş ensesinden öpmeye memelerini sıkmaya başladım. Ama o da ne memeler sert ve daha küçüktü. O zaman gözlerimi açtım. Bir de ne göreyim karım koynumda ama memeler sanki hiç sıkılmamış taş gibi.Birden kendime doğru çevirdim ve şirin küçük baldızım Mine olduğunu gördüm. Ama oldu bir kere.Alet tüm ihtişamıile kalçalarının arasındaki yerinialmıştı. Artık dönüş yok dedim Mine. O da dönmek isteyen kim enişte dedi. Ama canın yanacak dedim. Olsun ablamı inlettiğin gibi beni de inlet dedi. O zaman ben de onun üstündeki geceliği çıkardım ve karşımda bütün ihtişamı ile çırıl çıplak körpecik vücudu duruyordu. Bir ibadete başlama edası ile başladım küçücük ağzını çevreleyen etli dudaklarını öpmeye. O da bana karşılık verince öpüşmemiz zevke dönüştü. Sonra yavaşça boynuna oradan da memelerine doğru inmeye başladım. Ben yaladıkça küçücük meme uçları bir zeytin gibi irileşmeye ve

göğsü aldığı sık nefeslerle kabarıp inmeye başladı. Biraz daha aşağılara inince inlemeye başladı. Göbeğinden aşağı zevk çukuruna indiğim zaman artık

zevkten çığlık atmaya başladı. Adeta zevkten kudurmuş, yatakta kıvranıyor bilinçsiz hareketler yapıyordu. Sadece bir ara gir artık seni içimde istiyorum enişte dediğini duydum. Ama ben daha erken dedim ve onun o balkutusunu dilimle sikiyordum. Attığım dil darbelerine fazla dayanamadı ve başımı iyice amına bastırırken titreyerek boşaldığını anladım. O ne tat .

tı yarabbim çıldıracaktım. Bu defa ben aletimi ağzına uzattım ve şimdi

sıra sende dedim. O benim aleti yalarken ben de onun am sularını yalıyordum. Yarrağımı heyecandan ve zevkten gırtlağına kadar sokuyordum.

Bazen boğulacak gibi oluyor ve kalçalarıma vurarak çıkar ağzımdan diyordu. Yarağımdan zevk suları akmaya başladı ve ben de zamanı geldi .

diyerek arkasını çevirdim, bakire olduğu için arka kapıdan girecektim.Niyetimi anladı ne olur ablamı acıttığın gibi benim canımı yakma demeye başladı.

Ben de o zaman dur dedim krem alıp geldim. O yuvarlak kalçalarını ellerimle ayırarak yavaş yavaş arasını kremlemeye ve parmaklarımla

da deliğine masaj yapmaya başladım. Bu arada o da benim kalın aletimi hem yalıyor hem de kremliyordu. Deliğinin iyice alıştığını

görünce yarağımın kafasını o açılıp kapanan arka deliğine dayadım ve yavaşça ittirdim. İlk anda çok zorlandım ama kafasını sokmayı başardım. Alışsın diye biraz bekledim. Bi taraftan da parmağımla bızırını okşuyordum. Mine yine inlemeye başlamıştı ve götü ile sikimin kafasını sıkıp .

bırakıyordu. Anladım ki o da hazırdı. Ben tekrar harekete geçip biraz daha iteledim ve yarısına kadar içine girmiştim. O da

kalçalarını bana doğru itiyor ve götü ile yarrağımı sıkıyordu. Hoşlandığı belliydi. Acı duymadığını anlayınca birden yüklendim ve köküne kadar soktuğumda kesik bir çığlık attı ne yaptın enişte yırttın dedi. Ben de biraz bekledikten sonra git gellere başladım. Onun da acısı

bitmiş ve büyük zevk almaya başlamıştı. Ahhhhh, ıııhhhhh sesleri ile bunu belli ediyordu. Bir kaç dakika sonra benim de artık boşalma zamanım geldi. Geliyorum baldız dediğimde lütfen içime dedi ben de götünün derinliklerine fışkırtmaya başladım. O kadar çok fışkırttım ki

içi döl dolmuştu. Benimki ininceye kadar içinden çıkarmadım. Sonra kalktık ve banyoya girdik bir güzel temizlen dik. Bir posta da banyoda

o yuvarlacık kalçalarının arasındaki karadeliğe kaydım.Çok zevk alıyorduk ama acıkmıştık banyodan çıkıp kahvaltı etmek zorundaydık ve kahvaltıyı birlikte hazırladık. Kahvaltı sırasında sordum bu nerden aklına geldi dedim de Mine “hiç aklımdan çıkmıyordun ki” dedi. Gülüşerek geldi yine kucağıma oturdu. En kısa zamanda beni amımdan sik enişte dedi. Onu da bir dahaki sefere anlatıcam. Bol sikişler dostlar. Baldızlarınızı boş bırakmayın

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

YILBAŞI GECESİ KOCALARIMIZI DEĞİŞTİRDİK RENK GELDİ

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Babes

YILBAŞI GECESİ KOCALARIMIZI DEĞİŞTİRDİK RENK GELDİ
Adım Handan 28 yaşındayım, 6 yıllık evliyim, bir kızım var. Eşimle her konuda uyum içerisinde, yaşayan ve paylaşan, birbirini anlayan saygılı ve renkli bir yaşantımız var. Kapı komşum ve en yakın arkadaşım,sırdaşım Sevim de benimle aynı ölçü ve boylarda ela gözlü hafif minyon ve yüzü çok tatlı, harika bir insan. İkimiz de sevilen sayılan ve aynı zamanda tüm erkeklerin dikkatini çeken iki bayanız.
Ama kendi eşlerimizden başkalarıyla samimi bir konuşma ortamına dahi girmedik bunu belirteyim. Sevimle birlikte bir sohbetimizde cinsel hayatımızı konuşurken ortaya çıktı ki, ikimizin de bu konuda şikayeti vardı. Eşlerimizle sevişmelerimiz topu topu 5-10 dakika sürmüyor, onlar tatmin olabiliyor ama biz hep yarım kalıyorduk.
Sevim’le her şeyimizi paylaşırız, onunla arkadaşlığımız 10 yıl kadar öncesinden başladı. Atandığımız yerin en güzel, en genç ve bekar elemanları bizdik, bu yüzden herkesin gözü bizde, çapkınlar bize yiyecekmiş gibi bakarlar, iş çıkışı hepsi sırayla bizi evlerimize bırakmak için kuyruğa girerlerdi. Biz ise bunların hiç birine aldırmaz yüz vermez ikimizi birbirimizden ayrılmazdık. İki yalnız bekar kurda kuşa yem olmamak için aynı evi paylaşıyorduk.
Çalıştığımız kurumda atama ve terfiler oldu başımıza yeni ve genç bir müdür ve iki tane müdür yardımcısı atandı. İkisi bekardı ve yakışıklıydılar. Müdürümüz Hakan bey bana evlenme teklif edince aklım gitti başımdan, hemen kabul ettim iki üç ay sonunda da nişan ve düğün evlendik şimdiki oturduğumuz lojmana yerleştik.

Birkaç hafta sonra Müdür Yardımcısı Kemal Bey Sevim’e evlenme teklif etti.Onlar da evlenince bizim karşı daireye yerleştiler. Mutlu bir tabloda yaşantımız sürüyordu. Hemen her akşam birlikteydik. Sevim’le gündüzümüz zaten ayrı geçmezdi. Ya ben ya da o kocalarımız işe gider gitmez çocuğu kaptığımız gibi soluğu birbirimizin evinde alırdık. Bir gün Sevim böyle bir sabah bir soru sordu,
“Mutlu musun Handan?” dedi.
“Evet” dedim. “Sen değiL misin güzelim?” diyerek sarıldım. O
“Yok…” dedi “Kastettiğim bunlar değil.. Yani… Cinsel yönden ne durumdasınız? Esk**en ne olursa olsun paylaşacağımıza yemin etmiştik hatırlıyor musun canım.”
“Tabi bi tanem ne oldu, anlatsana, nedir canını sıkan?”
“Hakan’la sevişmeleriniz nasıl?”
Tam damarıma basmıştı ben de oflaya puflaya pek bir şey olmadığını eski heyecanın kalmadığını falan anlattım
“5-10 dakika sevişiyoruz onun işi bitiyor öpüyor beni uyuyoruz. İçim sızlıyor. Eski saatler süren sevişmelerimizi özlemiyor değilim hani…” dedim.

O da aynı dertten yakındı. Üstelik bizimkiler iyi arkadaş olduğu için nereye gitseler birlikte gidiyorlar. Kuşkulanmıyor da değildik hani çapkınlık mı yapıyor bunlar diye ama sosyal tesislerden başka yerlere de pek takılmazlar, sosyal tesisler de gözümüzün önündeydi.
Sevim Kemal’le bu konuyu görüşmüş erotik dergiler falan getirttirmiş birkaç gün onlara baktık. Hatta Sevim’le bu dergilerin mektup ve forum köşelerindeki erotik hikayeler bizi öyle etkilemişti ki özellikle eş değiştirme fantezileri birbirimize bakıp gülerek ne güzel ortam demiştik. Ama teklif değildi tabi bu.
Bir süre sonra “biz sıkılıyoruz bilgisayar alın ya da işe başlıycaz” dedik. Onlar da “oturun istediğiniz bilgisayar olsun” dediler bir tane düz üstü bilgisayar aldılar bize. Bilgisayar kullanmasını iş yerinden biliyorduk, alışmamız birkaç gün almadı bile . İnternete falan da bağlandık.
Sevim’le artık ayrılmaz olduk. Bizimkiler işten çıkıp eve geldiklerinde ben evde yoksam eşim biliyordu ki Sevim’lerde bilgisayar başındayız, Sevim’in eşi onu evde bulamazsa direkt bize geliyordu. Bizi bilgisayar başında buluyorlardı.

Özellikle seks hikayelerini okuyorduk, bunların da en çok eş değiştirme bölümlerini okuyorduk. Bir gün yine Sevim’lerde yatak odasında eş değiştirme hikayelerinden birini okurken Sevim diz üstü bilgisayarın kapağını kapatarak,
“Ya, bizim halimiz ne olacak? Ne yapacağız biz? Bunları okuyoruz ama hayatımıza etkisi ne?” dedi. Durduk birbirimize bakıp gülümsedik, aynı şeyleri düşünmüştük yine…
“Tamam Sevim hayatımıza biraz heyecan katalım o zaman… Bu işten erkekler çok tahrik oluyor anladığım kadarıyla… Eh, biz de öyle… ” dedim.
”Kesinlikle… Şu sünepe ev kadınlığını bırakalım. Ortamı hareketlendirelim. Biraz flört takılalım kocalarımıza… Sen benimkine, ben seninkine…” dedi. Oturup neyin nasıl olacağını konuşmaya başladık. Eşlerimizin bizden başka kadınlarla birlikte olup bizi aldatmalarını beklemektense iki kafadar kafa kafaya verip bir dizi plan hazırladık.
Unutmadan söyleyeyim biz iki üç güne bir ya Sevim’lerde ya bizde, özellikle hafta sonları eğleniriz. İçkiler içilir, danslar, oyunlar gibi eğlencelerle sabahı ederiz bazen, ya bizde ya onlarda sızıp kalırız. Aslında öyle iç içe yaşıyoruz ki..
Anlaştık aramızda… Birbirimizin eşlerini motive edecek ve yine birbirimizin eşlerine çaktırmadan kur yapacaktık. Hemen işe koyulduk
image
İlk akşam eşlerimiz gelince aynı gece ikimiz de seviştik bizimkilerle… Her zamankinden biraz daha ateşliydik, olay bizi havaya sokmuştu. Tam sevişmenin güzel bir yerinde Hakan’a Sevim’i nasıl bulduğunu sordum, sevişmenin tam ortasında, içimde gidip gelirken,
“İyi, güzel kadın senin gibi…” dedi,
“O seni çok beğeniyormuş…” dedim. Durdu bana baktı, gülümsedi.
“Kendisi mi söyledi?” dedi
“Evet dedim. Bu gün erkeklerden laf açıldı da…” dedim.
“Başka bir şey söyledi mi?” dedi.
“Yok, söylemedi…” dedim, daha ateşli sevişti benimle…
Sabah oldu. Bizimkiler gider gitmez Sevim bana damladı.
“Ne oldu, gece nasıl geçti?” dedi meraklı gözlerle… Gülerek,
“Önce sen anlat bakalım…” dedim.
O da akşam aynı bizim gibi sevişme anında eşine benim ondan hoşlandığımı beni nasıl bulduğunu sormuş, kocası da benimkiyle aynı yanıtı vermiş. Ben de anlattım, rahatladık, her şey istediğimiz gibi gelişmişti. Eşlerimiz ters bir tepki vermeyecekti anlaşılan.
Hemen hazırlandık ve akşam için alışveriş yaptık. Ertesi gün tatil olduğu için bu akşam içkili bir sofra hazırlayıp bazı şeylerin ufak ufak yaşanmaya başlaması ve elektriklenmelerin yaşanma zamanı gelmişti. Akşama güzel bir sofra hazırladık. Bizimkilere telefon açıp hiçbir mazeret kabul etmediğimizi, işten çıkınca doğruca eve gelmelerini söyledik.
image
Biz de hazırlandık. İkimiz de kısa bir mini etek, altına yok denecek kadar minicik dantelli beyaz külotumuz ve üzerimizde aynı takım body giyinmiştik. Sevim’le birbirimize bakıp
“Hadi bakalım bu akşam bizimkilere biraz heyecan yaşatalım, finali yılbaşı gecesi patlatırız…” dedik. Bizimkiler geldi, bizi seksi ve şık görünce önce bir ıslık çaldılar, sofrayı gördüler Hakan
“Unuttuğumuz bir şey mi var? Sonradan mahcup olmayalım, neden bu kadar özenle hazırlandınız?” dedi. Ben de
“Aşkım, özel bir şey yok. Sevim’le sıkıldık değişik bir şeyler olsun istedik. ” dedim.
“Çok güzel olmuş, siz de, sofra da harikasınız…” dediler.
Hoş geldin faslında ben Kemal’e de uzanıp öptüm. Öperken gözlerinin içine bakarak gittim yanına ve elinin içini okşayarak ve dudaklarımın kenarını dudaklarına değdirerek öptüm. Bana şöyle bir baktı. Şaşırdı biraz ama hemen toparladı. Sevim de aynı şekilde yaptı ve eşimi elinden tutup sofraya buyur etti, öyle olunca ben de Kemal’e aynısını yaptım.
Beyler keyiflenmişlerdi. Yarı şaşkın, yarı memnun, kendilerini bize bırakmışlardı. Ben Kemal’in karşısına Sevim de eşimin karşısına oturdu. Işıkları söndürdük ve gece lambaları ve mumları yaktık sadece. Böylece masa altından bir şeyler olursa kimse birbirini görmezdi. Sevim’le her hareketi ölçülü ve birlikte atıyor, hem bundan zevk alıyor hem de eşlerimizi memnun ediyorduk, bu harikaydı.

Derken yemek faslı bitti ve içkiler servis edildi. Bir iki derken erkekler hafif çakırkeyif olmuş, biz ne dersek onu yapıyorlardı. Sevim müzik setine slow bir paça koydu eşine müsaade ederse Hakan’la dans etmek istediğini söyledi. O da
“Tabi neden olmasın… Yabancı mıyız yani…” dedi. Ben de
“Kemal’cim, sen de beni dansa kaldırır mısın?” dedim.
“Memnuniyetle…” dedi.
Loş ışıkta dans ederken erkeklerimize iyice sokulduk. Sevim’e baktım, Hakan’a iyice yapışmış, bacağını bacak arasına sokmuş onu uyarıyordu. Ben de aynı vaziyette Kemal’e basınç yapıyordum. Kemal eliyle çaktırmadan kazayla olmuş gibi kalçalarımı okşadı. Heyecandan titriyordu. Ben yüzüne bakıp gülümseyince öyle rahatladı ki… Daha da yaklaştı. Çekinmese beni ayakta becerecek haldeydi.
Bu ortamda daha fazla ileri gitmek istemiyorduk. Çünkü asıl büyük planımız birkaç gün sonraki yılbaşı gecesineydi ve üç dört gün tatil vardı arkasında… Her bakımdan iyi olacaktı. Neyse dansı bırakıp,
“Ben mutfağa gidiyorum, bulaşık makinesine bakayım” dedim ayrıldım. Ama arkama bakarak Kemal’e gülümseyerek gittim. Sevim’le eşimin dansları devam ediyordu ve bizi görecek halleri yoktu.
Beklediğim gibi Kemal hemen arkamdan mutfağa damladı. Ben lavaboya eğilmiş, çapkınımı beklerken birden arkamdan sarıldı. Hem telaşlıydı, hem de öpmeye çalışıyordu. Aleti sertleşmiş, arkamdan bastırıyordu. İçim ısınmış altım ıslanmıştı, dayanacak durumda değildim. İlk defa yabancı bir erkeğin aletini hissediyor, ilk defa kocamdan başka bir erkeğin dudakları boynumda yanaklarımda geziyordu.
Şaşırmış gibi, kurtulmaya çalışıyormuş yaparak arkamı döndüm. Kemal’in allak bullak olmuş, gözbebekleri şehvetle büyümüş, istek dolu yüzüyle burun buruna geldim. İkimiz de nefes nefeseydik. Hemen dudaklarıma yumuldu.

Heyecandan titreyen elleri göğüslerimde, kabaran önüyle mutfak bankosuna dayadığı kasıklarımda, mini eteğin altındaki bacaklarımda dolaştı aceleyle… Kısa bir süre vücudumu okşayan ellerinin, dudaklarımı vantuz gibi emen erkek dudaklarının tadını çıkardıktan sonra, nazlanıyormuş gibi biraz ittim,
“Ne olur yapma Kemal, bizimkiler görecek şimdi…” dedim neolurdevametdiye yalvaran sesimle… Sanki asıl büyük sorun Kemal’in, beni, yani arkadaşının karısını mutfakta kıstırıp öpmesi, mıncıklaması değil de, yakalanmaktan korkmammış gibi… Elleri kalçalarımdan, dudakları dudaklarımdan zor ayrıldı benden… Kabaran önüne bastırarak oluşan çadırı kaybetmeye çalıştı güya bana çaktırmamaya çalışarak…
image
Salona girdik, bizimkiler ortada yok… Işığı yaktım. Hemen balkon kapısından içeriye girdiler. Sevim’in makyajı, eli yüzü birbirine karışmış, ruju eşimin dudaklarına bulaşmıştı.
“Balkona çıkıp biraz temiz hava alalım dedik…” diye açıklama getirdi kocam… Güldük hep beraber… Neşe içindeydik. Hemen ışığı tekrar söndürdüm. İçim içime sığmıyordu. Kemal gözümün içine bakıyordu, tekrar bir fırsat yaratılabilir mi diye… Kocamın bakışlarını da sürekli Sevim’in üzerinde, mini eteğinin altında durmadan verdiği frikiklerde yakalıyordum. İki erkek de kıvama gelmişti, tam istediğimiz gibi… Bir heyecan fırtınası yaşamıştık, elektrikli ortam devam ediyordu.
“Saat geç oldu, yatalım artık…” dedik.
Misafirlerimizi uğurlarken tekrar öpüştük. Ama bu defa loş ışıkta belli olmadığı için biraz daha serbest hissettim kendimi… Kocam Sevim’le vedalaşmakla meşgulken, ben telefonunu içeride unuttuğu aklına gelen Kemal’le beraber salona dönmüştüm.
Telefonu bulup Kemal’e verirken ellerimiz birbirine değdi. Kıvılcım çaktığını hissettim. Tam salondan dışarı çıkarken kapının eşiğinde kolunu tuttum, çıkmasına engel oldum,
“İyi geceler Kemal” diyerek üzerine abandım ve göğüslerimi onun göğsüne bastırarak dudağının kenarına haddini ve amacını aşan kaçamak bir hoşça kal öpücüğü kondurdum. Ama Kemal bununla yetinmedi, bir koluyla belimden tutup öperken, diğer eli elbisemin üstünden mememi avuçladı. Hırsla dudaklarımı öpmeye başladı. Zorlukla kendimi kurtardım.
Çıkıp kapıya yöneldiğimizde kapının önünde duran kocamın bizim geldiğimizi görmesiyle Sevim’in kalçalarını okşayan elinin telaşla ayrıldığını görüverdim. Sevim, sanırım yüzünün kızarıklığını bana ve kocasına belli etmemek için arkasını dönmüştü. Gülümsedim. Her şey istediğimiz gibi gidiyordu. Tam arkamdan gelen Kemal’in de bu sahneyi gördüğüne emindim. Ama o da ses çıkarmadı… Başka zaman olsa bir telefonu içeriden almanın kaç dakika süreceğini merak edip mesele çıkarabilecek kocam da… .
image
Herkes kendi alemindeydi. Yalnız kalınca ortalığı şöyle bir toparladım. Aklım karmakarışıktı, Hakan’ın yüzüne bakamıyordum. Hakan da kumanda elinde, gözü televizyonda, aklı başka yerlerde, zaplayıp durdu. Bir kelime bile konuşmadık yatana kadar… Kocam gitti önce yatağa, sonra ben… Makyajımı çıkarıp dişlerimi fırçaladığımda o yatmıştı bile…
Uyuduğunu düşünerek sessizce üzerimdekileri çıkardım, soyundum. Geceliğimi giymek için eğildiğimde, yattığı yerden birden elini uzatıp bileğimi sımsıkı kavradı. Yüzüne baktım, gece lambasının loş ışığında gözleri kor gibi parlıyordu. Elimi bırakmadan diğer eliyle üzerindeki örtüyü kaldırdı, çırılçıplaktı. Bacaklarının arasında erkekliği taş gibi dikilmiş, tavana bakıyordu. .
Kendine çekti, yatağa yatırdı aceleyle… Bir yandan dudaklarımı koparırcasına öperken, diğer yandan da üstümdeki tek giysi olan ince dantel külodumu homurdanarak, hırsla, yırtarcasına çıkarıp bacaklarımın arasına girdi. Ve hiç olmadığı kadar hırsla, şehvetle içime sapladı erkekliğini… Akşamdan beri ıslanmış, sular içinde kalmış olan kadınlığım da hevesle kabul etti bu hediyeyi… Aynı hırsla üstümde gidip gelmeye başladı.
image
Ertesi günü Sevim yanıma geldi. Kahve vermek isteyince, heyecan ve merakla,
“Bırak şimdi kahveyi… Akşam ne oldu aranızda?” diye sordu, ben de anlattım.
“Siz ne yaptınız? İki yaramaz çocuk gibi balkondan çıkıyordunuz…” dedim.
Biz mutfağa gidince kocam temiz hava almayı bahane ederek salonun ışığını söndürmüş ve balkona çıkmışlar. Karanlık balkonda heyecan içinde, bizim gelmemizden korka korka, ufak öpüşmeler, sevişmeler yaşamışlar. Eşimin çok güzel öpüştüğünü söyledi Sevim… .
İlk anda içim burkulur gibi olduysa da, akşam Kemal ile mutfakta, vedalaşırken kapıda yaşadığımız adrenalin dolu anlar geldi gözümün önüne… Aldığım zevk, heyecan duygusu… Ya, geceyi beni yatağa atarak noktalayan kocamın altında geçirdiğim fırtına dolu dakikalar…? Gerinerek,
“Kemal de öyle…” dedim.
“Ne yapıyoruz Handan? Tamam mı, devam mı? Pişman olmayalım sonra…”
“Arkadaşım, geri dönemeyiz artık… Geri dönüşü olmayan yola girdik bile… Birbirimizin kocasına kuyruk salladık, baştan çıkardık, bir takım şeyler yaşadık… Sen ne diyorsun peki?”
“Bence de devam…” dedi. “Gece kocanla kaçamak sevişmenin üzerine, eve gidince Kemal öyle bir saldırdı ki üzerime… Sanki seninle tam anlamıyla bir şey yapamamasının acısını benden çıkardı… Hem de defalarca… İnan bacaklarım titriyor hala… Unutmuşum bu zevki, heyecanı yaşamayı…”
image
Akşam iş çıkışı der demez eve damladılar. Sevim’lerde toplanmıştık. Yemekten sonra biraz oturduk. Erkekler hep birbirini kolluyordu. Ben mutfağa gitsem yardıma Kemal geliyor. Sevim ayrılsa Hakan bir bahane uydurup peşinden gidiyordu. Yani bizimkiler fırsat yaratmaya çalışıyorlardı. Ama biz aramızda anlaştığımız gibi, kaçamak öpücüklerden ve oramızı buramızı okşamalarından daha ilerisine izin vermiyorduk.
Artık yalvarıyorlardı bir şeyler olsun diye ama iki erkek aynı yerde çalıştıklarından ve birbirlerinin yüzüne bakacaklarından ters bir olay yaşanmasın düşüncesiyle aynı ortamda olmamasına özen gösteriyorduk. Bu öyle hafife alınır bir olay değildi, hem dikkatli olunmalı, hem de seviyeli olmalıydı. Bu yüzden çok güzel hazırlandık ve onlar istedikçe biz sonra diye atlattık.

Ve yılbaşı günü geldi çattı. Öyle bir hazırlandık ki. Şamdanlı mumlu mükellef bir ziyafet sofrası… Her türlü içkiler… Üzerimizde yılbaşı eğlencesine yaraşır askılı dekolteli giysiler… İçimizde minicik dantel iç çamaşırları, jartiyer çorapları, yüksek topuklu iskarpinler…
Bizimkiler yılbaşı protokol kutlamalarını bitirip saat on gibi eve gelmişlerdi ve asıl eğlence şimdi başlıyordu. Onlara unutamayacakları gecelerin ilki ve en güzeli olacaktı bu gece… Masaya geçtik. Işıklar karartıldı, mumlar yakıldı, her şey hazırdı. İçkiler içilmeye, şarkılar söylenmeye başladı. Eğlence yükünü aldığında masa altından eşler karşılıklı birbirini okşayarak uyarıyordu.
Bir kaç kadeh sonra aramızda işaretleşerek Sevim’le ikimiz içmeyi kestik. Durumu idare edebilmek için ayık olmamız gerekiyordu. Kalkıp müzik setine hareketli, baştan çıkarıcı bir oryantal müzik koydum. Salonun ortasında kıvırmaya başladım. Durmadan dönüyor, çalkalıyor, eğilip bükülüyordum. Erkekler gözlerini bana dikmişler, yalanarak bakıyorlardı.
Sevim durur mu, o da kalktı. Erkekler alkış, tempo, bağırışlarla bizi teşvik ediyor, biz de alabildiğine kıvırıyor, çalkalıyorduk kalçaları…. Mini etekler açılıyor, külotlarımıza kadar görünüyor, biz aldırmadan oynamaya devam ediyorduk.
Erkeklerin önüne gittik, ben Kemal’in önünde, Sevim kocamın önünde diz çöküp arkaya kıvrıldık, para takmalarını istedik. Kocam Sevim’in alnına para takarken, Kemal başımı tutup alnıma öpücük kondurdu, ıslanan alnıma parayı yapıştırdı. Kocamın bunu görecek hali yoktu, gözünü Sevim’in önünde titrettiği iri memelerine dikmişti.
image
Yorulana kadar dansöz gibi kıvırdık. Sonra Cd bitti, oturduk. Ben,
“Midem bulandı, lavaboya gidiyorum…” diyerek masadan ayrıldım.
Arkama baktığımda kocamın Sevim’in kadehine kırmızı şarap koymakla uğraştığını gördüm, beni duymamışlardı bile… Kemal ise aksine, gözü bende ayağa kalkmıştı bile… Holde heyecanla onu bekledim ve geldiğinde hemen kolundan tutup yatak odasına soktum.
Kapıyı kapatıp dudaklarıma yapıştı. Ah, müthiş bir şeydi. Eşlerimiz içeride, ben kocamdan başka bir erkekle, yatak odamızda öpüşüyordum. Sert dudakları benim dolgun dudaklarımı kaplamış, diliyle dokunuyor, elleri kalçalarımda, bacaklarımda dolaşıyordu. Kadınlığımın ıslandığını, pantolonunun önündeki kabarıklıkla kasıklarıma baskı yapıp duran erkeklik organını şiddetle istediğimi hissediyordum. Tam dayanılmaz noktaya ulaşıp Kemal’i yatağa devirmeyi düşünmekteyken, içeriden Sevim’in sesi geldi, .
“Çocuklar, aklıma bir fikir geldi, haydi buraya gelin…” dedi. .
Güçlükle, olabildiğince süratle kendimizi toparlayıp içeriye döndük. Zavallı Kemal, önündeki kabarıklığı gizlemekte bir hayli zorluk çekiyordu. Hepimiz meraklı gözlerle Sevim’e bakıyorduk. .
“Bu gece yılbaşı değil mi, oyunlar oynayalım hep beraber…”.
“Ne oyunu Sevim?” dedim ben. “Bu kafalarla oturup tombala mı oynayacağız…” .
Her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Sevim, .
“Tombala değil ama her zamanki gibi eşli kağıt oyunu oynayalım. Yalnız bu gece yılbaşı… Karı koca eşleşmeyelim. Bu gece eşleri değiştirelim. Ben Hakan’la, sen de Kemal’le ol. Eğlenceli olur, ne dersiniz?”

Bu masumane konuşmanın içindeki “eşleri değiştirelim” ifadesi bile içimi titretmişti. Heyecanla .
“Bence tamam, güzel olur…” dedim. .
Beyler de kabul edince kağıtları getirdim, herkes içki kadehini yanına alıp, salondaki sehpanın etrafında oyuna başladık. Bir gırgır, şamata gidiyordu. Benim aklıma geldi, .
“Eee? Nesine oynuyoruz peki? Kaybedenlere cezalar veriyorduk, bu gece ne ceza verelim?” dediğimde yine bir şamata koptu. Abuk subuk öneriler uçuşuyordu havada… İçkinin tesiri kendini göstermeye başlamış, kahkahalarla gülüyorduk her şeye… En saçma öneri yine Sevim’den geldi, .
“Bu gece yılbaşı… Her oyunda kazananlar, kaybeden eşinin üzerinden bir giysi çıkarsın.” .
Susup birbirimize baktık, sonra neşe içinde kabul edildi bu öneri… Kağıt oyunlarında kendine çok güvenen kocam, karşısındaki Sevim’e sesleniyor, .
“Merak etme ortak, oyun bittiğinde biz giyinik kalırız, bunlar don gömlek kalır, merak etme sen…” diyordu. .
Dediği gibi de oldu. İlk eli Kemal’le ikimiz kaybettik. Kocam benim boynumdaki inci kolyeyi çıkardı, Sevim de kocasının boynundaki kravatı… İkinci el yine aynı, ayakkabılarımız gitti. Üçüncü el biz kazandık, bu böyle karşılıklı sürüp gitti. Ama yavaş yavaş başlangıçtaki şamata bitmeye başlamıştı. Üzerimizdekiler çıktıkça ortalığa gergin, elektrikli bir hava hakim olmaya başladı. .
image
Bizim kaybettiğimiz bir elde, üzerimde dantel sütyenim, Kemal de atletiyle kalmıştı. Sonraki el yine kaybettik. Bu kez sıra eteğime geldi mecburen, çıkaracak o kalmıştı… Kocam titreyen elleriyle eteğimin kopçasını açtı, eteğimi sıyırmaya çalıştı. Kalçalarımı kıvırarak indirmesine yardım ettim. Yavaş yavaş sıyrılan eteğim yere indiğinde dantel külodum ve jartiyer çorabımla kalakalmıştım. .
Sevim de kocasının pantolon fermuarını açıp indirmekle meşgulken, Kemal gözleriyle beni yiyecek gibi bakıyordu bana… Kocam da… Eteğim elinde gözlerini benden ayıramıyordu, .
“Üfff… Harika görünüyorsun karıcım…” dedi diğerlerinin varlığını unutmuşçasına…

Kemal de pantolon indiğinde içine giydiği ufak sliple kalmıştı. Slibin içindeki alet taş gibi olmuş, eliyle onu saklamanın telaşındaydı. Her ne kadar bakmamaya çalışsam da gözümü önünden alamıyordum. .
Oyun tekrar kaldığı yerden devam etmeye başladı. Artık son eli oynadığımızda biz kadınlar külot, sütyenlerimizle, erkekler donlarıyla kalmıştı. Semra’nın beyaz transparan külodu, içindeki şekilli kesilmiş siyah kasık kıllarını meydana çıkarmış, sütyenin şeffaflığındaysa kabaran meme uçlarınının pembeliğini açıkça görebiliyorduk.
Erkeklerin aletleri ayaklanmış, çadırları kurmuş bizi gösteriyordu. Kemal’in önündeki salatalık boyutundaki taş gibi olmuş penisi neredeyse başını dışarı çıkmak üzereydi, görebiliyordum. Hakan da aynı durumdaydı. .
Herkes heyecan içindeydi. Yarı çıplak, iç çamaşırlarımızla oturmuş, birbirimizi süzüp duruyorduk kaçamak bakışlarla… Herkes bir sonraki adımın ne olacağını biliyordu ama ulu orta bir şey yapmaya cesaret edemiyordu. Kağıt oyunu tavsamaya, teklemeye başlamıştı. Hepimizin aklı başka yerlerdeydi. Bir adım atmak, olayı tetiklemek gerekiyordu. Kocam dayanamadı, pürüzlü, boğuk bir sesle, .
“Eeee? Şimdi ne yapıyoruz peki?” diye soru attı ortaya… “Yenişemedik, berabere kaldık gibi… Eşit durumdayız… Bence bu oyun yeter artık…” Sevim atıldı, .
“Bence de… Türk filmleri adını söyleyelim, karşı takım başrol oyuncularının adını söylesin.” .
“Tamam” dedim. “Kaybedenlerin cezasını da ben vereceğim…”

Yine başladık. Ama bu arada saat geceyarısına 15-20 dakika vardı ki bir olayı yaşamaya dakikaların kaldığını biliyorduk. Birinci soruyu Sevim sordu, Kemal’le ben bildik. Biz zor bir soru sorduk, onlar düşündüler, bilemediler… Cezalarını beklemeye başladılar. Ben de biraz düşünür gibi yapıp, .
“Size cezayı veriyorum…” dedim. “Ama itiraz, mızıkçılık yok, tamam mı?”.Herkes kabul etti. “Sevim’le Hakan’a iki saat oda hapsi cezası veriyorum. Misafir odasına gidip kilitlensinler ve yılbaşında biz onları çağırana dek eğlenceden tam mahrum kalsınlar. Işıklar yanmayacak, karanlıkta hücrede gibi kalsınlar.”
Kimseden çıt yok, itiraz eden olmadı. Sevim “hımm” diye şeytanca gülümsedi bana bakarak… Bu fikir birden aklıma iyi gelmişti. Eşimin önünü hiç bu kadar şişkin görmemiştim. Gülerek, şamatayla ikisini de kaldırıp kocamı ve Sevim’i kollarından tuttum, tutukluları götüren polis gibi misafir odasına götürüp üstlerinden kapıyı kilitledim.
image
“İki saat sonra görüşmek üzere mahkumlar…” dedim. .
Kilitler kilitlemez anahtar deliğinden bakıyordum ki arkamdan Kemal hırsız gibi yaklaşıp sarılıverdi. Çıplak yabancı erkek bedeni vücuduma değince ürperdim, hemen doğruldum. Sımsıkı sarılmıştı arkamdan… Başımı kendine çevirmiş, dudaklarımı öpmeye başlamıştı. Öyle tatlı geldi ki… Önündeki karşıdan seyredip durduğum kabarıklık şimdi arkama, kalçalarıma baskı yapıyordu. .
Tam vakit kaybediyoruz diye düşünüp üzülürken, o da aynı şeyi düşünüyormuş ki, beni kollarına aldığı gibi hemen yatak odasına götürdü. Üstündeki tek giysi olan slibi çıkardı, sonra benim üstümdeki sütyen ve külodu… Hem öpüyor hem yalıyor. Harika bir şeydi…Başka bir erkek, yatak odamda, üzerimde beni becermeye hazırlanıyor, kaslı erkek vücudu vücuduma değiyor, bacaklarım titriyor, yanıyordum. .

Ve saatler yeni yıla girmek üzereydi. Sevim’le tam yılbaşı gecesi olsun demiştik. Çünkü yeni yıla nasıl girersen öyle geçer derler, biz de böyle bir ortamda girmek istemiştik. Yani saatler yeni yıla girerken, bizimkiler de bize girecekti… Kemal bana girecekti, kocam da Sevim’e… Ooh, ne güzel bir ortam…. .
Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Eğilip üçgenimi yalamak, şehvet sularımı içmekle meşgül olan Kemal’i üzerime doğru çektim. Aleti eşiminki kadar vardı. Kalındı, sertleşmiş, kocaman olmuştu. Bal kutumun hizasına gelince başını hafiften ittirdi içime… Kendimi ister istemez geriye çektim. Biraz daha… Daha… Derken yarısına kadar içime girdi…..
“Oohhhh…” diye inleyerek Kemal’imin boynuna sarıldım… Ne tatlıydı… Yabancı bir erkek bacak aramda, kocaman erkekliğiyle beni beceriyordu… Biliyordum ki, kocam da Sevim’e aynı heyecanla, aynı şeyi yapıyordu. .

Kemal bir yandan dudaklarımı hazla öpüyor, bir yandan yavaşça içime girmeye çalışıyordu. Bir iki ileri geri derken sabrı kalmamış olacak ki, aniden kökledi, sokmuştu köküne kadar aletini dar kutumun içine… Önce bir çığlık çıktı dudaklarımdan, sonra,
“Aahhh…” dedim. “Harikaa….” .
“Beğendin mi?” diye sordu. .
“Beğenmez olur muyum? Çok güzel… İçimi doldurdu, taş gibi… Oohhh… Öyle zevk veriyor ki… Ya sen?” .
“Delirttin beni… Günlerdir bu anın hayaliyle yanıp tutuştum… Karımı becerirken bile seni, bu anı hayal ettim. Artık içindeyim… Öyle sıcak, öyle güzel ki… Fırın gibi yanıyor için… Beklediğime değmiş…” Boynunu emerken kulağına fısıldadım, .
“Mmmm… Çok güzel yapıyorsun. Kocam da Sevim’e yapıyor aynı şeyi… Yan odada karını beceriyor. Pişman değilsin, öyle mi aşkım?” .
“Ohhh… Asla… Her şeye razıyım, bu zevk devam etsin yeter ki…” .
Ben de tadını almıştım. Tempolu olarak sokup çıkarıyordu. Tamamen doldurmuştu içimi… Bir yandan beni sikiyor, bir yandan öpüyor, yalıyor, bir yandan da tatlı kelimeler fısıldıyordu kulağıma… Bu ortamın sürekli devam etmesi, kesilmemesi konusunda yalvarıyordu adeta… .
“Peki…” diyordum. “Her uygun ortamda, her canımız istediğinde beni sikmene izin vereceğim canım… Öyle güzel sikiyorsun ki… Bizimkiler devam etmese de, ben seni istiyorum…” .
Canım benim beni şefkatle incitmemeden öyle güzel beceriyordu ki, sıcak sıcak ona akıyordum sanki… Zevkten bütün benliğim bacak arama, bal kutuma toplanmış, bacaklarımın arasında tam oramda ise yabancı bir erkeğin koca aleti vardı. Kalçalarından tutup onu daha da kendime çekiyordum. Ne kadar oldu bilmiyorum… Ben kaçıncı orgazmımı yaşıyordum, onu da hatırlamıyorum, kasıldı, .
“Ahhh… Geliyorumm…” dedi. Sımsıkı sarılıp tırnaklarımı sırtına geçirdim, haykırdım, .
“Çok güzel.. Ohhh… Pompala beni… Sik… Geçirr… Tutma kendini, içime boşal, korunuyorum… Ah, çok güzel…”

Aynı anda boşalmaya başladık. Çıldırıyordum sanki… Siki içimde damar damar atıyordu… Başka bir erkek hayat sıvısını içime, en derin yerlerime doğru gönderiyordu ve o sıvı alev alev yakıyordu geçtiği yerleri… Ama aleti sertliğinden bir şey kaybetmemişti daha… Bana sarılıp öpüyordu. .
Hemen yatırıp üzerine çıktım. Elimle ayarlayarak oturdum üzerine, içime aldım. Bir müddet hareketsiz durup o sertliği, dolgunluğu içimde hissettim ve sadece kalçalarımı oynatarak üzerine uzanıp tadını çıkardım. Sonra koca aletinin üzerine oturup kalkmaya başladım. Ne müthiş bir şeydi bu… En yakın arkadaşımın kocasının koca aletini içime almış, üzerinde zevkten köşe olmuştum.

Tamamen çıkarmayacak derecede kalkıyor, sonra dibine kadar girecek şekilde oturuyordum… Yavaşça… Her santimetrekaresini hissederek… Bu şekilde bir kez daha beraber boşaldık ve ben üzerine yığıldım. Aletini içimden çıkarmadan öylece kaldık bir süre… Tadı damağımızda kalmıştı, hala canımız çekiyordu. Üzerime eğilip dudaklarımı öperken, .
“Yeni yılın kutlu olsun canım…” dedi tutkuyla… Öpüşüne karşılık verip sarıldım, .
“Senin de…” dedim. “Bütün yılımız böyle geçsin, sevişerek…”
Yıl başına başka bir erkeğin altında girmiştik ve yeni yılın hep böyle geçmesini dilemiştik. Biraz sonra toparlandık, odadan iç çamaşırlarımızı, salondan giysilerimizi alıp giydik ve içeriye gidip anahtarı kapı altından attım, Sevim’e,
“Biz Kemal’le sizin eve gidiyoruz, albümde bir resme bakıcaz, cezanız bitti mahkumlar çıkabilirsiniz, birazdan geliriz…” dedim. Sevim durumu anlamıştı, toparlanmaları için zaman veriyordum. Yorgun bir sesle,.
“Tamam…” dedi.

Biz geldiğimizde toparlanmışlar, giyinmişler, hiçbir şey olmamış gibi salonda oturuyorlardı. Ben makyajımı tazelemiştim, Sevim de öyle yapmış. Herkes sanki gecenin başındaymışız gibi giyinmiş, herkes sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi konuyu bile açmıyordu. Hayat normal akışında, ama artık eskisi gibi değildi. İçimizde fırtınalar estirerek devam etmeye başlamıştı. Oturduk.
“Nasıldı kapalı kalmak, cezalılar?” dedim. Sevim .
“Çok güzeldi… İyi ki oynamışız…” dedi gülümseyerek… Herkes yaşadıklarını anımsayıp kısa bir gülüşme yaşandı. Sabaha doğru yattık. Erkekler ertesi gün öğleye doğru uyandılar, bizimkiler dışarı çıkar çıkmaz Sevim’i çağırdım, .
“Gel bakalım, neler oldu içerde, anlat…” dedim.
Ben ona anlattım olanları, o da bana… Kocamla içeri kapanır kapanmaz öpüşmeye başlamışlar ve üzerlerindeki son parçaları da çıkarıp atmışlar. Eşim sevime güzel bir oral yapmış, Sevim de ona…
image Hakan’ın işini çok iyi bildiğini, aletinin kocasınınki gibi büyük olduğunu söyledi. Sevim ilk etapta heyecandan almakta zorlanmış içine, ama sonraları tadına doyamamış… Ben de, .
“Seninki de öyle… Öyle güzeldi ki, tadı hala damağımda…” dedim. . Gülüştük ve hep böyle devam etme sözü verdik birbirimize… Şimdi hala devam ettiriyoruz. Yalnız biz bunu uluorta hiç yapmadık. Herkes her şeyin farkında… Ama kimse birbirine bir şey söylemedi bu güne kadar… Seviye korundu… Ayrı odalarda, hatta ayrı evlerde, haftada bir veya iki defa gerçekleştiriyoruz. .
Biliyor musunuz, hep aynı tazeliğini koruyor. Eğer grup yapsaydık belki de belli bir süre sonra özelliğini yitirecekti. Şimdi kocalarımız birbirlerinin eşlerini becerdiler, biz birbirimizin kocasının altına yattık. Herkes her şeyi biliyor ama göz önünde yapılmadığı için ve kimse bu konuda, Sevim’le ben hariç konuşmadığı için gizli yapıyormuşuz gibi devam ediyor. Ve aynı heyecanı her defasında yaşatıyor.

Sevişmelerimiz ne zaman biterse bitsin, bir araya geldiğimizde hep giyinik ve normal ev haline hiç bir şey olmamış gibi devam ediyoruz. Bu olayın sonsuza dek sürmesini istiyoruz. Sevim’de, ben de, kocalarımız da hayatımızdan çok, ama çok memnunuz. Kendi eşlerimizle de sevişmelerimiz eskisinden daha heyecanlı, daha zevkli, daha muhteşem geçiyor. .
Uzun oldu ama, kısacası, eşlerimizi değiştirmek hayatımızın en mutlu olayını başlattı. Devam ediyoruz.Adım Handan 28 yaşındayım, 6 yıllık evliyim, bir kızım var. Eşimle her konuda uyum içerisinde, yaşayan ve paylaşan, birbirini anlayan saygılı ve renkli bir yaşantımız var. Kapı komşum ve en yakın arkadaşım,sırdaşım Sevim de benimle aynı ölçü ve boylarda ela gözlü hafif minyon ve yüzü çok tatlı, harika bir insan. İkimiz de sevilen sayılan ve aynı zamanda tüm erkeklerin dikkatini çeken iki bayanız.
Ama kendi eşlerimizden başkalarıyla samimi bir konuşma ortamına dahi girmedik bunu belirteyim. Sevimle birlikte bir sohbetimizde cinsel hayatımızı konuşurken ortaya çıktı ki, ikimizin de bu konuda şikayeti vardı. Eşlerimizle sevişmelerimiz topu topu 5-10 dakika sürmüyor, onlar tatmin olabiliyor ama biz hep yarım kalıyorduk.
Sevim’le her şeyimizi paylaşırız, onunla arkadaşlığımız 10 yıl kadar öncesinden başladı. Atandığımız yerin en güzel, en genç ve bekar elemanları bizdik, bu yüzden herkesin gözü bizde, çapkınlar bize yiyecekmiş gibi bakarlar, iş çıkışı hepsi sırayla bizi evlerimize bırakmak için kuyruğa girerlerdi. Biz ise bunların hiç birine aldırmaz yüz vermez ikimizi birbirimizden ayrılmazdık. İki yalnız bekar kurda kuşa yem olmamak için aynı evi paylaşıyorduk.
Çalıştığımız kurumda atama ve terfiler oldu başımıza yeni ve genç bir müdür ve iki tane müdür yardımcısı atandı. İkisi bekardı ve yakışıklıydılar. Müdürümüz Hakan bey bana evlenme teklif edince aklım gitti başımdan, hemen kabul ettim iki üç ay sonunda da nişan ve düğün evlendik şimdiki oturduğumuz lojmana yerleştik.

Birkaç hafta sonra Müdür Yardımcısı Kemal Bey Sevim’e evlenme teklif etti.Onlar da evlenince bizim karşı daireye yerleştiler. Mutlu bir tabloda yaşantımız sürüyordu. Hemen her akşam birlikteydik. Sevim’le gündüzümüz zaten ayrı geçmezdi. Ya ben ya da o kocalarımız işe gider gitmez çocuğu kaptığımız gibi soluğu birbirimizin evinde alırdık. Bir gün Sevim böyle bir sabah bir soru sordu,
“Mutlu musun Handan?” dedi.
“Evet” dedim. “Sen değiL misin güzelim?” diyerek sarıldım. O
“Yok…” dedi “Kastettiğim bunlar değil.. Yani… Cinsel yönden ne durumdasınız? Esk**en ne olursa olsun paylaşacağımıza yemin etmiştik hatırlıyor musun canım.”
“Tabi bi tanem ne oldu, anlatsana, nedir canını sıkan?”
“Hakan’la sevişmeleriniz nasıl?”
Tam damarıma basmıştı ben de oflaya puflaya pek bir şey olmadığını eski heyecanın kalmadığını falan anlattım
“5-10 dakika sevişiyoruz onun işi bitiyor öpüyor beni uyuyoruz. İçim sızlıyor. Eski saatler süren sevişmelerimizi özlemiyor değilim hani…” dedim.

O da aynı dertten yakındı. Üstelik bizimkiler iyi arkadaş olduğu için nereye gitseler birlikte gidiyorlar. Kuşkulanmıyor da değildik hani çapkınlık mı yapıyor bunlar diye ama sosyal tesislerden başka yerlere de pek takılmazlar, sosyal tesisler de gözümüzün önündeydi.
Sevim Kemal’le bu konuyu görüşmüş erotik dergiler falan getirttirmiş birkaç gün onlara baktık. Hatta Sevim’le bu dergilerin mektup ve forum köşelerindeki erotik hikayeler bizi öyle etkilemişti ki özellikle eş değiştirme fantezileri birbirimize bakıp gülerek ne güzel ortam demiştik. Ama teklif değildi tabi bu.
Bir süre sonra “biz sıkılıyoruz bilgisayar alın ya da işe başlıycaz” dedik. Onlar da “oturun istediğiniz bilgisayar olsun” dediler bir tane düz üstü bilgisayar aldılar bize. Bilgisayar kullanmasını iş yerinden biliyorduk, alışmamız birkaç gün almadı bile . İnternete falan da bağlandık.
Sevim’le artık ayrılmaz olduk. Bizimkiler işten çıkıp eve geldiklerinde ben evde yoksam eşim biliyordu ki Sevim’lerde bilgisayar başındayız, Sevim’in eşi onu evde bulamazsa direkt bize geliyordu. Bizi bilgisayar başında buluyorlardı.

Özellikle seks hikayelerini okuyorduk, bunların da en çok eş değiştirme bölümlerini okuyorduk. Bir gün yine Sevim’lerde yatak odasında eş değiştirme hikayelerinden birini okurken Sevim diz üstü bilgisayarın kapağını kapatarak,
“Ya, bizim halimiz ne olacak? Ne yapacağız biz? Bunları okuyoruz ama hayatımıza etkisi ne?” dedi. Durduk birbirimize bakıp gülümsedik, aynı şeyleri düşünmüştük yine…
“Tamam Sevim hayatımıza biraz heyecan katalım o zaman… Bu işten erkekler çok tahrik oluyor anladığım kadarıyla… Eh, biz de öyle… ” dedim.
”Kesinlikle… Şu sünepe ev kadınlığını bırakalım. Ortamı hareketlendirelim. Biraz flört takılalım kocalarımıza… Sen benimkine, ben seninkine…” dedi. Oturup neyin nasıl olacağını konuşmaya başladık. Eşlerimizin bizden başka kadınlarla birlikte olup bizi aldatmalarını beklemektense iki kafadar kafa kafaya verip bir dizi plan hazırladık.
Unutmadan söyleyeyim biz iki üç güne bir ya Sevim’lerde ya bizde, özellikle hafta sonları eğleniriz. İçkiler içilir, danslar, oyunlar gibi eğlencelerle sabahı ederiz bazen, ya bizde ya onlarda sızıp kalırız. Aslında öyle iç içe yaşıyoruz ki..
Anlaştık aramızda… Birbirimizin eşlerini motive edecek ve yine birbirimizin eşlerine çaktırmadan kur yapacaktık. Hemen işe koyulduk
image
İlk akşam eşlerimiz gelince aynı gece ikimiz de seviştik bizimkilerle… Her zamankinden biraz daha ateşliydik, olay bizi havaya sokmuştu. Tam sevişmenin güzel bir yerinde Hakan’a Sevim’i nasıl bulduğunu sordum, sevişmenin tam ortasında, içimde gidip gelirken,
“İyi, güzel kadın senin gibi…” dedi,
“O seni çok beğeniyormuş…” dedim. Durdu bana baktı, gülümsedi.
“Kendisi mi söyledi?” dedi
“Evet dedim. Bu gün erkeklerden laf açıldı da…” dedim.
“Başka bir şey söyledi mi?” dedi.
“Yok, söylemedi…” dedim, daha ateşli sevişti benimle…
Sabah oldu. Bizimkiler gider gitmez Sevim bana damladı.
“Ne oldu, gece nasıl geçti?” dedi meraklı gözlerle… Gülerek,
“Önce sen anlat bakalım…” dedim.
O da akşam aynı bizim gibi sevişme anında eşine benim ondan hoşlandığımı beni nasıl bulduğunu sormuş, kocası da benimkiyle aynı yanıtı vermiş. Ben de anlattım, rahatladık, her şey istediğimiz gibi gelişmişti. Eşlerimiz ters bir tepki vermeyecekti anlaşılan.
Hemen hazırlandık ve akşam için alışveriş yaptık. Ertesi gün tatil olduğu için bu akşam içkili bir sofra hazırlayıp bazı şeylerin ufak ufak yaşanmaya başlaması ve elektriklenmelerin yaşanma zamanı gelmişti. Akşama güzel bir sofra hazırladık. Bizimkilere telefon açıp hiçbir mazeret kabul etmediğimizi, işten çıkınca doğruca eve gelmelerini söyledik.
image
Biz de hazırlandık. İkimiz de kısa bir mini etek, altına yok denecek kadar minicik dantelli beyaz külotumuz ve üzerimizde aynı takım body giyinmiştik. Sevim’le birbirimize bakıp
“Hadi bakalım bu akşam bizimkilere biraz heyecan yaşatalım, finali yılbaşı gecesi patlatırız…” dedik. Bizimkiler geldi, bizi seksi ve şık görünce önce bir ıslık çaldılar, sofrayı gördüler Hakan
“Unuttuğumuz bir şey mi var? Sonradan mahcup olmayalım, neden bu kadar özenle hazırlandınız?” dedi. Ben de
“Aşkım, özel bir şey yok. Sevim’le sıkıldık değişik bir şeyler olsun istedik. ” dedim.
“Çok güzel olmuş, siz de, sofra da harikasınız…” dediler.
Hoş geldin faslında ben Kemal’e de uzanıp öptüm. Öperken gözlerinin içine bakarak gittim yanına ve elinin içini okşayarak ve dudaklarımın kenarını dudaklarına değdirerek öptüm. Bana şöyle bir baktı. Şaşırdı biraz ama hemen toparladı. Sevim de aynı şekilde yaptı ve eşimi elinden tutup sofraya buyur etti, öyle olunca ben de Kemal’e aynısını yaptım.
Beyler keyiflenmişlerdi. Yarı şaşkın, yarı memnun, kendilerini bize bırakmışlardı. Ben Kemal’in karşısına Sevim de eşimin karşısına oturdu. Işıkları söndürdük ve gece lambaları ve mumları yaktık sadece. Böylece masa altından bir şeyler olursa kimse birbirini görmezdi. Sevim’le her hareketi ölçülü ve birlikte atıyor, hem bundan zevk alıyor hem de eşlerimizi memnun ediyorduk, bu harikaydı.

Derken yemek faslı bitti ve içkiler servis edildi. Bir iki derken erkekler hafif çakırkeyif olmuş, biz ne dersek onu yapıyorlardı. Sevim müzik setine slow bir paça koydu eşine müsaade ederse Hakan’la dans etmek istediğini söyledi. O da
“Tabi neden olmasın… Yabancı mıyız yani…” dedi. Ben de
“Kemal’cim, sen de beni dansa kaldırır mısın?” dedim.
“Memnuniyetle…” dedi.
Loş ışıkta dans ederken erkeklerimize iyice sokulduk. Sevim’e baktım, Hakan’a iyice yapışmış, bacağını bacak arasına sokmuş onu uyarıyordu. Ben de aynı vaziyette Kemal’e basınç yapıyordum. Kemal eliyle çaktırmadan kazayla olmuş gibi kalçalarımı okşadı. Heyecandan titriyordu. Ben yüzüne bakıp gülümseyince öyle rahatladı ki… Daha da yaklaştı. Çekinmese beni ayakta becerecek haldeydi.
Bu ortamda daha fazla ileri gitmek istemiyorduk. Çünkü asıl büyük planımız birkaç gün sonraki yılbaşı gecesineydi ve üç dört gün tatil vardı arkasında… Her bakımdan iyi olacaktı. Neyse dansı bırakıp,
“Ben mutfağa gidiyorum, bulaşık makinesine bakayım” dedim ayrıldım. Ama arkama bakarak Kemal’e gülümseyerek gittim. Sevim’le eşimin dansları devam ediyordu ve bizi görecek halleri yoktu.
Beklediğim gibi Kemal hemen arkamdan mutfağa damladı. Ben lavaboya eğilmiş, çapkınımı beklerken birden arkamdan sarıldı. Hem telaşlıydı, hem de öpmeye çalışıyordu. Aleti sertleşmiş, arkamdan bastırıyordu. İçim ısınmış altım ıslanmıştı, dayanacak durumda değildim. İlk defa yabancı bir erkeğin aletini hissediyor, ilk defa kocamdan başka bir erkeğin dudakları boynumda yanaklarımda geziyordu.
Şaşırmış gibi, kurtulmaya çalışıyormuş yaparak arkamı döndüm. Kemal’in allak bullak olmuş, gözbebekleri şehvetle büyümüş, istek dolu yüzüyle burun buruna geldim. İkimiz de nefes nefeseydik. Hemen dudaklarıma yumuldu.

Heyecandan titreyen elleri göğüslerimde, kabaran önüyle mutfak bankosuna dayadığı kasıklarımda, mini eteğin altındaki bacaklarımda dolaştı aceleyle… Kısa bir süre vücudumu okşayan ellerinin, dudaklarımı vantuz gibi emen erkek dudaklarının tadını çıkardıktan sonra, nazlanıyormuş gibi biraz ittim,
“Ne olur yapma Kemal, bizimkiler görecek şimdi…” dedim neolurdevametdiye yalvaran sesimle… Sanki asıl büyük sorun Kemal’in, beni, yani arkadaşının karısını mutfakta kıstırıp öpmesi, mıncıklaması değil de, yakalanmaktan korkmammış gibi… Elleri kalçalarımdan, dudakları dudaklarımdan zor ayrıldı benden… Kabaran önüne bastırarak oluşan çadırı kaybetmeye çalıştı güya bana çaktırmamaya çalışarak…
image
Salona girdik, bizimkiler ortada yok… Işığı yaktım. Hemen balkon kapısından içeriye girdiler. Sevim’in makyajı, eli yüzü birbirine karışmış, ruju eşimin dudaklarına bulaşmıştı.
“Balkona çıkıp biraz temiz hava alalım dedik…” diye açıklama getirdi kocam… Güldük hep beraber… Neşe içindeydik. Hemen ışığı tekrar söndürdüm. İçim içime sığmıyordu. Kemal gözümün içine bakıyordu, tekrar bir fırsat yaratılabilir mi diye… Kocamın bakışlarını da sürekli Sevim’in üzerinde, mini eteğinin altında durmadan verdiği frikiklerde yakalıyordum. İki erkek de kıvama gelmişti, tam istediğimiz gibi… Bir heyecan fırtınası yaşamıştık, elektrikli ortam devam ediyordu.
“Saat geç oldu, yatalım artık…” dedik.
Misafirlerimizi uğurlarken tekrar öpüştük. Ama bu defa loş ışıkta belli olmadığı için biraz daha serbest hissettim kendimi… Kocam Sevim’le vedalaşmakla meşgulken, ben telefonunu içeride unuttuğu aklına gelen Kemal’le beraber salona dönmüştüm.
Telefonu bulup Kemal’e verirken ellerimiz birbirine değdi. Kıvılcım çaktığını hissettim. Tam salondan dışarı çıkarken kapının eşiğinde kolunu tuttum, çıkmasına engel oldum,
“İyi geceler Kemal” diyerek üzerine abandım ve göğüslerimi onun göğsüne bastırarak dudağının kenarına haddini ve amacını aşan kaçamak bir hoşça kal öpücüğü kondurdum. Ama Kemal bununla yetinmedi, bir koluyla belimden tutup öperken, diğer eli elbisemin üstünden mememi avuçladı. Hırsla dudaklarımı öpmeye başladı. Zorlukla kendimi kurtardım.
Çıkıp kapıya yöneldiğimizde kapının önünde duran kocamın bizim geldiğimizi görmesiyle Sevim’in kalçalarını okşayan elinin telaşla ayrıldığını görüverdim. Sevim, sanırım yüzünün kızarıklığını bana ve kocasına belli etmemek için arkasını dönmüştü. Gülümsedim. Her şey istediğimiz gibi gidiyordu. Tam arkamdan gelen Kemal’in de bu sahneyi gördüğüne emindim. Ama o da ses çıkarmadı… Başka zaman olsa bir telefonu içeriden almanın kaç dakika süreceğini merak edip mesele çıkarabilecek kocam da… .
image
Herkes kendi alemindeydi. Yalnız kalınca ortalığı şöyle bir toparladım. Aklım karmakarışıktı, Hakan’ın yüzüne bakamıyordum. Hakan da kumanda elinde, gözü televizyonda, aklı başka yerlerde, zaplayıp durdu. Bir kelime bile konuşmadık yatana kadar… Kocam gitti önce yatağa, sonra ben… Makyajımı çıkarıp dişlerimi fırçaladığımda o yatmıştı bile…
Uyuduğunu düşünerek sessizce üzerimdekileri çıkardım, soyundum. Geceliğimi giymek için eğildiğimde, yattığı yerden birden elini uzatıp bileğimi sımsıkı kavradı. Yüzüne baktım, gece lambasının loş ışığında gözleri kor gibi parlıyordu. Elimi bırakmadan diğer eliyle üzerindeki örtüyü kaldırdı, çırılçıplaktı. Bacaklarının arasında erkekliği taş gibi dikilmiş, tavana bakıyordu. .
Kendine çekti, yatağa yatırdı aceleyle… Bir yandan dudaklarımı koparırcasına öperken, diğer yandan da üstümdeki tek giysi olan ince dantel külodumu homurdanarak, hırsla, yırtarcasına çıkarıp bacaklarımın arasına girdi. Ve hiç olmadığı kadar hırsla, şehvetle içime sapladı erkekliğini… Akşamdan beri ıslanmış, sular içinde kalmış olan kadınlığım da hevesle kabul etti bu hediyeyi… Aynı hırsla üstümde gidip gelmeye başladı.
image
Ertesi günü Sevim yanıma geldi. Kahve vermek isteyince, heyecan ve merakla,
“Bırak şimdi kahveyi… Akşam ne oldu aranızda?” diye sordu, ben de anlattım.
“Siz ne yaptınız? İki yaramaz çocuk gibi balkondan çıkıyordunuz…” dedim.
Biz mutfağa gidince kocam temiz hava almayı bahane ederek salonun ışığını söndürmüş ve balkona çıkmışlar. Karanlık balkonda heyecan içinde, bizim gelmemizden korka korka, ufak öpüşmeler, sevişmeler yaşamışlar. Eşimin çok güzel öpüştüğünü söyledi Sevim… .
İlk anda içim burkulur gibi olduysa da, akşam Kemal ile mutfakta, vedalaşırken kapıda yaşadığımız adrenalin dolu anlar geldi gözümün önüne… Aldığım zevk, heyecan duygusu… Ya, geceyi beni yatağa atarak noktalayan kocamın altında geçirdiğim fırtına dolu dakikalar…? Gerinerek,
“Kemal de öyle…” dedim.
“Ne yapıyoruz Handan? Tamam mı, devam mı? Pişman olmayalım sonra…”
“Arkadaşım, geri dönemeyiz artık… Geri dönüşü olmayan yola girdik bile… Birbirimizin kocasına kuyruk salladık, baştan çıkardık, bir takım şeyler yaşadık… Sen ne diyorsun peki?”
“Bence de devam…” dedi. “Gece kocanla kaçamak sevişmenin üzerine, eve gidince Kemal öyle bir saldırdı ki üzerime… Sanki seninle tam anlamıyla bir şey yapamamasının acısını benden çıkardı… Hem de defalarca… İnan bacaklarım titriyor hala… Unutmuşum bu zevki, heyecanı yaşamayı…”
image
Akşam iş çıkışı der demez eve damladılar. Sevim’lerde toplanmıştık. Yemekten sonra biraz oturduk. Erkekler hep birbirini kolluyordu. Ben mutfağa gitsem yardıma Kemal geliyor. Sevim ayrılsa Hakan bir bahane uydurup peşinden gidiyordu. Yani bizimkiler fırsat yaratmaya çalışıyorlardı. Ama biz aramızda anlaştığımız gibi, kaçamak öpücüklerden ve oramızı buramızı okşamalarından daha ilerisine izin vermiyorduk.
Artık yalvarıyorlardı bir şeyler olsun diye ama iki erkek aynı yerde çalıştıklarından ve birbirlerinin yüzüne bakacaklarından ters bir olay yaşanmasın düşüncesiyle aynı ortamda olmamasına özen gösteriyorduk. Bu öyle hafife alınır bir olay değildi, hem dikkatli olunmalı, hem de seviyeli olmalıydı. Bu yüzden çok güzel hazırlandık ve onlar istedikçe biz sonra diye atlattık.

Ve yılbaşı günü geldi çattı. Öyle bir hazırlandık ki. Şamdanlı mumlu mükellef bir ziyafet sofrası… Her türlü içkiler… Üzerimizde yılbaşı eğlencesine yaraşır askılı dekolteli giysiler… İçimizde minicik dantel iç çamaşırları, jartiyer çorapları, yüksek topuklu iskarpinler…
Bizimkiler yılbaşı protokol kutlamalarını bitirip saat on gibi eve gelmişlerdi ve asıl eğlence şimdi başlıyordu. Onlara unutamayacakları gecelerin ilki ve en güzeli olacaktı bu gece… Masaya geçtik. Işıklar karartıldı, mumlar yakıldı, her şey hazırdı. İçkiler içilmeye, şarkılar söylenmeye başladı. Eğlence yükünü aldığında masa altından eşler karşılıklı birbirini okşayarak uyarıyordu.
Bir kaç kadeh sonra aramızda işaretleşerek Sevim’le ikimiz içmeyi kestik. Durumu idare edebilmek için ayık olmamız gerekiyordu. Kalkıp müzik setine hareketli, baştan çıkarıcı bir oryantal müzik koydum. Salonun ortasında kıvırmaya başladım. Durmadan dönüyor, çalkalıyor, eğilip bükülüyordum. Erkekler gözlerini bana dikmişler, yalanarak bakıyorlardı.
Sevim durur mu, o da kalktı. Erkekler alkış, tempo, bağırışlarla bizi teşvik ediyor, biz de alabildiğine kıvırıyor, çalkalıyorduk kalçaları…. Mini etekler açılıyor, külotlarımıza kadar görünüyor, biz aldırmadan oynamaya devam ediyorduk.
Erkeklerin önüne gittik, ben Kemal’in önünde, Sevim kocamın önünde diz çöküp arkaya kıvrıldık, para takmalarını istedik. Kocam Sevim’in alnına para takarken, Kemal başımı tutup alnıma öpücük kondurdu, ıslanan alnıma parayı yapıştırdı. Kocamın bunu görecek hali yoktu, gözünü Sevim’in önünde titrettiği iri memelerine dikmişti.
image
Yorulana kadar dansöz gibi kıvırdık. Sonra Cd bitti, oturduk. Ben,
“Midem bulandı, lavaboya gidiyorum…” diyerek masadan ayrıldım.
Arkama baktığımda kocamın Sevim’in kadehine kırmızı şarap koymakla uğraştığını gördüm, beni duymamışlardı bile… Kemal ise aksine, gözü bende ayağa kalkmıştı bile… Holde heyecanla onu bekledim ve geldiğinde hemen kolundan tutup yatak odasına soktum.
Kapıyı kapatıp dudaklarıma yapıştı. Ah, müthiş bir şeydi. Eşlerimiz içeride, ben kocamdan başka bir erkekle, yatak odamızda öpüşüyordum. Sert dudakları benim dolgun dudaklarımı kaplamış, diliyle dokunuyor, elleri kalçalarımda, bacaklarımda dolaşıyordu. Kadınlığımın ıslandığını, pantolonunun önündeki kabarıklıkla kasıklarıma baskı yapıp duran erkeklik organını şiddetle istediğimi hissediyordum. Tam dayanılmaz noktaya ulaşıp Kemal’i yatağa devirmeyi düşünmekteyken, içeriden Sevim’in sesi geldi, .
“Çocuklar, aklıma bir fikir geldi, haydi buraya gelin…” dedi. .
Güçlükle, olabildiğince süratle kendimizi toparlayıp içeriye döndük. Zavallı Kemal, önündeki kabarıklığı gizlemekte bir hayli zorluk çekiyordu. Hepimiz meraklı gözlerle Sevim’e bakıyorduk. .
“Bu gece yılbaşı değil mi, oyunlar oynayalım hep beraber…”.
“Ne oyunu Sevim?” dedim ben. “Bu kafalarla oturup tombala mı oynayacağız…” .
Her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Sevim, .
“Tombala değil ama her zamanki gibi eşli kağıt oyunu oynayalım. Yalnız bu gece yılbaşı… Karı koca eşleşmeyelim. Bu gece eşleri değiştirelim. Ben Hakan’la, sen de Kemal’le ol. Eğlenceli olur, ne dersiniz?”

Bu masumane konuşmanın içindeki “eşleri değiştirelim” ifadesi bile içimi titretmişti. Heyecanla .
“Bence tamam, güzel olur…” dedim. .
Beyler de kabul edince kağıtları getirdim, herkes içki kadehini yanına alıp, salondaki sehpanın etrafında oyuna başladık. Bir gırgır, şamata gidiyordu. Benim aklıma geldi, .
“Eee? Nesine oynuyoruz peki? Kaybedenlere cezalar veriyorduk, bu gece ne ceza verelim?” dediğimde yine bir şamata koptu. Abuk subuk öneriler uçuşuyordu havada… İçkinin tesiri kendini göstermeye başlamış, kahkahalarla gülüyorduk her şeye… En saçma öneri yine Sevim’den geldi, .
“Bu gece yılbaşı… Her oyunda kazananlar, kaybeden eşinin üzerinden bir giysi çıkarsın.” .
Susup birbirimize baktık, sonra neşe içinde kabul edildi bu öneri… Kağıt oyunlarında kendine çok güvenen kocam, karşısındaki Sevim’e sesleniyor, .
“Merak etme ortak, oyun bittiğinde biz giyinik kalırız, bunlar don gömlek kalır, merak etme sen…” diyordu. .
Dediği gibi de oldu. İlk eli Kemal’le ikimiz kaybettik. Kocam benim boynumdaki inci kolyeyi çıkardı, Sevim de kocasının boynundaki kravatı… İkinci el yine aynı, ayakkabılarımız gitti. Üçüncü el biz kazandık, bu böyle karşılıklı sürüp gitti. Ama yavaş yavaş başlangıçtaki şamata bitmeye başlamıştı. Üzerimizdekiler çıktıkça ortalığa gergin, elektrikli bir hava hakim olmaya başladı. .
image
Bizim kaybettiğimiz bir elde, üzerimde dantel sütyenim, Kemal de atletiyle kalmıştı. Sonraki el yine kaybettik. Bu kez sıra eteğime geldi mecburen, çıkaracak o kalmıştı… Kocam titreyen elleriyle eteğimin kopçasını açtı, eteğimi sıyırmaya çalıştı. Kalçalarımı kıvırarak indirmesine yardım ettim. Yavaş yavaş sıyrılan eteğim yere indiğinde dantel külodum ve jartiyer çorabımla kalakalmıştım. .
Sevim de kocasının pantolon fermuarını açıp indirmekle meşgulken, Kemal gözleriyle beni yiyecek gibi bakıyordu bana… Kocam da… Eteğim elinde gözlerini benden ayıramıyordu, .
“Üfff… Harika görünüyorsun karıcım…” dedi diğerlerinin varlığını unutmuşçasına…

Kemal de pantolon indiğinde içine giydiği ufak sliple kalmıştı. Slibin içindeki alet taş gibi olmuş, eliyle onu saklamanın telaşındaydı. Her ne kadar bakmamaya çalışsam da gözümü önünden alamıyordum. .
Oyun tekrar kaldığı yerden devam etmeye başladı. Artık son eli oynadığımızda biz kadınlar külot, sütyenlerimizle, erkekler donlarıyla kalmıştı. Semra’nın beyaz transparan külodu, içindeki şekilli kesilmiş siyah kasık kıllarını meydana çıkarmış, sütyenin şeffaflığındaysa kabaran meme uçlarınının pembeliğini açıkça görebiliyorduk.
Erkeklerin aletleri ayaklanmış, çadırları kurmuş bizi gösteriyordu. Kemal’in önündeki salatalık boyutundaki taş gibi olmuş penisi neredeyse başını dışarı çıkmak üzereydi, görebiliyordum. Hakan da aynı durumdaydı. .
Herkes heyecan içindeydi. Yarı çıplak, iç çamaşırlarımızla oturmuş, birbirimizi süzüp duruyorduk kaçamak bakışlarla… Herkes bir sonraki adımın ne olacağını biliyordu ama ulu orta bir şey yapmaya cesaret edemiyordu. Kağıt oyunu tavsamaya, teklemeye başlamıştı. Hepimizin aklı başka yerlerdeydi. Bir adım atmak, olayı tetiklemek gerekiyordu. Kocam dayanamadı, pürüzlü, boğuk bir sesle, .
“Eeee? Şimdi ne yapıyoruz peki?” diye soru attı ortaya… “Yenişemedik, berabere kaldık gibi… Eşit durumdayız… Bence bu oyun yeter artık…” Sevim atıldı, .
“Bence de… Türk filmleri adını söyleyelim, karşı takım başrol oyuncularının adını söylesin.” .
“Tamam” dedim. “Kaybedenlerin cezasını da ben vereceğim…”

Yine başladık. Ama bu arada saat geceyarısına 15-20 dakika vardı ki bir olayı yaşamaya dakikaların kaldığını biliyorduk. Birinci soruyu Sevim sordu, Kemal’le ben bildik. Biz zor bir soru sorduk, onlar düşündüler, bilemediler… Cezalarını beklemeye başladılar. Ben de biraz düşünür gibi yapıp, .
“Size cezayı veriyorum…” dedim. “Ama itiraz, mızıkçılık yok, tamam mı?”.Herkes kabul etti. “Sevim’le Hakan’a iki saat oda hapsi cezası veriyorum. Misafir odasına gidip kilitlensinler ve yılbaşında biz onları çağırana dek eğlenceden tam mahrum kalsınlar. Işıklar yanmayacak, karanlıkta hücrede gibi kalsınlar.”
Kimseden çıt yok, itiraz eden olmadı. Sevim “hımm” diye şeytanca gülümsedi bana bakarak… Bu fikir birden aklıma iyi gelmişti. Eşimin önünü hiç bu kadar şişkin görmemiştim. Gülerek, şamatayla ikisini de kaldırıp kocamı ve Sevim’i kollarından tuttum, tutukluları götüren polis gibi misafir odasına götürüp üstlerinden kapıyı kilitledim.
image
“İki saat sonra görüşmek üzere mahkumlar…” dedim. .
Kilitler kilitlemez anahtar deliğinden bakıyordum ki arkamdan Kemal hırsız gibi yaklaşıp sarılıverdi. Çıplak yabancı erkek bedeni vücuduma değince ürperdim, hemen doğruldum. Sımsıkı sarılmıştı arkamdan… Başımı kendine çevirmiş, dudaklarımı öpmeye başlamıştı. Öyle tatlı geldi ki… Önündeki karşıdan seyredip durduğum kabarıklık şimdi arkama, kalçalarıma baskı yapıyordu. .
Tam vakit kaybediyoruz diye düşünüp üzülürken, o da aynı şeyi düşünüyormuş ki, beni kollarına aldığı gibi hemen yatak odasına götürdü. Üstündeki tek giysi olan slibi çıkardı, sonra benim üstümdeki sütyen ve külodu… Hem öpüyor hem yalıyor. Harika bir şeydi…Başka bir erkek, yatak odamda, üzerimde beni becermeye hazırlanıyor, kaslı erkek vücudu vücuduma değiyor, bacaklarım titriyor, yanıyordum. .

Ve saatler yeni yıla girmek üzereydi. Sevim’le tam yılbaşı gecesi olsun demiştik. Çünkü yeni yıla nasıl girersen öyle geçer derler, biz de böyle bir ortamda girmek istemiştik. Yani saatler yeni yıla girerken, bizimkiler de bize girecekti… Kemal bana girecekti, kocam da Sevim’e… Ooh, ne güzel bir ortam…. .
Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Eğilip üçgenimi yalamak, şehvet sularımı içmekle meşgül olan Kemal’i üzerime doğru çektim. Aleti eşiminki kadar vardı. Kalındı, sertleşmiş, kocaman olmuştu. Bal kutumun hizasına gelince başını hafiften ittirdi içime… Kendimi ister istemez geriye çektim. Biraz daha… Daha… Derken yarısına kadar içime girdi…..
“Oohhhh…” diye inleyerek Kemal’imin boynuna sarıldım… Ne tatlıydı… Yabancı bir erkek bacak aramda, kocaman erkekliğiyle beni beceriyordu… Biliyordum ki, kocam da Sevim’e aynı heyecanla, aynı şeyi yapıyordu. .

Kemal bir yandan dudaklarımı hazla öpüyor, bir yandan yavaşça içime girmeye çalışıyordu. Bir iki ileri geri derken sabrı kalmamış olacak ki, aniden kökledi, sokmuştu köküne kadar aletini dar kutumun içine… Önce bir çığlık çıktı dudaklarımdan, sonra,
“Aahhh…” dedim. “Harikaa….” .
“Beğendin mi?” diye sordu. .
“Beğenmez olur muyum? Çok güzel… İçimi doldurdu, taş gibi… Oohhh… Öyle zevk veriyor ki… Ya sen?” .
“Delirttin beni… Günlerdir bu anın hayaliyle yanıp tutuştum… Karımı becerirken bile seni, bu anı hayal ettim. Artık içindeyim… Öyle sıcak, öyle güzel ki… Fırın gibi yanıyor için… Beklediğime değmiş…” Boynunu emerken kulağına fısıldadım, .
“Mmmm… Çok güzel yapıyorsun. Kocam da Sevim’e yapıyor aynı şeyi… Yan odada karını beceriyor. Pişman değilsin, öyle mi aşkım?” .
“Ohhh… Asla… Her şeye razıyım, bu zevk devam etsin yeter ki…” .
Ben de tadını almıştım. Tempolu olarak sokup çıkarıyordu. Tamamen doldurmuştu içimi… Bir yandan beni sikiyor, bir yandan öpüyor, yalıyor, bir yandan da tatlı kelimeler fısıldıyordu kulağıma… Bu ortamın sürekli devam etmesi, kesilmemesi konusunda yalvarıyordu adeta… .
“Peki…” diyordum. “Her uygun ortamda, her canımız istediğinde beni sikmene izin vereceğim canım… Öyle güzel sikiyorsun ki… Bizimkiler devam etmese de, ben seni istiyorum…” .
Canım benim beni şefkatle incitmemeden öyle güzel beceriyordu ki, sıcak sıcak ona akıyordum sanki… Zevkten bütün benliğim bacak arama, bal kutuma toplanmış, bacaklarımın arasında tam oramda ise yabancı bir erkeğin koca aleti vardı. Kalçalarından tutup onu daha da kendime çekiyordum. Ne kadar oldu bilmiyorum… Ben kaçıncı orgazmımı yaşıyordum, onu da hatırlamıyorum, kasıldı, .
“Ahhh… Geliyorumm…” dedi. Sımsıkı sarılıp tırnaklarımı sırtına geçirdim, haykırdım, .
“Çok güzel.. Ohhh… Pompala beni… Sik… Geçirr… Tutma kendini, içime boşal, korunuyorum… Ah, çok güzel…”

Aynı anda boşalmaya başladık. Çıldırıyordum sanki… Siki içimde damar damar atıyordu… Başka bir erkek hayat sıvısını içime, en derin yerlerime doğru gönderiyordu ve o sıvı alev alev yakıyordu geçtiği yerleri… Ama aleti sertliğinden bir şey kaybetmemişti daha… Bana sarılıp öpüyordu. .
Hemen yatırıp üzerine çıktım. Elimle ayarlayarak oturdum üzerine, içime aldım. Bir müddet hareketsiz durup o sertliği, dolgunluğu içimde hissettim ve sadece kalçalarımı oynatarak üzerine uzanıp tadını çıkardım. Sonra koca aletinin üzerine oturup kalkmaya başladım. Ne müthiş bir şeydi bu… En yakın arkadaşımın kocasının koca aletini içime almış, üzerinde zevkten köşe olmuştum.

Tamamen çıkarmayacak derecede kalkıyor, sonra dibine kadar girecek şekilde oturuyordum… Yavaşça… Her santimetrekaresini hissederek… Bu şekilde bir kez daha beraber boşaldık ve ben üzerine yığıldım. Aletini içimden çıkarmadan öylece kaldık bir süre… Tadı damağımızda kalmıştı, hala canımız çekiyordu. Üzerime eğilip dudaklarımı öperken, .
“Yeni yılın kutlu olsun canım…” dedi tutkuyla… Öpüşüne karşılık verip sarıldım, .
“Senin de…” dedim. “Bütün yılımız böyle geçsin, sevişerek…”
Yıl başına başka bir erkeğin altında girmiştik ve yeni yılın hep böyle geçmesini dilemiştik. Biraz sonra toparlandık, odadan iç çamaşırlarımızı, salondan giysilerimizi alıp giydik ve içeriye gidip anahtarı kapı altından attım, Sevim’e,
“Biz Kemal’le sizin eve gidiyoruz, albümde bir resme bakıcaz, cezanız bitti mahkumlar çıkabilirsiniz, birazdan geliriz…” dedim. Sevim durumu anlamıştı, toparlanmaları için zaman veriyordum. Yorgun bir sesle,.
“Tamam…” dedi.

Biz geldiğimizde toparlanmışlar, giyinmişler, hiçbir şey olmamış gibi salonda oturuyorlardı. Ben makyajımı tazelemiştim, Sevim de öyle yapmış. Herkes sanki gecenin başındaymışız gibi giyinmiş, herkes sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi konuyu bile açmıyordu. Hayat normal akışında, ama artık eskisi gibi değildi. İçimizde fırtınalar estirerek devam etmeye başlamıştı. Oturduk.
“Nasıldı kapalı kalmak, cezalılar?” dedim. Sevim .
“Çok güzeldi… İyi ki oynamışız…” dedi gülümseyerek… Herkes yaşadıklarını anımsayıp kısa bir gülüşme yaşandı. Sabaha doğru yattık. Erkekler ertesi gün öğleye doğru uyandılar, bizimkiler dışarı çıkar çıkmaz Sevim’i çağırdım, .
“Gel bakalım, neler oldu içerde, anlat…” dedim.
Ben ona anlattım olanları, o da bana… Kocamla içeri kapanır kapanmaz öpüşmeye başlamışlar ve üzerlerindeki son parçaları da çıkarıp atmışlar. Eşim sevime güzel bir oral yapmış, Sevim de ona…
image Hakan’ın işini çok iyi bildiğini, aletinin kocasınınki gibi büyük olduğunu söyledi. Sevim ilk etapta heyecandan almakta zorlanmış içine, ama sonraları tadına doyamamış… Ben de, .
“Seninki de öyle… Öyle güzeldi ki, tadı hala damağımda…” dedim. . Gülüştük ve hep böyle devam etme sözü verdik birbirimize… Şimdi hala devam ettiriyoruz. Yalnız biz bunu uluorta hiç yapmadık. Herkes her şeyin farkında… Ama kimse birbirine bir şey söylemedi bu güne kadar… Seviye korundu… Ayrı odalarda, hatta ayrı evlerde, haftada bir veya iki defa gerçekleştiriyoruz. .
Biliyor musunuz, hep aynı tazeliğini koruyor. Eğer grup yapsaydık belki de belli bir süre sonra özelliğini yitirecekti. Şimdi kocalarımız birbirlerinin eşlerini becerdiler, biz birbirimizin kocasının altına yattık. Herkes her şeyi biliyor ama göz önünde yapılmadığı için ve kimse bu konuda, Sevim’le ben hariç konuşmadığı için gizli yapıyormuşuz gibi devam ediyor. Ve aynı heyecanı her defasında yaşatıyor.

Sevişmelerimiz ne zaman biterse bitsin, bir araya geldiğimizde hep giyinik ve normal ev haline hiç bir şey olmamış gibi devam ediyoruz. Bu olayın sonsuza dek sürmesini istiyoruz. Sevim’de, ben de, kocalarımız da hayatımızdan çok, ama çok memnunuz. Kendi eşlerimizle de sevişmelerimiz eskisinden daha heyecanlı, daha zevkli, daha muhteşem geçiyor. .
Uzun oldu ama, kısacası, eşlerimizi değiştirmek hayatımızın en mutlu olayını başlattı. Devam ediyoruz.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

oglumun arkadasi

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Babes

oglumun arkadasi
Eski oturduğumuz apartmanda karşı komşumuz olan ve aşırı sıkı münasebet kurduğumuz bir ailenin oğlu idi Ali. Elimde büyümüştü açıkçası, hem arkadaşımın oğlu hem de oğlumun arkadaşıydı. bundan böyle 28 yaşına gelmiş, evli barklı bir adamdı açıkçası. meslek yaşantısı, okul askerlik derken uzun süredir görmüyordum. Bir gün annemlerden eve dönerken yolda bir araba yaklaştı. içindeki Ali idi. Selime Teyze gel ben götüreyim gideceğin yere ellerin dolu dedi. çok fazla sıcaktı hava itiraz etmedim açıkçası, onu gördüğüme de memnun oldum Ne de olsa uzun süredir gömüyordum, hem arkadaşımın oğluydu.

Üzerimde dizlerime karar inen bir etek ve gömlek vardı. hal hatır sorarken eve geldik. Yukarı kadar çıkardı elimdeki poşetleri. Kapıdan içeri davet ettim şu sıcakta soğuk bir şeyler içmeden gidemezsin dedim, kırmadı beni. Yalnızdık evde. çetin hastanedeydi ve akşam 7’den öncelikle gelmesi mümkün değildi. Mutfağa geçip bir yandan poşetleri yerleştirirken bir yandan soğuk bir şeyler çıkarıyordu dolaptan. Bir anda arkamda Ali’ yi gördüm. Arkadan bana sokulup boynumu, kulak memelerimi emmeye başlandı. kuvvetli elleriyle vücudumu sarıp göğüslerimi sıkmaya başlandı. hemen hemen 15 yıldır bu anı hayal ettim, seni çok istiyorum Selime Teyze diyordu boynumu yalarken. Karşı çıkıp söylenmeye başladım, saçmalama Ali sen arkadaşımın oğlusun, hem kendi arkadaşının yüzüne nasıl bakacaksın, evliyiz git başımdan diyordum lakin sıcağın ve öpmelerinin etkisiyle azmaya başlıyordum.

Bir lahza kocam çetin ve yaşantımız gözümün önüne geldi, günlerim boşa geçiyordu. Ali yalarken boynumu ellerini bacak arama götürüp amımı parmaklarının arasına alıp sıktı bir anda çok sulandığımı hissettim. Benim olacaksın yeter bundan sonra sana sabrım yoktur, bunun başka yolu yoktur diyordu. Nasıl söylediğimi hala bilemiyorum ama o lahza tamam sevgilim ye bitir beni seninim dedim. Yatağına gidelim mi dedi. Hadi gidelim dedim ve bir anda kendimi kucağında buldum Ali’ nin. Açıkçası hayat boyu çetin’in beni iyi sikemediğini düşünüyordum Ali’nin kucağındayken, Ali son şansımdı.

Bütün bunları düşünürken Ali ile deli bu gibi soluksuzca öpüşüyor dillerimizi emdiriyorduk birbirimize. Tükürüklerimiz karışmıştı, kendime inanamıyordum. Beni yatağa usulca yerleştirdi ve soyunmaya başlanıyor, seni ben soyacağım diye uyardı beni. Bekliyordum üstünü çıkarmasını. Külotunu çıkarırken gözüm sikine gitti bir an, aklımı almıştı çetin’ in aletinin hem uzunluk hem kalınlık şekilde en az 2 katıydı. üstüme çıktı ve yine dudaklarıma yapıştı, soluksuzca öpüşüyorduk deliler bunun gibi. Boynumu boğazımı yalıyordu. Gömleğimi yırtarak çıkardı hayvan gibiydi, aşırı azdırıyordu bu sertliği beni. Sutyenimi de ortadan yırtarak göğüslerimi ortaya çıkardığında istem dışı şekilde ohh çıktı ağzımdan. Göğüslerime yapıştı ve onları sırayla ısırsa ısıra emiyor yalıyordu. şapırtılar bizi daha da aşırı azdırıyordu. Göğüslerimden sonra karnımı yalayıp göbek deliğimi diliyle keşfediyordu. iyice sulanmıştım artık.

Amımı da yalaması için açıkçası içimden dua ediyordum. Porno filmlerde görüp aşırı isterdim fakat çetin asla yalamazdı. Eteğimi sıyırıp çıkardı bembeyaz bacaklarımı ve baldırlarımı okşayarak. Külotumla kalmıştım. Külotumun üstüne eğilip dil atmaya başladı amıma. Kıllıydı amım, özür dilerim istersen derhal temizleyebilirim dedim, saçmalama böyle çok daha lezzetli olacak diyordu. Kafasını bastırıyordum amıma doğru ki, külotumu çıkardı. Bacaklarımı kısarak gözlerine bakıyordum. aslında utanıyordum. Gözleri okuyordu, utanıyor musun dedi? Evet, daha önce çetinden diğer kimsenin birlikte çıplak kalmadım dedi. bundan böyle kocan benim utanma dedi ve sert bir hareketle bacaklarımı ayırıp amımın dışını dilemeye başladı. çok aşırı kötü oluyordum. Dilini amımım içine sokmadan aşağıdan yukarı doğru yalıyor, amımın dudaklarını dudaklarının arasına alıp çekiştirip bırakıyordu. şapırtılar harikaydı, öylesine sulanmıştım ki. birden kafasını kaldırıp parmaklarıyla amımı ayırdı ortasından ve dilini içine sokmaya başlandı. Allah’ ım o ne biçim bir zevkti. Diliyle amımı eşeliyor, içinde sağa sola oynatıyordu.

Devam et Ali, durma sevgilim erkeğim sensin benim diye inliyordum. Açıkçası ne dediğimin dahi bilincinde değildim bundan sonra. Dakikalarca yaladı ve bundan böyle dayanamayıp, doğruldum. dizi bende diyebildim. siki tam başımın hizasındaydım. Geçmişte ben de çetin’in sikinden iğrenmiştim gerçekte ama Ali’ nin yarrağı gözüme bir yiyecek benzeri görünüyordu. aşırı serti, elime alıp sıvazladım önce ve birden bire ağzıma götürüp emmeye başladım. Sol elimle taşşaklarını okşuyordum, başını iyice yalıyor dilimle adeta bütün hünerimi göstermek istiyordum. Tamamını ağzıma almaya niyetlendim bir iki sefer fakat boğulacak bu gibi oluyordum. Ohh çok aşırı güzel yalıyorsun Selime Teyze diyordu. Bununla iyice sikeceksin Selime Teyzeni tamam mı diye sordum, sabret diyordu bana. Sabrım kalmamıştı ama. Taşşaklarını sırayla ağzıma alıp çekip çekip bırakıyordum. kafi dedi ve beni attı yatağa, üstüme çıkıp dudaklarıma yapıştı yine. aşırı metre seviyorsun öpüşmeyi dedim. Dudaklarını öpmek için senelerce bekledim dedi.

Elime verdi sikini ve sen sok dedi. Elime aldım ve kaydı bir anda içime. çok büyüktü ve Ali hepsini sokmuyordu içime. Başını çekip çekip sokuyordu milim milim. Hadiii dedim hızlan bundan böyle dedim ve ayaklarımı onun kıçına dolayıp kendime çekmeye başladım. birden tüm gücüyle yüklenip hepsini sokmuştu içime. Ahhh diye bir figan attım. Bu muydu istediğin dedi, evet sevgilim sik beni hadi, doyur Selime Teyzeni dedim. bütün gücüyle taşşaklarına kadar sokup sokup çıkarmaya başlanmıştır.
Deliriyordum zevkten, hiç bu kadar büyüğünü almamıştım içime. Göğüslerimi sıkıp ağzına alıyordu sırayla. Onları ısırıyordu. Ellerimle saçlarını, sırtını ve kıçını avuçlayıp sıkıyordum bende. inlemeler odanın duvarlarında yankılanıyordu. Kalktı üstümden ve içimden çıktı. Yatağa uzandı hadi bakalım Selime Teyze göster hünerini dedi. Ellerimden tutarak üstüne çıkardı beni. Amımın deliğini ayarladım ve milim milim içime almaya başladım yine o kazık bunun gibi kamışı. Tamamını almıştım içime, muhteşem bir duyguydu. Oturup kalkmaya başladım elleriyle götümü avuçlayıp yoğuruyordu, göt deliğime parmağını sokup çıkarıyordu. Bunlar hiç yaşamadığım şeylerdi.

Ağzına verdim göğüslerimi yine. Ter kokuyor bu beni azdırıyor diyordu. Senin onlar sik beni diyordum. üzerinde bir süre kalkıp oturdum ve boşalmaya başlamıştım, taşşaklarına akıyordu beyaz sıvım. ama o hala boşalmamıştı. Kalk dedi kalktım, kendimi ona bırakmıştım ne isterse yapıyordum bundan sonra. yan yatırdı beni ve arkama geçti. Boynumu kulak memelerimi yalamaya başladı bir eliyle de göğüslerimi yoğuruyordu. Taş gibisin sevgilim diyordu. Bacağımın birtanesini hafif kaldırdı ve arkadan daldırdı amıma sikini. deli bunun gibi girip çıkıyordu öyle hızlıydı ki açıkçası dayanmak olası değildi ve bu sırada 2. kez boşaldım titreyerek. Doyamıyordum kafi demiyordum 2 defa boşalmama rağmen. Taşşaklarına kadar sokup çıkarıyordu gözümün önü kararmıştı büyüklüğünden ve sertliğinden. Bacaklarının kılları beyaz baldırlarımda hissettikçe deliriyordum. Girip çıktıkça nefessiz kalıyordum. Amımdan çıkardı ve amımın dudaklarını sikiyle tokatlayıp sürtmeye başlandı sikini. Hain olur çıkma içimden dedim ve tekrar sokup bir süre daha siti bu pozisyonda beni. çıktı içimden ve domal dedi. hemen 4 ayak oldum. Sen sok dedi gene, elime alıp hafif oynayıp derhal soktum amıma. deli gibi yükleniyordu. Göt yanaklarımı avuçluyor tokatlıyordu.
– Nasıl iyi sikiyor muyum diyordu bana.
– Durma harika sikiyorsun sakın durma dedim.
– Kocan seni hiç böyle sikti mi Selime Teyze dedi.
– Asla, ben hayatımda hiç böyle sikimedim diyebildim.
– bundan sonra kocan da sikicin de benim dedi.
-Evet sik beni, sik Selime Teyzeni doyur onu koca yarağınla diyordum.

Kamışı bir görünüyor bir kayboluyordu. Sana Selime Teyze demem hoşuna gidiyor m. hala dedi. Açıkçası, yarı yaşımda arkadaşım oğluyla sikişmek ve beni Selime Teyze diyerek sikmesi aldığım zevki üç katına çıkarıyordu. Boşalıyordum gene. artık benim baldırlarım dahi beyaz sıvılarımla parlıyordu. Az kaldı boşalacağım dedi. içime boşal sevgilim çocuklarını istiyorum döllerini boşalt amıma diyebildim. Bir anda çok aşırı hızlandı ve aşırı daha katı acımasız sokup çıkarmaya başlamıştı ki, sıcak sıcak fışkırmaları hissedebildim. Boşalırken götüme 2 parmağını aniden sokmuş beni iyice delirtmişti. Sularımız karışmıştı. Kocamın sikini ağzına almaktan, döllerine elimi değmekten iğrenen ben hızlı bir hamleyle döndüm ve sikini ağzıma alıp son kalan dölleri içmeye başladım. Tuzlu bir tadı vardı fakat çok fazla güzeldi. Taşşaklarına, kasıklarına kadar olan her yerini yalıyor temizliyordum yarağını. Ali ise başımı kavramış itip çekiyordu kafamı karnına doğru. Ağzımı sikiyordu resmen. iyice küçülmüştü artık kamışı, yatağa uzandık. Bana çetin’in hiçbir süre yapmadığı şeyi yaptı ve sikiştikten sonra sımsıkı sarıldı. işte bu her şeye değerdi, kendimi evli olduğum 27-28 seneden sonra ilk defa bu kadar bayan hissediyordum. Ali o gün beni 4 posta daha sikti. Bir günde 5 olmuştu, evliliğim boyunca rekorum günde 2 idi. Yaklaşık 30 senede bulamadığım her şeyi birkaç saatte buldum, hem de oğlumun arkadaşında. Yaklaşık üç sene oldu bu olayın üzerinde ve biz hala her fırsatta hiç durmadan bıkmadan sikişiyoruz. Ali beni hayata bağlayan tek şey oldu, ne çocuklarım ne çetin beni asla bu kadar mutlu etmemişti. Şimdilik gizli sayılır böyle kalması bir taraftan iyi bir taraftan da kötü, bazen pişman oluyorum ama sikiş güzel, vazgeçemiyorum.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

BAŞTAN ÇIKARILMIŞ KADIN (İngilizce’den

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Amateur

BAŞTAN ÇIKARILMIŞ KADIN (İngilizce’den
“Affedersiniz Bayan Shaffer”

Lynn karnından dirseğine doğru hızlıca döndü ve Hans’ın yılışık yüzüne korku dolu bir bakış fırlattı.

“Oh.. Beni ürküttün.”

“Oh, bunun için özür dilerim Bayan Shaffer. Niyetim sizi korkutmak değildi.” dedi Hans neredeyse tatlı bir şekilde gülümseyerek.

“Tamam, tamam” dedi, Lynn kalkarak.” Beni korkutmadın, ben sadece…” Akşam üzeri güneşinden yarı gölgede kalmış, başında dikilen devasa bedene gözlerini dikerken sesi kısıldı.

“Şey, sizi ürküttüğüm için özür dilerim o zaman. Bay Johnson sizi aşağıya bara götürmemi ve bir şeyler ikram edebilir miyiz diye sormamı istedi.”

“Ne kadar nazik. Tabii siz de. Çok isterim.” Lynn, Hans’ın ona uzattığı eli tuttu ve otururken onu ayağa kaldırmasındaki rahatlığa şaşırdı. “Bornozumu ve eşyalarımı alayım.”

Genç kadının eşyalarını almak için güverteye eğilmesi, dolgun, yuvarlak memelerinin bikinisinden olabildiğince taşmasına neden olurken, Hans izliyordu. Siki çoktan canlanmaya başlamış ve ilk ürkek sertleşmeyle jean pantolonunun fermuarını zorluyordu. Bayan Shaffer bunu farketseydi…

“O zaman aşağı ineceğim ve biraz buz kıracağım, Bayan Shaffer.”

“Durun, bekleyin, hazırım.” Lynn güneş losyonunu, havlusunu ve önceden okumakta olduğu kitaplarını topladı ve omuzundan düşen bornozunu giymek için çabaladı.

“Durun, size yardım edeyim, Hanımefendi” Hans, Lynn’in ufak bedenine doğru eğildi ve elini, yumuşak, yanmış tene hafifçe değdirerek, bornozu biçimli omuzuna doğru çekti.

“Teşekkürler dedi Lynn, eşyalarını havlunun içine yerleştirerek. “Sanırım, şimdi hazırım.”

Hans gülümsedi ve küpeşteden ana güverteye açılan kapıya doğru önden ilerledi. Burası aynı zamanda geniş kamaralara doğru açılıyordu. Geçerken Harry’ye bakmadı ancak Harry’in ona baktığını biliyordu.

“Çok teşekkürler, Bay Johnson” dedi Lynn. “İçki saati olduğunu bilmiyordum”

“Son bir kez, Lynn, adım Harry.” ve sıcak bir şekilde gülümsedi.

“Oh, özür dilerim… Harry…. Unuttum.”

“Boşver. Aşağıya in, Hans seninle ilgilenir.”

“Ne güzel” Lynn cevapladı. “Hemen döneceğim.”

Harry, muhasebecisinin güzel vücudunu, aşağıya ana güverteye doğru kaybolurken seyretti. Kendi kendine gülümseyerek saatine baktı ve Vera’nın rotasını güneydoğuya çevirdi.

“Sizin için ne hazırlayayım?” Johnson’ın içki dolu barına ulaştıklarında, Hans sordu.

“Oh. Bilmiyorum. Soğuk bir şey.”

“Bir cin toniğe ne dersiniz?”

“İyi olur.” Lynn havluya sarılmış tomarı masaya koydu ve kabinin etrafına baktı. Mobilyaların lükslüğü ve onlara harcanmış para her zamanki gibi onu hayrete düşürmüştü. Etraflarını saran garip sessizliği bozmak için “Ne kadar güzel bir tekne bu, hala etkisindeyim.” dedi.

“Ya evet öyle.” Hans geveledi.
Lynn, Hans’ın cümlesine bir şeyler daha eklemesini bekledi ve bir şey söylemeyince…

“Ne zamandır Harry için çalışıyorsun? … yani Bay Johnson için demek istedim.”

“Bir kaç yıldır.”

Lynn yine bekledi ve kaslı denizci yine ayrıntılara girmedi. Tekrar kamaranın etrafına baktı ve sonra da Hans’a. Bir cin tonik için alışılmadık uzun bir zaman harcamış gibi göründü ona. Adamın varlığından belli belirsiz bir rahatsızlık hissetti; devasa bedeninin tehdit edici olmasından ve herhangi bir şey söylemese de bakışlarını asla ondan ayırmamasından dolayı.. Sadece içkisini alıp, yukarı yeniden çıkana kadar sürecek, konuşacak bir konu düşünmeye başladı.

“Hımm… Burcunu tahmin edeceğime bahse girerim,”

Hans ona baktı, rahatsızlığını gördü ve bundan büyük keyif alarak,

“Haydi tahmin et bakayım.” dedi.

“Hımm… Boğa?”

“Değil”

“Akrep?”

“Üzgünüm.”

“Vazgeçtim, nedir sen söyle?” Keşke bu konuyu hiç açmasaydım diye düşünerek sordu.

“Başak.” Davetkar bir muziplikle dudakları heceleri yavaşça telaffuz etti.

“Ooh, gerçekten buna inanamıyorum!” Lynn rahatsız bir şekilde kıkırdadı. Hans gülmedi. Manalı bir bakışla gözlerini Lynn’e dikti. Lynn ” Hayret, cin toniğimi hazırlaman çok zaman aldı.” dedi gergin bir ifadeyle. Zoraki hafif bir gülümsemeyle, “Seni barmen olarak bir sonraki partime çağırmam.”

Hans espriye hiç tepki vermedi.

“Astrolojiyle ilgileniyor musun?” diye sordu.

“Ha, evet.” Lynn rahatsızca cevapladı. “Tabii, kesinlikle! Ya sen?”

“Ben de.” Hans, güçlü erkekliğinden çok açık bir şekilde gözü korkmuş bu küçük çaresiz kızı izleyerek durumun tadını çıkarıyordu. “Bu konuyla ilgili seveceğini düşündüğüm bir kitabım var.”

“Ooh, gerçekten mi?” dedi Lynn sahte bir merakla. Sadece boğucu kamaradan kaçmak ve yukarı ferahlatıcı deniz esintisine dönmekti tek istediği. “Ne hoş, bir ara kesinlikle görmek isterim” dedi Lynn.

“Gidip getireyim o zaman” dedi Hans. Ana kamaradan ön güverte kapısına, kendi kamarasına doğru ilerlerken..

“Yo hayır,” dedi Lynn çabucak. “Hiç zahmet etme lütfen.”

“Ne zahmeti. Hadi gel.” Hans kamarasının kapısını açtı ve bir kenarda durdu. “Bu güzel teknenin bu bölümünü gördüğünü sanmıyorum.”

Lynn duraksadı. Kendi kamarasında bu güçlü adamla yalnız kalmayı hiç istemiyordu.

Hans ona doğru ilerledi ve içkisini uzattı. Yüzüne olabildiğince masum bir ifade vermeye çalışarak,

“Neyin var? Sorun ne?” diye sordu.

“Yok hayır, bişeyim yok,” dedi Lynn pat diye. Kendini gülünç hissetmişti. Adamdan neden bu kadar korkmuştu? Hiçbir şey olamazdı ona Tanrı aşkına, burada teknede… Başka kadınlar olsa Hans’ın açık ilgisinden memnun olur ve gururları okşanırdı. Neyim var benim acaba. Küçük bir çocuk değilim diye aklından geçerken, artık dönüş yoktu. Daveti kabul etmek zorundaydı. “Bir şey yok, kitabı görmek isterim.”

Lynn teslim bayrağını çekerken, bir heyecan ürpertisi Hans’ın sırtından aşağıya hızlıca geçti ve karıncalanarak kasıklarında toplandı. Kazandığını biliyordu ve kaçınılmaz olanı hiçbir şeyin durduramayacağını da… Johnson’un aşırıya kaçmama uyarıları, Lynn’in bağırarak itiraz etme ihtimali ve hatta Neptün’ün (Roma deniz tanrısı) kendisi bile; onun dar, küçük amcığını sikmekten ve kabaran bedeninin tüm gücüyle menisini tam içine patlatmaktan alıkoyamayacaktı.

Ona sürtünerek geçerken ve kamarasına adım atarken Lynn’in dolgun vücudunun tatlı kokusunu içine çekti. Lynn dört adım atarak küçük mekanın sonuna doğru yürüdü ve beklentiyle ona döndü. Hans iri sikinin, aralarındaki o dört adımlık mesafeyi tek bir hamlede kapatmaya çalışırcasına, ileri Lynn’e doğru sıçradığını farketti. Arkasından kapıyı kapatmak için çabucak döndü. Nabız gibi atan siki, hiç olmamış şekilde kabarmaya başladı ve yukarı doğru çılgınca fırladı, o an bir acı hissetti; iri başını yumuşakça saracak, çalkalayacak, kıvranacak, içinde döndürecek, yakıcı, beyaz, sıcak spermin tüm yükünü emerek boşaltacak dar, ıslak, taze vajinayı umutsuzca aramaktaydı.

Hans nefesini kontrol etmeye çalıştı. Göğsü inip kalkıyordu şimdi ve bunu durdurmaya çalışmak sadece durumu daha kötüleştirdi. Kasıklarından yayılarak göğsünü sıkıştıran ve onu amansızca küçük, sıkı bir düğüme çeviren, inanılmaz zonklayan bir sızı hissetti. Birazdan şehvetli, genç güzelin sıcak, terleyen baldırlarının arasında inip kalkacağını bilen bacakları titremeye başladı.

Aslında Lynn, Hans’ın hala ona sırtı dönük durmasından rahatsız olmuştu. “Bir sorun mu var?” diye sordu.

“Yo…” Boğazı aniden daralıp, nefesini tutarken, Hans tiz bir ses çıkardı. Boğazını temizledi ve bedenini umutsuzca kontrol etmeye çalıştı. Yapamadı. Etrafta oyalanmak için zaman yoktu; oyun oynamaya, durumu kolaylaştırmaya harcanacak zaman… Kamarada yankılanan bir klik sesiyle Hans kapının kilidini çevirdi. Artık kamarada Hans’ın derin, umutsuz nefes almasının dışında tümüyle sessizlik vardı.

Kaptanın ne yapmayı planladığını anladığında Lynn’in bedeninden felç edici bir korku titremesi geçti. Bu delilik diye düşündü çılgınca. O kim ki? Delirmiş olmalı… Ve Lynn onun deli olduğuna karar verdi birdenbire. Azgın arzuları ile bunun yarattığı ürkütücü tutkularının giderilmesi arasında duran herşeyi yoketmek üzere meydan okuyan feci bir şehvetle çıldırmış bir deli… Hollanda’lının şehvetini doyurmasının önünde duran tek şeyin, kendi çaresiz, savunmasız bedeni olduğunu anladığında, Lynn buz kesildi.

“Hans!” diye bağırdı Lynn, sesindeki saçma korkuyu kontrol etmeye çalışarak. “Ne yapıyorsun?”

Kaptan ona döndü yavaşça, zalim bir maskeyle kaplanmıştı yüzü. “Ne mi yapıyorum?” diye bağırdı. Umutsuzca kıvranan sikinin sıkıca gerdiği pantolonun cebine anahtarı güçlükle sokuşturdu. “Şimdi inekler kaçmasın diye ahırın kapısını kilitliyorum. Bir kapıyı kilitliyor diğerini açıyorum.”

Hans elini aşağıya fermuarına indirip, kopçasını el yordamıyla ararken Lynn dehşet içinde izledi.

“Yo, HAYIRRRRR …” Kapana kısılmış genç kadın geriye doğru çekildi, korkulu ilk gözyaşları dehşete kapılmış yüzünden bir anda aşağıya akmaya başladı.

“İşte bu kadar, benim için ağla bebeğim” Hans tacizkar bir şekilde baktı. “İstersen bir çığlık atmayı dene. Güverteden kimse duymaz seni.”

Lynn, Hans’ın haklı olduğunu biliyordu; Vera’nın motor gürültüsü ve denizin sesinden… Güçlü denizci en sonunda fermuarının kopçasını açtı ve yavaşça aşağıya doğru çekti. Lynn dehşetle büyülenmiş bir şekilde izledi bunu. Tel tel ilk apış kılları ve sonra da Tanrı’nın cezası o müthiş kabarmış güm güm atan siki ortaya çıkmıştı. Hans’ın hevesle sarsılan yalnız siki kuvvetle hücresinden kurtuldu ve tam kasıklarının ortasında dikildi, gittikçe büyüdü ve Lynn’e patlayacağını düşündürene kadar kabardı. Kendi histerik durumunda düşünebileceği tek şey Hollandalı’nın iç çamaşırı giymediğiydi. Hans’ın devasa, zonklayan kolonu pantolonunun fermuarından bir mızrak gibi fırlarken, Lynn hedefin kendi boğazı olduğunu hissetti. Hans ona doğru adım attı.

“Hayır …… Hans …… lütfen .. bunu yapma ….” ve Hans’ın bunu yapacağını, o kocaman penisini sertçe onun küçük, isteksiz amına ittireceğini birdenbire anlaması, onu bir mermi gibi vurmuş ve öldüreceğini düşündürmüştü.

Çığlık atmak için ağzını açtı ancak hiçbir şey çıkmadı ve o bir kaç saniyede Hans aralarındaki kısa mesafeyi katetti ve Lynn’in küçük ağzına kendininkini yapıştırdı; içine çekerek ve aç bir şekilde yiyerek … Hans kollarını uzatarak, onu kendisine çekti. Acıtır şekilde ellerini kadının kollarına batırdı, ağzı derin, vahşi bir öpücükle onunkini şiddetlice içine çekti.

Lynn direndi, ama ne var ki Hans sarılıp, onu daha yakınına getirerek, fırıl fırıl dönen ıslak dilini kadının ağzına daldırdı. Aynı anda bornozun üzerinden bedeninde gezdirdiği ellerini yumuşak, dolgun kalçalarına gömdü ve kadının ürkmüş bedenini, sertleşen kendi cinsel organlarına doğru kuvvetlice çekti.

Hans, çaresiz genç kadının kadife, ıslak ağzının tüm tepe ve boşluklarını tattı. Kadına sıkıca ve kuvvetlice sarıldı, tüm kaslar gerginleşmiş, elleri ve kolları onu bir mahkum gibi kelepçelemişti. Memeleri hoşça güçlü göğsüne bastırdı. Gönülsüz, korkudan sinmiş amcığını kendine sertçe yaslayana kadar bir baldırını Lynn’in bacaklarının arasında dolandırdı. Lynn, umutsuzca bir hareketle başını kurtarmaya çalıştı ancak Hans bir eliyle başını yakalayarak, ağzını yeniden daha derin ve daha sert bir şekilde kendininkine çekti.

Kendi bedeni, onu bu kadar kolayca tutan bu dev vahşininkiyle kıyaslanamayacak kadar küçüktü. Onun için fazla güçlüydü ve ondan kurtulması imkansızdı. İçgüdüsü ona bayılmış numarası yapmasını söyledi. Belki onu kandırabilir, onu incittiğini düşündürebilir, belki sonra bu vahşi saldırıyı durdurabilirdi. Ancak bunun faydasız olduğunu anladı. Hans onu öldürebilir, hatta çılgın şehvetinden dolayı bunun farkında bile olmazdı.

Şimdi bedeninde dolaşan elleri, yumuşak, yuvarlak kalçalarının üzerinde ilerledi ve ardından küçük, yumuşak memelerini avuçladı. Aniden bir elini sırtına uzatarak, sütyenin kopçasını koparırcasına çözdü. Elini ince sütyeninin altında dolaştırdı ve meme başını okşayarak aniden sertleştirdi. Bu beklenmeyen hareketin sıcaklığı damarlarından ve kan akışından usulca süzüldü. Farkında olmadan, ağzının içini sondajlayan dili isteklice emdi ve kasıklarında, memelerinde ve göbeğinde gezinen zevk dalgalarının tüm bedenine yayıldığını hissetti.

“Oh, evet, bebeğim, sen de istiyorsun … İstemezmiş gibi yapıyor, ama istiyorsun.” Hans’ın ağzı onunkini bıraktı ve aşağıya boynuna ve yanaklarının altına ilerledi. Ellerinin bornozunu soyduğunu, el yordamıyla kollarından çıkarmaya çalıştığını farketti. Şimdi, beyninde şimşek çaktı, şimdi tam sırasıydı. Tüm gücünü toplayarak kendini kurtarmaya çalıştı. Bir anlığına serbest kaldı ancak Hans ileri doğru atıldı, onu bileğinden yakalayarak ve oyuncak bir bebek gibi döndürerek sırtını ranzaya yasladı.

“Şimdi, zavallı, yaşlı Hansie’yi burada yalnız bırakmazsın, değil mi?” O zaman yalnız kalıp ne yapsın kendi kendiyle mi oynasın. Seninle oynasa daha hoş olmaz mı, bebeğim, olmaz mı?”

“Aman Tanrım” dedi Lynn. İri yarı kaptanın pantolonun üst düğmelerini çözmesini, üstünden yere bırakmasını ve çıplak kasıklarının tüm gücünü ortaya çıkartmasını izlerken sızlandı. Hans önünde ahlaksızca dikilirken, bedeninden mızrak gibi çıkan kalın sert siki beklentiyle güm güm atıyordu. Müstehcen bir sırıtışla, elini aşağıya doğru indirip morumsu, soğan biçimli başın üstündeki, kalın, sünnetsiz deriyi ileri geri sıvazlamaya başladı.

“Budur, değil mi bebeğim?” Onu maruz bıraktığı düpedüz utanç dolu işkencenin tadını çıkarırken, Hans sırıttı.”Peki, bunu, o küçük, taze amcığının içine kaydırana kadar bekle sadece, ona gerçekten minnettar olacaksın.”

“Kes artık! KES ŞUNU!” diye bağırdı kadın. Ancak o aldırmadı… Sert ranzaya yapışmışcasına yatan kadına sırıtmayı sürdürdü. Lynn, Hans’ın eliyle sert, etli sapı sıvazlamasından hipnotize olmuş, izliyordu. İnanılmaz kalınlığı, bilinçaltını allak bullak etmişti. Bu beni öldürür Tanrım diye düşündü.

Şehvetten çıldırmış denizci ona doğru ilerledi.”Bana yaklaşma. Yaklaşma … Lütfen?”

“Üstündeki şu bornozu çıkarsana, bebeğim, yoksa ben mi çıkarayım?”

Lynn, yarı şok vaziyette donmuş gibi, tamamen hareketsiz kaldı. Hans’ın kaba elleri, bikini altını yavaşça, çok yavaşça kalçalarından, baldırlarından çıkarırken, elleri bacaklarının içlerinde yumuşakça gezindi. Lynn sırtına doğru çıkan bir ürperti hissetti ve bilmeden zevkden inledi.

“İşte böyle bebeğim. Yaşlı Hansie, seni hayatının en büyük sikişine hazırlıyor, sakince dur şimdi!”

Lynn, tüm vücudunda heveslice dolaşan, tenini ateş gibi karıncalandıran, meme uçlarını sertleştiren ve amcığının gizli mağarasını nemlendiren ellerinin az çok farkındaydı.

“Tanrım, seyredilecek nefis bir manzarasın!” diyerek Hans yutkundu ve onu yukarıya, şehvetten heyecanlanmış kendi çıplaklığına doğru çekti, küçük memelerini sertçe göğsüne dayayarak dümdüz etti, elleri kıçının yuvarlak dolunayını avuçladı ve sikinin sert, kasılan gövdesi karnının yumuşak etini oyuncaya dek onu yakınına çekti.

“Oh bebeğim, iyi bir parça olacaksın … evet olacaksın … Oh bebeğim, o senin pembe minik amcığını ölümüne sikeceğim … Seni sırt üstü yatırıp, şu güzel bacakları başının üstüne kaldıracak ve bu yarağı, sen tadını alana kadar şu yumuşak beyaz karnının dibine kadar tıkayacağım.”

“Oh Tanrım …” Yüzü Hans’ın omuzlarına dayalı, neredeyse anlaşılmaz bir şekilde inledi. Müstehcen sözlerin aniden uyandırdığı erotik heyecanı idrak edemiyordu. “Oh, lütfen Tanrım, Hayır.” …

Hans, güçlü bedenini kaldırıp, üzerinde hareket ederken, çaresiz genç kadın ranzanın hafifçe bel verdiğini hissetti. Çabucak bacaklarını kapatmaya çalıştı ancak Hans’ın dizi ondan önce oradaydı. Hayır, bu bana olamaz!

“Tatlım, sadece şu güzel bacaklarını açsan ve Hansie’nin eve gelmesine izin versen ne olur” Onun burada mükemmel, büyük bir siki var, kendini küçük bir yuvaya sıkıştırmak için ölüyor.”

“Hayır Hans … lütfen Tanrım … Yapma … Lütfen!”

“Kahretsin, aç şunları!” Hans homurdandı ve Lynn gönülsüzce bacaklarını açtı; amının parlak ağzını onun merhametine bırakarak .. Kaptan diğer bacağını kaldırdı ve gönülsüzce yayılmış am dudaklarının üzerine amirane bir şekilde kendini yerleştirdi. Baş parmaklarını amının parlak pembe kıvrımlarına dayayarak, yumuşak, yuvarlak baldırlara avuç içlerini düz bir şekilde yerleştirdi. Ortaya çıkmış ıslak, mercan pembesi eti görmek için yavaş bir şekilde, uysalca titreşen dudakları kenara çekti. Parmağını biraz, belli belirsiz, klitorisin ufak kabartısında gezdirdi.

“Oh, çok güzel. Dayanılmaz kadar güzel.” dedi Lynn, kendinden geçmiş bir halde inleyerek. Dev denizci güçlü cüssesini aşağıya onun üstüne indirdi. İri bedeni Lynn’in küçük bedenini kaplamıştı. Lynn bu ahlaksız saldırı karşısında sızlandı. Hans, güçlü ve kıvrılmış bedeninin ağırlığıyla onu hapsederek sıkıca tuttu. Eli sızlayan sikini ararken ve kabarmış başı, hafifçe amcığının ıslak, zarif dudaklarına değdirip, yumuşak apış kıllarını aralamak için aşağı ve yukarı doğru sürterken, Lynn kafasını vahşi bir şekilde ileri, geri sallamaya başladı. İşte o anda Hans bir sevinç çığlığıyla, sikini, gönülsüz amcığının sıkı, ürkek ağzına doğru sertçe ittirdi.

Bir an için, Lynn o sığmaz, karnını yarar diye düşündü ve o zaman Hans’ın içinde olduğunu anladı. Soğan başlı dev yarağı, Lynn’i nefes almak için yutkunmak zorunda bırakan bir aceleyle, içine, dibine kadar kaydı. “Ahhhhhhhhhhhhhhhhhh!”

Çaresiz genç kadın, rahatlamak için nafile bir çabayla çılgınca debelendi. Ancak bu hareket, sadece erkekliğinin büyüyen gövdesinin, ihanet eden verimli amcığının çok daha derinlerine gömülmesine yaradı. Kaya gibi sert sik, Lynn’e baldırlarının sürekli basınçtan ikiye ayrılacağını düşündürene kadar ıslak duvarları genişleterek, isteksiz karnını vahşice sondajladı. Sonra pelvisini onunkine yankılanır şekilde tokat gibi şaklattı. Spermle davul gibi şişmiş taşaklarının, sıkıca kilitlenmiş kıçının yukarı kalkmış yanaklarının arasında şiddetle sallandığını hissetti.

“Tanrım… Lütfen… Durdur şunu!” Lynn, acı içinde çığlık attı.

Ancak seksden çıldırmış kaptan durmadı. Rahminin derinlerindeki ani işgale kendini alıştırması için ona bir saniye bile vermeden, birdenbire vahşi bir boğa gibi onu sikmeye başladı. Lynn, üstünde şehvetten çarpılmış yüzü, ağzı açık çaresizce seyretti. Hans merhametsizce içine dışına çekiç gibi çakarken, o maskenin ardında yatan şeyin ne olduğunu bulmaya çalışıyordu. Sonra, birden, acımasız vuruşların neden olduğu yakıcı ağrılara odaklanmış zihni, harap olmuş vajinasınının derinlerinde yavaş yavaş oluşan karıncalanma hissinde yoğunlaştı.

Lynn, daha iyi bir kaldıraç olacak şekilde dizlerini yukarı çekerek, sikten gerginleşmiş amcığını onu bir fırça gibi gıdıklayan Hans’ın kalın, kıllı apış arasına iyice yasladı. Lynn, kalçalarını yukarı ittirirken, Hans, kandan-şişmiş uzun sapı, bir tek kabarmış başı içinde kalacak şekilde rahminden çekti. Tümüyle çıkarır korkusuyla şişlenmiş kasıklarını yukarı, Hans’a doğru kaldırdı ancak o da karşılık olarak yeniden ileriye, damlayan ıslak amının derinlerine doğru ittirdi. Diplerine doğru kayan kauçukumsu et başının, hararetli amının duvarlarını ayırdığını hissederken, doyumsuz aç gözlü vajinası, koca deve doğru sıkıca kenetlendi; duvarları kaplayan sinirler, zonklayan formunun her parçasını beynine iletiyordu. Lynn, acıdan ziyade zevk hissederek, her uzun iç-darbede artık havada asılı duruyordu. Artık hemen almaya hazır amına Hans pelvisini bastırırken, taşaklarının ikiz torbalarının, gönüllüce açılıp, ortaya çıkmış kıçına hafifçe şaplattığını hissetti. Bu his mükemmeldi ve Lynn bir sonraki dalış çok daha derinlere gitsin diye, bacaklarını sonuna kadar olabildiğince açtı.

Hans şehvetten delirmiş sikini çıkarmak için kalçalarını geriye çekti. Doyumsuz amına daha hızlı bir devinimle çarparken, taşakları büzülmüş ufak götünü sertçe tokatladı.

“AAAAAAAHHHHHHHH!” Omurgası boyunca aşağı-yukarı birbirlerini kovalayan, her biri dikkat çekmek için rekabet eden fantastik hislerden dolayı çığlık attı.

İçinde, derinlerinde spermin oluşturduğu baskıyla denizcinin kaynayan ağır taşakları, çıplak kıçına yaslanmış aşağıda sallanırken, Lynn, onlardaki zonk zonk atan yaşamı hissedebiliyordu. Uzun, kalın yarağındaki enerjik devinim, Lynn’in tutku uyanmış bedeninin her tarafına gittikçe artan dalgalar gönderiyordu. Lynn onunla bir ritm tutturdu; iç vuruşlarda kalçalarını kaldırarak yukarı doğru ittiriyor, o çekilirken kalçalarını geri çekiyordu.

Hans’ın şehvetten kalkmış yarağı daha da büyüyormuş gibi görünürken ve sikişi daha, daha da hızlanırken, rahminde yanan ateş çoğaldı. Amından ıslanmış sik, onu sıkıca kavramış vajinasının içine ve dışına daha, çok daha kolaylıkla kaydı. Amının duvarları, zonklayan sikin her noktasını sarıp, sıkarken, Lynn çok daha yüksek doruklara çıkıyordu. Lynn, tüm bedeninin, aç gözlü amcığının bir parçası haline gelmiş olduğunu hissetti. Çıplak bedenine delicesine vuran bu etli dev gövde tarafından tümüyle tüketilmenin, o kadar mükemmel bir zevk yaratabileceğini önceden hiç hayal etmemişti. Bacaklarını mümkün olabildiğince yukarı kaldırarak, ateşli, sıcak rahminde muazzam bir güçle kavradığı harika siki içine çekmek ve emmek için baldırlarında heyecanla titreyen kasları germeye ve gevşetmeye başladı.

Lynn’e sanki bedeni tüm dirençten kurtulup zevke yöneliyormuş gibi geldi ve arzuladığı, ancak tanımlayamadığı yeni heyecanların kasıklarından sel gibi aktığını hissetti. Çok geçmeden, kaptanın usta ellerinin kıçında gezindiğini farketti ve ışıltılı ham bir zevk dalgası omurgasında yayıldı. Hans, ortaya çıkmış anüsüne parmağını dokundurduğunda ve aniden onu içine, sıkı direncine ittirdiğinde hissettiği ufak acı, tüm teslimiyetiyle kıyaslandığında hiç birşeydi ve zonklayan devasa sik ardarda darbelerle kasıklarını parçalara ayırsın diye, vahşice debelenmeye başladı.

İri sik başının rahminde daha da kabardığını hissederken, karnı kontrolsüz bir şekilde sarsıldı. Hans’ın sıcak sıvıyı her an püskürtmeye hazır olduğunu biliyordu ancak şu an dikkatini, kendi titreyen karnında artan spazmlara odaklamıştı. Sonra, aniden dev kolon, yanan amcığının içine, diplerine gömüldü ve başı onu patlayan bir balon gibi doldurdu. Patlayarak emici, sıcak rahmini dağlayan, parçalarcasına kükreyen dev dalgalar gibi, uzun kalın penisinde ilerleyen sıvının ilk ani sıcaklığını hissettiğinde, karnı büyük spazmlarla sarsılmaya başladı.

“OOOOOOoooohhhh! AAAhhhhhhhhhhh!” Püsküren koca alet, kendi orgazmından gelen sıcak, yapışkan meniyle amını doldurmaya başladığı an, Lynn de kendi orgazmından çığlık attı. Dev, kabarmış baştan delice fışkıran her damlayı hissedebiliyordu ve bu o kadar harika bir histi ki tüm rahmi bu zevke karşılık vererek patladı. Şehvete aç amcığı, içinde çılgınca sarsılan sike olabildiğince sıkı bir şekilde kenetlendi ve delice bir kasılmayla kendi menisini keyiflice püskürttü.

“AAAAAAaaaaaaaaahhhhh!” Bedenini kaplayan patlayıcı dağlayıcı arzuyla, muhteşem zevkin doruklarına tırmanırken, çığlığı başının içinde yankılandı. Çoşkulu bir şekilde kıvranan bedeninin üstünde gerilmiş olan adamın sırtına tırnaklarını batırdı ve onu, aşağıya, inip kalkan memelerine doğru sertçe çekti. Onun sıcak teniyle zaptedilmek istiyordu. Fışkıran sıcak sıvının hepsini alabilmek için sonuna kadar açılmış kalçalarını kaldırarak yukarı ittirdi ve kendi beyaz yapışkan menisi kasılan kıllı tepeden sel gibi akarak, aşağıya, yukarı kalkık, beyaz kıçının çatlağına (yarığına) doğru yavaşça ilerledi. Bedeninin tüm sıvıyı tamamıyla boşaltması sonsuza kadar sürecekmiş gibi geldi. Zaman zaman titreyen iki beden yavaşça dinginleşti ve Vera’nın güvertesini esrarengiz bir sessizlik kapladı.

“Tanrım” dedi Hans. İlk kendine gelen. “Tanrım”

Lynn yumuşakça inledi. Hans ona minnettar bir şekilde baktı.

“Bebeğim” dedi, “Bugüne kadar sikiştiğim en olağanüstü kadınsın”

Hafifçe gülümserken Lynn’in gözleri hala kapalıydı. “Hiç..,” söylemeye çalıştı. “Ben de hiç…” Sesi yavaşça kayboldu.

“Evet, bebeğim, ben de aynısını hissediyorum.”

Aniden Lynn’in yüzü bulutlarla kaplandı. Sersemce tutkularından sonra, bilinci tekrar yerine gelmişti ve ilk önce kim olduğunu, sonra nerede olduğunu ve en sonunda da uygunsuzca birbirine karışmış menilerinin okyanuslarıyla çevrilmiş durumda, amının içinde sönmüş sikiyle kımıldamadan duran adamın kim olduğunu hatırladı.

Lynn gözlerini açamıyordu. Kendisine bu müthiş zevki veren adamın kocası olmadığını görmeye ve ona bakmaya tahammülü yoktu.

“Git….lütfen..” Lynn mırıldandı.

“Ne oldu?” Hans mırıldandı.

“Lütfen…git…uzaklaş…”

Hans, tümüyle (sahip olduğu) boyun eğdirdiği ancak ona büyük zevk veren küçük kadına baktı.

“Tamam, bebeğim, şimdilik seni yalnız bırakıyorum ama tekrar görüşeceğiz.”

“Hayır…” Lynn sızlandı, ” Ben….asla… Asla bir daha…”

“Emin ol ki göreceksin, bebeğim. Geriye dönüş yok artık. Tümüyle yepyeni bir dünyaya adım attın ve sana bişey diyeyim mi? Daha hiç birşey görmedin.

“Lütfen….”

“Gidiyorum, tamam. Şu kahrolası pantolonumu giyeyim.” Hans kalktı, pantolonunun düğmelerini ilikledi ve tişörtünü gelişigüzel bir şekilde üstüne geçirdi.”Senin gibileri tanırım, bebeğim. Çok iyi bilirim. Uyandın artık bir kere ve bir daha uyku yok. Yine görüşeceğiz.”

“Oh hayır… hayır….”

“Oh evet, evet.” Hans kapıyı açtı ve ranzasında büzülmüş, arkasında hıçkıran figüre dönüp bakmadan kamaradan dışarıya doğru yürüdü.

SON

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Kayınpederimin Sayesinde Yediğim Yarraklar! (2. B&

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Asian

Kayınpederimin Sayesinde Yediğim Yarraklar! (2. B&

Sabah erkenden kalkıp işe gittim. Büroyu havalandırdım, çöpleri çıkarttım. Yarım saat sonra Ali bey geldi büroya, “Günaydın fıstık!” diyerek götümü avuçlayıp, sabah kahvesini istedi ve direk odasına geçti. Hemen kahvesini yaptım götürdüm. Beni çekti kucağına oturttu ve “Bir öpücük ver bakayım! Dün çok yordun bizi ya! Seninle çok işimiz var! Hele o götün sabaha kadar gözümün önünden gitmedi!” dedi. Dudaklarımı öptükten sonra göğüslerimi sıktı, “Hadi biraz emeyim şunları da, işimizi yapalım!” dedi. Gömleğimin düğmelerini açıp, sütyenimin askılarını indirdim. Memelerimi öptü, kokladı, yaladı ve emdi, sonra da, “Hadi git şimdi işinin başına!” dedi. Öğlene kadar odasından çıkmadı. Öğlen de, “Yemeğini sen burda ye, sonra da alışverişe çık, al şu parayı, kendine güzel seksi birşeyler al, akşamüstü gelirim ben!” deyip, bana AVM’de bir mağaza tavsiye etti.

Öğlen yemeğimi yedikten sonra, büroyu kapatıp AVM’ye gittim. Dediği mağaza çok lüks bir yerdi, çok kaliteli, seksi ve pahalı iç çamaşırları falan satıyordu. Ordan kendime iki takım seksi iç çamaşırı aldım, aynı renklerde topuklu terlik aldım, pahalı bir parfüm aldım, bir de beyaz saten gömlek aldım. Büroya döndüm. Akşamüstü Ali bey geldi. “Hoş geldin patron!” dedim. Güldü, “Hoşbulduk fıstık, aldın mı güzel birşeyler?” deyince, paketleri açıp gösterdim. “Çok güzel, aferin sana, bunları giyince tam bir oruspu olacaksın!” dedi. Ben de gülerek, “Ama sizin orospunuz!” dedim. “Hadiii git başımdan, azdırma beni şimdi!” dedi. Paketleri odama götürdüm dolabıma sakladım, sonra işimi yaptım. Akşam da erkenden beni eve gönderdi, “Yarın için iyice dinlen, öğlene doğru gel!” dedi.

Ertesi günü öğlene doğru işyerine gittim, açtım büroyu. Normalde Cumartesileri öğlene kadar Ali beyle ‘Fazla mesai!’ yapıyordum, ama bugün öğleden sonra Cavit beyi memnun edecektim. Tam etrafı temizliğe girişmiştim ki, kapı açıldı Ali bey geldi ve gülerek, “Hayırdır, ne yapıyorsun?” dedi. “Ortalığı toparlıyordum, bugün Cavit bey gelecek dedin ya?” dedim. Yine güldü ve “Bırak şimdi ortalığı, sen kendine bak! Cavit birazdan seni almaya gelecek!” dedi. “Tamam!” deyip, hemen üstümü başımı düzelttim, makyajımı tazeledim. Hazırdım. Ali bey, “Yanına dün aldıklarını da al!” dedi. O sırada Ali beyin telefonu çaldı. Konuşup kapadıktan sonra, “Cavit aşağıda seni bekliyor, hadi git! Unutma bak, onu perişan et, tamam mı? İhaleyi bizim almamız lazım, eğer senden memnun kalıp ihaleyi bize verirse, sana çok büyük ikramiye var!” dedi. “Sen bana bırak, hallederim!” dedim, dudağından öptüm ve seksi iç çamaşırların olduğu paketleri alıp aşağıya indim.

Aşağıda Buzgrisi renkte lüks bir Jeep bekliyordu beni. Kapıyı açtım, öne oturdum. Külotuma kadar sıyrılan mini eteğimi düzeltme gereğini bile hissetmedim. Kısa bir tanışma faslından sonra yola çıktık. “Gölbaşına gidiyoruz!” dedi. “Tamam!” dedim. Yolda havadan sudan, ordan burdan konuştuk. Güzelliğimden, Ali ve Mustafa beylerin beni nasıl beğendiklerinden bahsetti. Övgü dolu sözler söylemişler benim hünerlerim için. Sohbet ede ede, göl kenarında güzel bir villaya geldik. Arabayı villanın garajına soktuktan sonra içeri girdik. Harika bir villaydı. Elindeki poşetleri mutfağa koydu. Bahçeye ufak bir çilingir sofrası hazırladı. Etleri ızgaraya koydu. Ben de yardım ettim. Bu arada Cavit bey de Ali beylerin yaşlarındaydı. Çok güzel seks fıkraları anlatan, samimi, içten biriydi, sevecendi, nazikti. Ayrıca yaşına göre çok karizmatikti.

Izgaradaki etler pişince, oturduk yedik. Sonra sofrayı kaldırdık, içeri girdik. Duvarda kocaman dev ekran bir TV vardı. Ses düzeni harikaydı. Bira, kuruyemiş ve meyva getirdi, sehpanın üstüne koydu. Sonra bir porno film koydu. Evet, sanırım bizim sikiş başlamak üzereydi. Bana, “Yere oturalım rahatça şöyle, hadi gel!” dedi. Ben de, “Önce üstümü değiştireyim…” dedim, paketleri aldım ve giriş kattaki ilk gördüğüm odaya girdim. Üzerimi değiştirdim. Üstümde şimdi kırmızı dantelli bir Beybidoll vardı. Göğüslerim gözüküyor, ucunda kurdele vardı. Altımda yine kırmızı, dantelli tanga külodum vardı. Ayağımda ise topuklu, üstü tüylü bir terlik vardı. Kıyafetim kırmızı rujumla tamamlanmıştı. Saçlarımı açmıştım. Evet, bu halimle tam bir orospuydum. Salona döndüğümde porno çoktan başlamış, Cavit bey de üstünü çıkartmış, sadece Boxerla yerdeki beyaz uzun tüylü peluş halının üzerine oturmuştu. Beni görünce bir ıslık çaldı ve “Üfff, sen gel bakayım kucağıma otur!” dedi. Cilveli hareketlerle gittim kucağına oturdum. Beni uzun uzun öptü, göğüslerimi öptü, kulak memelerimi emdi, “Harika kokuyorsun!” dedi.

O benim kulak mememi emerken, ben de onun göğsündeki kılları okşuyor, kılları hafif hafif çekiyordum. Sonra elini bacağıma atıp, bacaklarımı araladı. Ben de bir ayağımı sehpanın üstüne koydum, iyice ayırdım bacaklarımı. Eli şimdi tangamı kenara çekmiş, amcığımı okşuyordu. Ben de onun Boxerını sıyırıp, ayaklarından çıkardım, yarağını aldım elime, sıvazlamaya başladım. Yarağının başı iyice şişmiş, morarmaya başlamıştı. Dayanamayıp toparlandım, hemen yarağına yumuldum. Yarağının başını yavaş yavaş dudaklarıma sürtüyor, dilimi gezdiriyordum. Bunu yaparken de taşaklarını okuyordum. Yarağını ağzıma alıp emmeye başladığımda, o da kasılıp inlemeye başladı. Keyif aldığı her halinden belliydi. Yarağı ağzımda iyice büyüyordu. Boşalmamak için kendini tutuyordu belli ki. Kısa bir an yarağını ağzımdan çıkarıp, “Hadi boşal ağzıma, yutayım döllerini, sik ağzımı hadi aşkım!” deyip yeniden soktum ağzıma ve emmeye devam ettim. Birden gırtlağıma kadar sokup yanardağ gibi patladı. Yutuverdim hepsini. Sonra ağzımdan çıkarıp yarağının başını öptüm ve “Sen harika bir erkeksin, yarağın çok müthiş, döllerinin tadı da bir başka!” dedim.

Sarıldı bana. Bu söylediklerimi daha önce hiçbir kadından duymamış. Biraz dinlendikten sonra beni yatırdı yere, tanga külodumu çıkardı, gömdü başını amcığıma. Kokluyor, öpüyor, yalıyor, parmaklarını sokup çıkartıyor amıma. Arada bir de baş parmağını götümün deliğinde gezdiriyor, başparmağını götüme sokmaya çalışıyordu. O böyle yaptıkça ben de zevkin doruklarına çıkıyordum. Sonra yeniden kalkmakta olan yarağını gösterdi ve sırtüstü yattı, beni üstüne ters aldı, 69 olduk. Ben onun yarağını emerken, o da göt deliğime diliyle masaj yapıyordu. İki parmağını amıma sokmuş, sanki parmağıyla kavanozdan bal çıkartıp yalıyormuş gibi, resmen zevk sularımla ıslattığı parmaklarını emiyordu.

Yarağı yeterince sertleşince beni üstünden indirdi, yere yatırdı, yan çevirdi, bacağımı araladı, arkadan amıma soktu yarağını. Gidip geliyordu. Bir taraftan da meme uçlarımı parmaklarıyla kıvırıyordu, ufalıyordu. Harika bir şeydi bu. Bir süre sonra yarağını amımdan çıkarıp, sırtüstü yattı ve kalkıp yarağına ters oturmamı söyledi. Kalkıp dediği gibi oturdum, yarağını amıma alarak. “Yavaş, kıracaksın!” dedi. Kalktım, tekrar aynı pozisyonda, ama busefer ağırlığımı vermeden, elimle yarağını tutup yavaş yavaş amıma sokup sokup çıkartmaya başladım. O ise ellerini başının altına kenetlemiş, yarağının amıma giriş çıkışını seyrediyordu. Sonra isteği üzerine yüzümü ona döndüm. Başladı sırayla memelerimi emmeye, bir taraftan da amıma pompalamaya devam ediyordu. Bu durum beni iyice azdırıyordu. İkimiz de aynı anda boşaldık.

Kan ter içinde kalmıştık. Banyoya gidip güzelce yıkandık. Banyodan çıkınca, o salona gitti, ben de iki dakika müsade isteyip paketleri bıraktığım odaya gittim. Bu sefer dantelli siyah iç çamaşırı takımı giydim. Üstüme de beyaz saten gömleği giyip, düğmelerini de kapatmadım. Salona gittim. Yine ıslık çaldı, müthiş olduğumu söyledi. Yanına oturdum. Bana da bira açmıştı. İlk defa bira içecektim. Biralarımızı içtik, biraz çerez, biraz meyva yedik. Biranın tadı rakıdan daha güzel geldi bana. İlk şişeler bitmişti, ikinci biraları da açtı. Kendimize gelmiştik biraz. Bacaklarımı okşadı. Saten gömleğimi çıkarmadan, dantelli südyenimin üstünden taşan göğüslerimi öptü. Sonra bacaklarımın üstüne yattı ve o halde südyenimden kurtartdığı memelerimi emmeye başladı. Ben de yine göğsündeki kılları çekiştiriyordum. Epeyce emdi memelerimi. Göz göze geldik. “Doydun mu memelerime?” deyince, “Doymak mümkün mü? Sabaha kadar emsem bu memelerini ve amını, doymam ben!” dedi.

Baktım yarağı yine kalkmıştı, elimi atıp okşadım biraz. Müsade isteyerek kalktı, çekmecelerin birinden Vibratör ve krem aldı geldi. Dörtayak üzerine domalmamı istedi. Domaldım hemen. Vibratörün titreşimini çalıştırıp, amıma soktu. Titreşim amımdan bütün vücuduma yayıldı sanki. Sonra, “Götüne girmek istiyorum, müsade var mı?” diye sordu. “Tabi erkeğim, neremi istiyorsan sikebilirsin!” dedim. “Harikasın, iyice aç bacaklarını ozaman!” dedi. Açtım bacaklarımı iyice. Göt deliğimi epeyce bir yaladı, parmaklarıyla genişletti. Sonra kremi de sürdü göt deliğime ve daha ne olduğunu anlamadan öyle bir soktu ki yarağını götüme, çığlığı bastım. İlk defa Ali bey sikmişti götümü, ama hiç bu kadar acımamıştı. Cavit bey şimdi götüme yarağını köküne kadar sokup çıkarttıkça, benden elimde olmadan anırır gibi sesler çıkıyordu. Amımda Vibratör titreşiyor, götüme de gerçek yarak girip çıkıyordu ve ben zincirleme orgazm olup boşalıyordum. Cavit bey ise parmaklarını ağzıma sokmuş, şuursuzca götümü sikiyordu…

Sonunda o da boşalmış ve yarağı götümün içindeyken üstüme kapaklanmış kalmıştı. İkimiz de burnumuzdan soluyorduk ve yine terden sırılsıklam olmuştuk. Dizlerimin ağrıdığını söyleyince, yarağını götümden çıkarıp üstümden kalktı. Beni de kaldırdı, gidip yıkandık tekrar. Ama bacaklarım titriyordu. Salona geldiğimizde bana, “Bitirdin beni aşkım, müthiş bir kadınsın, seni sürekli sikmek isterim, ama bu günlük bu kadar yeterli, hadi giyin de çıkalım!” dedi. Çok sevinmiştim buna, bir daha sikmek isteseydi dayanamazdım sanırım. O salonda giyinirken, ben de odaya gidip normal kıyafetlerimi giyindim. Salona geldiğimde çantama tomarla para koyarken gördüm. Birbirimize teşekkür edip, öpüştük, villadan çıktık. Arabaya bindik hareket ettik, ama bir süre götümün üstüne oturamadım, çok canım yanıyordu. Beni büronun önünde indirdi, kendisi devam etti. Ben de iç çamaşırlarımın olduğu paketleri bürodaki dolabıma koyup çıktım. Bir taksiye bindim, eve gittim.

Eve girer girmez, görümceme, “Başım ağrıyor, çok yorgunum!” dedim ve odama gidip yattım. Kayınpederim evde değildi, muhtemelen kahvehaneye gitmişti. Aradan birkaç saat geçmişti, görümcem geldi uyandırdı, “Yenge yemek hazır, hadi gel babam çağırıyor!” dedi. Kalktım, elimi yüzümü yıkadım, yanlarına gittim. Kayınpeder belli ki para istiyordu, fazla mesaiden geldiğimi biliyordu. Hemen çıkartıp geçen günkünden biraz daha fazla para verdim. Kayınpederim, “Aferin kızım sana, bak isteyince nasıl çalışıyor insan!” dedi ve parayı cebe indirdi.

Kayınpederimin ağzı kulaklarına varıyordu, çalıştığım ve para getirdiğim için çok memnundu. Hoş ben daha çok memundum bu durumdan. Hem evde oturup sıkılmıyordum, hem bir sürü para biriktiriyordum. Hem de bol bol yarak yiyordum ve erkeksizliğimi gideriyordum. Evdekiler de beni daha çok seviyorlar ve artık bana evişleri yaptırmıyorlardı. Yemekten sonra sofrayı da görümcem topladı, bulaşıkları yıkadı, çay demleyip getirdi, meyva hazırlayıp getirdi. Aslında görümceme de çok üzülüyordum, normalde benim yaptığım evişlerini zavallı kızcağız yapıyordu şimdi. Yine de keyfime diyecek yoktu, onlarla oturdum biraz TV seyrettim, sonra odama gidip yattım. Ertesi gün Pazar’dı, iş te yoktu, ‘Fazla mesai!’ de yoktu.

Pazar sabahı geç uyandım. Uyanık halde yatakta bir süre tembel tembel yattım, gerindim. Sütyen takmam, sadece külot ve gecelikle yatarım hep. Geceliği sıyırıp göğüslerime baktım, Cavit bey morartmış mı diye. Morluk falan yoktu, çok güzel görünüyorlardı. Açlıktan midem guruldamaya başlayınca kalktım. Sütyenimi takıp eşofmanlarımı giydim, elimi yüzümü yıkadım, salona geçtim. Kayınpederim yine kahvehaneye gitmişti. Görümcem evde tekti, TV’deki moda programlarından birini seyrediyordu kızcağız. Beni görünce hemen gülümseyerek kalktı, “Günaydın yenge, kahvaltını hazırlayım!” diyerek koştu mutfağa. Görümcem liseyi bu sene bitirmiş, evde kısmetini bekliyordu. Aklı fikri, biran önce zengin biriyle evlenip, evin baskısından kurtulmaktaydı. Babaevinde sıkılan her genç kız gibi, o da evlenince daha özgür ve bolluk içinde yaşayacağını sanıyordu. Görümcem çok güzel bir kızdı, boyu posu da yerindeydi, ama henüz hiç talibi çıkmamıştı.

Ben kahvaltımı yaparken, görümcem de bana eşlik etmek için kendine çay doldurdu. Neşeli bir şekilde kahvaltımı yaptım, sohbet ettik. Görümcem masayı toplarken kalktım yardım ettim. Sonra içimden geldi, “Hadi Müjgan, seninle bugün Kızılay’a inip, biraz gezip dolaşalım! Ben babamı arar izin alırım!” dedim. Görümcem, “Ciddimisin yenge!” diyerek sevinç çığlığı attı ve boynuma sarıldı. Ben de ona sarıldım. Ama o bana okadar sıkı sarılıyordu ki, eşofmanın üzerinden bile vücudunun sıcaklığını hissediyordum. Yanağı yanağıma, göğüsleri de göğüslerime yapışmıştı. Göğüslerinden göğüslerime sanki elektrik akımı geçiyor, tüm vücuduma yayılıyordu. İçim bir tuhaf olmuştu, göğüs uçlarımın sertleştiğini hissediyordum. Bacak aram da karıncalanmaya başlamıştı. Biraz daha o halde kalsak, kesin orgazm olacaktım.

Gülerek, “Tamam Müjgan! Yeter bu kadar!” dedim. Ama görümcem, “Seni çok seviyorum yenge!” diyerek daha sıkı sarılıyor ve yanağıma ıslak ıslak öpücükler konduruyordu. Sanki içimde ılık ılık birşeyler akıyordu. “Dur kız, boşaltacaksın beni!” deyince, görümcem sarılmayı bırakıp çekildi. Ama yüzü kıpkırmızı olmuştu. Acaba o da benim hissettiklerimi hissetmiş miydi, bunu bilmiyordum. “Hadi oyalanmayalım, giyinip çıkalım!” dedim. Giyinirken kayınpederimi aradım, “Baba, biz Müjgan’la Kızılay’a ineceğiz, biraz dolaşacağız!” dedim. O da, “Tamam kızım, ama akşam erken gelin! Haa, iktisatlı olun, gereksiz şeylere para harcamayın!” dedi. “Tamam baba!” deyip kapattım. Giyinip evden çıktık. Otobüs durağına kadar yürüdük. Ben ordan geçen bir taksiye el edince, görümcem şaşırdı, “Çok para tutar yenge, otobüsle gitseydik?” dedi. “Takma kafana, hadi bin!” dedim, arka kapıyı açtım, bindik. Şöföre Kızılay’a gideceğimizi söyledim.

Kızılay’da indik taksiden, yürüyerek epey bir dolaştık. Kavaklıdere, Küçük Esat, Tunalı Hilmi’de falan gezdik, Kuğulu parka gittik. Karnımız acıkınca güzel bir Cafeye oturduk, birşeyler yedik, içtik. Tabi iki tane genç güzel bayan olunca, erkekler sürekli takılıyor, asılanlar oluyor, çıkma teklifi falan ediyorlardı. Görümcem erkeklerin bu ilgisi karşısında hemen yılışıyordu. Bazıları çok yakışıklı gençler olsa da, ben onların bu teklifleri nazikçe geri çeviriyordum, (Kusura bakmayın, bizim sevgililerimiz var!) veya (Biz Lezbiyeniz!) diyerek görümceme sarılıp, yanağından öpüyordum. Erkekleri başımızdan savınca da, arkalarından gülüşüyorduk. Daha sonra yine Kızılay’a yürüdük, AVM’leri, mağazaları gezdik. Görümcemin içi gidiyordu vitrindeki pahalı şeyleri gördükçe. İstesem, gördüğümüz şeyleri alacak param vardı, ama görümceme bunu açıklayamazdım. Onun için birşey almadan çıkıyorduk. Akşama kadar gezdik, eğlendik, sonra bir taksiye atladık. Mahalleye gelince yine otobüs durağında indik, eve kadar yürüdük.

Eve girdiğimizde, kayınpederimin ilk sorduğu şey, “Gereksiz para harcadınız mı?” oldu. “Yok baba, sadece birer çay içtik!” dedim. Akşam yemeğini hazırlamakla yine görümcem görevlendirildi. Yemekten sonra, herzamanki gibi, hep beraber oturup, TV, çay, meyva faslından sonra, ben müsaade istedim, yatmak için. Yarın işe gitmem gerekiyordu çünkü. Ben odama girdikten hemen sonra TV’nin sesi kesildi, onlar da odalarına çekildiler. Geceliğimi giyinip, yattım, uyudum.

Kaç saat uyuduğumu bilmiyorum, gece bir ara odamın kapısının açılmasıyla uyandım…

[Hümeyra]

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Büyük Yaraklara Hastayim

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Asian

Büyük Yaraklara Hastayim

ALINTIDIR

Selam arkadaşlar 24 yaşında uzun boylu esmer oldukça çekici sexsi ve guzel sayılabilecek bir kızım.Hayatimda ilk defa basima gelen bir olayi anlatmak istiyorum size .Bu arada ben yurt disinda yasiyan bir bayanim birgun isten cikip eve gitmek icin arabama bindim evimle isimin arasi 45 km oldukca uzak sayilir bizim firmada calisan bir arkadas yolun kenarinda durmus otostop yapiyordu tabiki o kisiyi tanidigim icin durdum ve sordum , ne oldu konustuk benide birakirnisin deyip rica etti oldukca uzun boylu tam bir cukolata renkli cok yakisikli idi Zenci olmasina ramen firmada tum kizlarin agzinin suyu akiyordu cocuga,erotik filimlerde hep zencilerin yaraklari cok buyuk oluyordu eminimki bununk**e oldukca buyuktur icime kurt dustu ne yapip edeip kendimi siktirmem lazimdi coniye Otobana cikmistik iyice sohbeti koyulastirdik sira sexse gelmisti uzun zamandir sex yapmadim icin bilemiyiceyim dedim peki benle yapmak istemezmisin dedi ben tabiki kulaklarima kadar kizardim .konusmak normaldi ama boyle bir teklifi hic beklemiyordum .bilmem dedim hadi gel seni bir doyurayim dedi peki neden olmasin dedim .Bu aradada ben esinden ayrilmis dul bir bayanim .Arabayi yolun kenarinda bir parka cektim coni elini fermuarina atip fermarini acti sikini disari cakarti aman buda nedir boyle diyerek nerdeyse kucuk dilimi yutacaktim bileyim kalinlikta oldukca uzun olan o sey karsimda duruyor dona kaldim.hadi gel deyip coni uzerine cekti beni o harika seyi yalamak istiyirum dedim coni arabadan disari cikip kapinin onune dikildi ben koltukta oturarak yalamaya basladim sikinin basi yumrugum kadar vardi agzima alamiyordum dondurma yalar gibi yaliyordum ama ne dondurma bitip tukenmeyen sanki kirk yildir hasret gibi yaliyordum gerci normal esimden ayrildigimdan sonra ilk defa biriyle oluyordum.ben yaladikca coninin siki daha bir kalkiyor sanki kasiklarindan disari cikacak gibi ,bana yala bebeyim harika yaliyorsun muhtesemsin diyerek sanki gaz veriyordu ben cildirmis gibi yaliyor yukardan asagiya asagidan yukariya amimin sulari pontolanimdan akiyordu .coni beni tutup kaldirdi arabanin uzerine oturtup kilotumu çikartip amimi yalamaya baskladi oyle bir yaliyorduki sanki aklim cikacakmis gibi artik o yalamaya dayanamayip ben coninin agzina bosaldim sonra coni beni arabanin icersine ters cevirdi ve o muhtesem yaragini yavas yavas icime soktu okadar buyuk siki alabileceyimi hic tahmin etmemistim ama hepsi icimdeydi cildiriyordum sanki conininde benden farki yoktu oda kendinden gecmis bu kadar atesli am hic sikmedim diyordu adeta ikimizde cildirmistim ,coni cigliklar atarak ben geliyorum dedi bende geliyorum debim ikimizde cigliklar atarak bosandik.ikimizde yorgun dusmistuk birer sigara icip yola koyullduk ama bu sefer arabami coniye verdim o suruyor bense coninin muhtesem sikini yaliyor dum hala doymamistin ben yaladikca o kasiliyor ve cildiriyirdu daha fazla dayanamayip ben geliyorum deyip arabayi saga cekip suratima bosalti .kalani evde devam ederiz deyip evine gittik uc defada evinde yattik ayrilirken ben daha once hic tr ami sikmemistim muhtesem oluyormus dedi bende hic zenciyle yatmamistim dedim sonra sik sik beraber evine giderek coniye kendimi siktiriyordumm istediyim her seyi yapiyordu coni,ve coniyle konustuk anlastik bir arkadasini getiecek va 3 lu yapacaiz arkadaslar dusununsene iki zenciyle. Sizlere onuda yazarim en kisa zamanda opuyorum erkekleri aman sikinize iyi bakin ha ne olur ne olmaz.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

pendik escort istanbul travestileri istanbul travestileri ankara travestileri ensest hikayeler pendik escort antep escort gaziantep escort adapazarı escort adapazarı escort buca escort izmir escort üsküdar escort izmir partner kayseri escort izmir escort malatya escort bayan kayseri escort bayan eryaman escort bayan pendik escort bayan tuzla escort bayan kartal escort bayan kurtköy escort bayan ankara escort canlı bahis şirketleri canlı bahis siteleri kaçak bahis kaçak iddaa canlı bahis güvenilir bahis sakarya escort görükle escort bursa escort görükle escort bayan